Beyşehir Gölü ve Hızla Kuruyan Su Kaynaklarımız - ADEM AKOL

11 Aralık 2019 Çarşamba 00:31

Türkiye’nin Van Gölü ve Tuz Gölü’nden sonra, 800 kilometre karelik alanı ile 3. Büyük gölüdür Beyşehir Gölü... Depoladığı 6 milyon metre küplük su hacmi ile ülkemizin en büyük tatlı su kaynağıdır...

Dünyada içilebilir 10 gölden biri olan Beyşehir Gölü’nün su seviyesi, son günlerde 26 metreden 6 metreye kadar düşmüş... Beyşehir Belediye Başkanı feryat ediyor... Gölün, tarımsal sulamada bilinçsizce kullanılması ve diğer yanlış su politikalarının göle zarar verdiğini iddia ediyor...

Nasreddin Hoca’nın maya çaldığı, binlerce göçmen kuşa barınak olup hayat veren; Konya’daki 350 kilometre karelik 12 metre derinliğindeki Akşehir gölü bu günlerde sadece kuru sazlıklara ev sahipliği yapıyor...

Bir zamanlardaki görüntüsüyle, Türkiyenin nazar boncuğu olarak bilinen; 6 metre derinliğe sahip Meke Gölü de, bir avuç su bulunamaz duruma getirilmiş günümüzde...

Türkiye’nin ikinci en büyük tatlı su gölü olma özelliğini taşıyan, İsparta’daki Eğridir Gölü’nde de su seviyesi azalarak kuruma periyoduna girmiş bulunuyor... Su seviyesi 16 metreden 6 metreye kadar düşmüş durumda...

Antalya, İsparta, Burdur, Denizli, Kaş platformuna göre Türkiye’de son 50 yılda 36 göl tamamen kurumuş...

Dünya genelinde de durum pek farklı değil... Yüz yıllık bir süre içerisinde, su tüketimi 10 kat artarken; bugün dünya nüfusunun üçte biri, içme suyu dahi bulmakta zorlanıyor, yarıya yakın kısmı ise su sıkıntısı çekiyor... Avrupa’da kişi başına günde 160 litre su tüketilirken, Somali’de günde 5 litre suya bile zar zor ulaşabiliyor insanlar ...

Yapılan bir araştırmaya göre; önlem alınmazsa, 30 yıl sonra dünya nüfusunun yarısı içecek su dahi bulamayacak...

Peki nedir bunun sebebi..? Niye dünyadaki su kaynakları yetersiz olmaya başladı insanoğluna..?

Çok önemli iki büyük sebebi var bunun... Küresel ısınma ve kontrolsüz nüfus artışı...

Bilinçsiz ve daha fazla kar güdüsüyle hareket ederek, doğaya salınan gazların oluşturduğu örtü; sera etkisi yaparak dünyamızı hızla ısıtmaktadır... Her ne kadar da dünya ülkeleri ‘küresel ısınma’ diye adlandırdığımız bu felaket rakamını 1.5 derece altında tutmaya çalışsalar da; onun üzerine çıkışını önleyemeyerek süratle buzulların erimesine yol açıyor...

Küresel ısınma, su yüzeylerinde buharlaşmayı artırarak; su kaynaklarımızın azalmasını hızlandırıyor; mevsim değişikliklerine yol açarak, yağışların azalmasına neden oluyor...

Kuraklaşmanın ikinci büyük nedeni olan kontrolsüz nüfus artışı ile, neredeyse 8 milyara dayanmış olan dünya popülasyonu ve dengesiz insan dağılımına; artık cevap veremez olmuş tahrip edilen doğamız...

Peki ne yapmalıyız..? Bu tehlikeyi nasıl savabiliriz..?

Yapılması gereken çok şey var aslında... Bunu 3 başlık altında özetleyebiliriz...

Birincisi: Tüm dünya ülkelerinin, özellikle de sanayileşmiş olanların; küresel ısınmayı 1.5 derecenin çok altına indirebilmek için, yeterli önlemleri muhakkak almaları gerekmektedir... Ayrıca, bazı ülkelerdeki plansız nüfus artışını önlemenin de, çözümleri üretilmelidir.

İkincisi: Ülkemizin bazı bölgelerinde hala daha salma sulama yöntemi ile yapılan tarımdan vazgeçip, bir an önce damlama sulama sistemine geçilmesi gerekmektedir... Öte yandan, yeraltı su kaynaklarını hızla yok eden; keyfi ve aşırı tüketime yol açan; izinsiz açılmış kuyuların, denetim altına alınması kaçınılmazdır.

Üçüncüsü: Biz vatandaşların alması gereken önlemlerdir; su kaynaklarının sonsuz olduğunu düşünerek hoyratça su tüketmekten artık vaz geçmeliyiz... Bilinmelidir ki; bu ülkede yaşayan her vatandaş; alacağı bazı basit tedbirlerle, su tüketimini yarıya rahatlıkla indirebilir...

Suyu harcamak yerine kullanmayı öğrenmeliyiz...

Unutmayın; tasarruf en büyük su kaynağıdır...

Önümüzdeki süreçte, en büyük güç; su kaynaklarını israf etmeden kullanabilen, petrol değil ama zengin su rezervlerine sahip ülkelerin elinde olacaktır.

Günün Sözü

İhtiyacından fazlasını tüketmemek, tüketirken ziyan etmemek yüksek bir bilincin göstergesidir.

Temel Aksoy

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI