Bu Sefer Bizi Yanıltın..! - ADEM AKOL

26 Kasım 2019 Salı 01:28

“Bu seferki görüşmelerin farklı geçeceğini bilmek, Kıbrıs halkının en tabii hakkıdır” diyor Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün akşam Berlin’de başlayan Kıbrıs müzakereleri için... KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da “arzumuz Berlin’den Kıbrıs’a iyi haberler iletmektir” derken Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Anastasiades ise Berlin buluşması için fazla iyimser olmadığını ancak bir an önce müzakerelere yeniden başlama şansını yakalayabileceklerini belirtti...

Osmanlı İmparatorluğu 1571 yılında Venedikliler’den aldığı Kıbrıs adasını, 307 yıl yönettikten sonra 1878 yılında İngilizlere kiralamak zorunda kalır, ardından 1914 yılında İngilizler adayı ilhak ederler...

Kıbrıs’taki Türk nüfusu ve Türk mülkü, Rumlar’dan fazla olmasına rağmen; Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme dönemlerinde azalmaya başlar, İngiltere’nin sömürge idaresi altında ise Rumlar’dan sayıca oldukça geride kalır... Bu üstünlüklerini ve İngiliz yönetiminin onlara sağladığı avantajları da kullanarak, EOKA terör örgütünü kurarak Türklere karşı şiddet eylemlerine başlarlar ve kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhak taleplerini yoğunlaştırırlar...

Rumlar’ın tek başlarına ‘self-determinasyon’ hakkı elde edebilmek için Birleşmiş Milletlere yaptıkları müracaatlar kabul edilmez ve 1959 yılında Zürih ve Londra Anlaşmaları sonucunda Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantürlüğünde, Türkler ve Rumlar’ın ortaklığı ile Kıbrıs Cumhuriyeti kurulur...

Ancak Rumlar, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama idealleri olan ENOSIS mücadelesini devam ettirirler... Bu amaçla, Zürih ve Londra anlaşmaları sırasında Türkler’e fazla haklar verildiğini iddia ederek 1960 anayasasını değiştirmek isterler...

Rumlar’ın bu talepleri, Türkiye ve Kıbrıs Türkleri tarafından kabul edilmeyince 21 Aralık 1963 günü Türkler’e karşı kapsamlı ve sistematik saldırılara başlarlar... Bunun sonucu olarak, 30 bin Kıbrıslı Türk, yaşadıkları 103 köyü terk etmek zorunda kalırlar ve nisbeten daha güvenli bölgelere kurulan çadırlarda yaşamaya mahkum edilirler...

Bunun üzerine, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964’te aldığı bir kararla adaya uluslararası ‘barış gücü’ gönderilir; ancak Yunanistan’ın adaya gizlice asker göndermesini engelleyemez...

1967 yılında, Yunanistan yönetimini darbeyle devralan askeri Cunta’dan güç alan Rumlar ve Kıbrısta’ki Yunan askerleri; Boğaziçi ve Geçitkale köylerine düzenledikleri saldırılar sonucunda Türkiye’nin garantörlik hakkını kullanacağı ihtarı üzerine geri çekilirler...

Türkler’le Rumlar arasındaki müzakereler, ilk kez Boğaziçi ve Geçitkale olaylarından hemen sonra başlar ve Yunan Cuntası’nın 15 Temmuz 1974 tarihinde adayı Yunanistan’a bağlamak için Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı yaptığı darbenin ardından 20 Temmuz’da Türkiye’nin başlattığı Mutlu Barış Harekatı sonrasında da devam eder...

2005 yılına kadar Rauf Raif Denktaş, 2005 ile 2010 yılları arasında Mehmet Ali Talat, 2010 ile 2015 yılları arasında Derviş Eroğlu ve 2015 yılından beri de Mustafa Akıncı tarafından tam 52 yıldır, Rum tarafını yöneten çeşitli liderlerle Birleşmiş Milletler’in gözetiminde sayısız müzakere yapılır...

İlk kez Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan zamanında süregelen müzakerelerle olumlu bir sonuca yaklaşılır 2004 yılında... Anlaşmanın onayı için yapılan referandumda; Annan Planı yüzde 65’lik bir oranla Türkler tarafından kabul edilirken, maalesef yüzde 76’lık oranla Rumlar tarafından reddedilir...

52 yıl boyunca yapılan yüzlerce müzakere öncesinde Türk liderleri, sonuca ilişkin yapıcı temennilerde bulunurken, Rum tarafından ne öncesinde, ne sırasında, ne de sonrasında olumlu hiçbir beyanat gelmez... Aynen 25 Kasım arifesinde Rum tarafının lideri Anastasiadis’in verdiği pesimist beyanatlar gibi...

Türk tarafı, en tutucu liderler döneminde bile olumlu sonuç almak için katıldı toplantılara... Rum tarafının kafasında ise görüşmeleri çıkmaza sokmanın planları vardı hep... Aynen dün akşamki Berlin toplantısında olduğu gibi...

Görüşmelerin sonucunu henüz bilemiyoruz, ancak biz bu filmi yüzlerce kez gördük... Ümit vaad eden bir sonuç çıkma ihtimali çok zayıftır... Daha önce söylediğimiz gibi; müzakerelerle boş yere vakit harcayıp enerjimizi tüketeceğimize, KKTC’nin gelişmesi ve tanınması için mücadele etmek en doğrusudur... Emin olun; güçlü bir KKTC’nin ayağına gelir ‘anlaşma...’

Her şeye rağmen liderlere; “bu safer bizi yanıltın” demek geliyor içimden...

Günün Sözü

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı...

Martin Luther King

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI