Aharon’un mottosu: Kocaman gülümsemek

Aharon’un mottosu: Kocaman gülümsemek

Gezgin Moshe (Musa) Aharon, Gazette’ye konuştu. Muhabirlerimizden Hüseyin Gül’e konuşan Aharon, dünyayı gezmek isteyenlere tüyolar verdi. Aharon, “Hayallerini takip etmekten korkmasınlar ve her şeyi kocaman bir gülümsemeyle yapsınlar. En nihayetinde tüm yaşam büyük bir deneyimdir ve hayatın tadını çıkarsınlar” dedi.


İşte Aharon ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli röportaj;

Seni biraz tanıyabilir miyiz, Moshe Aharon’un hayat hikâyesi nedir?

Bnei Brak adında dini bir şehirde, 9 kardeşli dindar bir ailede büyüdüm. 14 yaşındayken İsrail’de otostop yapmaya başlamıştım. 20 yaşında da dini okuldan ayrılmaya ve kendimi aramaya başladım. Kendime yürüyüş malzemeleri aldım ve beş hafta boyunca 500 millik bir yürüyüşe çıktım. Gezi sırasında özgür bir adam olmak istediğimi farkettim. Dünyada nasıl geçineceğimi öğrenmek için bir yıl boyunca üniversite eğitimi aldım. İngilizce, matematik, fizik gibi dersler gördüm. İsrail’deki herkes gibi okuldan sonra orduya katılmak zorunda kaldım ve iki yıl orduda görev yaptım. Ordudan sonra çok sevdiğim doğa ile bağlantı kurmak için çobanlık yaptım. Koyunlara baktım. Çünkü koyunlar benim en sevdiğim hayvan.



Aslında dünyayı dolaşmaya çocuk yaşta karar vermişsin. Bu süreç senin için nasıl gelişti?

14 yaşından 24 yaşına kadar tüm bu süre boyunca, boş zamanlarımda otostop çektim. Dünyayı gezmek için büyük bir arzum vardı ama korktum. Çünkü İngilizce bilmiyordum. Sosyal medyada dünyayı dolaşan insanlar hakkında araştırma yaptım ve bana deneyimlerini anlatmalarını istedim. Edindiğim bilgilerle cesaretimi topladım ve yürüyüş malzemelerini almaya başladım. Daha sonra da Macaristan’a ucuz bir uçak bileti almak için işten ayrıldım. Tabi, uçuştan önce özgürlük yolunda gözlüklerimden de kurtulmak için lazer ameliyatı geçirdim ve yola çıktım.

Yolculuğuna Macaristan'dan başlamak senin için nasıl bir deneyim oldu?

Evet, yolculuğum Macaristan’dan başladı. Budapeşte havaalanından, 10 günlük festivale katıldığım Balton Gölü yönünde otostop çekmeye başladım. Festivalden sonra yola çıktım. Kocaman bir gülümseme ve özgürlük duygusu ile dolaşmaya başladım. Aslında bana verilen eğitim; dünyada çok fazla kötü insan olmasıydı ve korkmam gerektiğiydi ama ben, bu algıyı yıkmak ve gülümsemek istedim. Macaristan dâhil Avrupa’da tam 21 ülke gezdim ve her yerde sadece iyi insanlarla karşılaştığım için çok mutluyum.

Yaklaşık 21 tane ülke gezdim dedin. Hangi ülkeleri gezdin, bize söyler misin?

Macaristan, Hırvatistan, Slovenya, Avusturya, Almanya, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç, Fransa, İtalya, Slovakya, Ukrayna, Transdinyester, Moldova, Romanya, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Yunanistan ve Türkiye. Yakın bir zamanda küçük kardeşimin düğünü için İsrail’e dönmeyi ve daha sonra da tekrar Türkiye’ye gelip, Türkiye üzerinden Hindistan’a kadar gitmeyi planlıyorum. Hindistan’a olan rotamda Gürcistan, Kazakistan, Rusya, Sibirya, Moğolistan, Çin ve Nepal olacak. 


Yaptığın gezi sana neler kattı, nasıl bir ders çıkardın?

Yaptığım geziden öğrendiğim en önemli ders, tüm insanların iyi olması ve bir gülümsemenin uluslararası bir dil olduğu. Dünya benim için çok iyi bir yer. Ayrıca doğayı korumanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Tüketimimi de minimum plastik kullanmak, doğayı korumak ve saygı duymak için mümkün olduğunca azalttım.

Seyahatin esnasında maddi olarak nasıl geçiniyorsun?

Genelde ucuz marketlerden basit yiyecekler alıyorum. Çadırda kaldığım ve otostop çektiğim için harcamalarım da minimum seviyede oluyor. Yemek paramı da gitar çalarak topladığım para ile karşılıyorum. Bu da seyahat esnasında bana yetiyor.

Peki, sence ülkemiz nasıl bir yer? Türkiye’yi beğendin mi?

Aslında Türkiye’ye endişelerle geldim. Çünkü Müslüman bir ülkede nasıl seyahat edeceğimi bilmiyordum. Bu yüzden Antalya’ya kadar otobüsle gittim. Kısa sürede kafamdaki o önyargıyı da yıktım. Çünkü Türkiye’de harika insanlar tanıdım. Antalya’da da arkadaşım Ali Saydan ile tanıştım ve beraber doğuya doğru gitme kararı verdik. Doğuya doğru yaptığımız yolculuğumuzda da iyi insanlarla tanıştık.

En beğendiğin 5 ülkeyi sayar mısın?

Şu ana kadar en beğendiğim 5 ülke; Arnavutluk, Türkiye, Ukrayna, Romanya ve Danimarka. Çünkü bu ülkelerde çok iyi insanlarla karşılaştım, doğaları çok güzel ve çok rahat otostop çektim. En beğendiğim 5 şehir ise; Adana (Türkiye), Serenade (Arnavutluk), Kopenhag (Danimarka), Wachigen (Hollanda) ve Lübeck (Almanya).

Yaptığın gezi sırasında mutlaka güzel veya kötü bir anı biriktirmişsindir. Bu anıları bizimle paylaşır mısın?

Yunanistan’ın Pire limanında iki tane sokak köpeği saldırdı. Ellerim bomboştu ve ceketim falan yırtılmıştı. Resmen canımı zor kurtarmıştım. Ukrayna’da da bir kelime bile konuşmadan bir kamyon şoförü ile 10 saat boyunca yol gitmiştim. Ben Rusça, o İngilizce bilmiyordu. Gerçekten çok ilginç bir anıydı. Fransa’da güzel bir aile beni 4 gün boyunca misafir etmişti. Arnavutluk’ta da bir ay boyunca terk edilmiş bir plajda kaldım.  Kendime orada taştan bir ocak inşa ettim ve medeniyetten uzak bir yaşam sürdüm. Romanya’da ise, piknik için gelen insanlar bana 4 gün boyunca yemek ve su ikram etti.


Dünyayı dolaşmak isteyen gezgin adaylarına ne tavsiye edersin?

Hayallerini takip etmekten korkmasınlar ve her şeyi kocaman bir gülümsemeyle yapsınlar. En nihayetinde tüm yaşam büyük bir deneyimdir ve hayatın tadını çıkarsınlar.

Son olarak bizlere ne söylemek istersin?

Türkiye’ye ve Gazette’ye çok teşekkür ederim. Tabi 5 aydır bana yardım eden ve destek olan herkese de teşekkür ediyorum.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER