Srebrenitsa Katliamı ve Nobel Edebiyat Ödülü - ADEM AKOL

12 Aralık 2019 Perşembe 00:05

Srebrenitsa, Bosna-Hersek’in doğusunda, Sırp Cumhuriyeti’nin içinde bulunan, Bosna-Hersek ile Sırbistan’ın sınırında 30 bin nüfuslu bir kenttir... Yugoslavya Federal Cumhuriyeti yıkılmadan önce tamamen bir müslüman Boşnak yerleşim bölgesi olmasına rağmen, nüfus aktarımı sonucunda bugün kentin yarısını Sırplar oluşturuyor.

1945 yılında 6 sosyalist cumhuriyetin katılımıyla kurulan Yugoslavya Federal Cumhuriyeti; Devlet Başkanı Josip Broz Tito’nun 1980’de ölümünden sonra başlayan etnik çekişmeler, ekonomik bunalım ve Doğu Avrupa’daki değişikliklerin etkisi ile, 20 yıl süren iç savaşın sonunda 7 egemen ülkeye bölünür... Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Karadağ ve Kosova.

Yugoslavya’da iç savaş sürerken 1990’lı yıllarda; Sırp’lar, Bosna’daki müslümanlara karşı soykırım başlatırlar... Birleşmiş Milletler teşkilatı, aralarında Srebrenitsa’nın da bulunduğu 6 kenti, güvenli bölge olarak ilan eder ve bölgeye Barış Gücü askerlerini gönderir...

Srebrenitsa’nın güvenliğinden 600 Hollandalı Barış Gücü askeri sorumludur... Güvenliği sağlamak adına kentteki silahlar toplanır... Ancak kapalı kapılar arkasında yapılan pazarlıklar sonucunda, Hollandalı askerler kenti terk ederek Srebrenitsa’yı Sırp askerlerine brakırlar...

11 Temmuz 1995’te General Ratko Mladiç komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Bosna-Sırp ordusu, Srebrenitsa’ya girer... Bir hafta süren kanlı saldırılar, kentin kökünü kazımaya yeter... Aralarında kadın ve çocukların da olduğu 8 binden fazla sivil Boşnak, topluca katledilir... Birçoğu, iş makineleri tarafından açılan toplu mezarlara gömülür... İkinci Dünya savaşından sonra Avrupa’nın göbeğinde yaşanan en büyük soykırım olarak tarihe geçer, Srebrenitsa katliamı.

Ülkelerine dönüşte madalyalarla ödüllendirilseler de, yıllar sonra Hollanda mahkemesi; Srebrenitsa’yı Sırp’lara brakarak terkeden Hollanda askerlerini yargılayarak suçlu bulur...

2007 yılında, Lahey Adalet Divanı da Srebrenitsa’da yaşananları ‘soykırım’ olarak kabul eder; ancak bundan Sırbistanın sorumlu tutulamayacağına karar verir...

Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanı; Srebrenitsa’ya giren Sırp komutan Ratko Mladiç’i yargılayarak, müebbet hapse mahkum eder... Katliamın yapıldığı dönemde Sırbistan Devlet Başkanı olan Slobodan Miloseviç de soykırımla suçlanır, ancak yargılanması devam ederken tutuklu bulunduğu cezaevinde ölü bulunur.

Peter Handke 1942 yılında Avusturya’da doğup, 12 yaşına kadar din ağırlıklı eğitim veren bir okulda okuduktan sonra, Hukuk Fakültesi’ndeyken yazmaya başlayarak eğitimini yarım brakan ve annesinin intiharı üzerine kaleme aldığı ‘Mutsuzluğa Doyum’ isimli romanı ile ünlenen asi karakterli bir yazar...

2019 Nobel Edebiyat Ödülü, yazdığı kitaplardan dolayı Peter Handke’ye verilmesi uygun görülmüş ödül komitesi tarafından... İsveç’in Stockholm kentinde önceki gün düzenlenen törende ödülünü İsveç Kralı Carl 16. Gustaf’tan alır ırkçı Peter Handke.

Bosna-Hersek’te yaşanan soykırımı inkar ederek, her fırsatta eski Sırp lider Slobodan Miloseviç’e duyduğu hayranlığı dile getirir Peter Handke... Kosova’da savaş devam ederken yayımlanan bir makalesinde “Sırpları destekliyorsanız, ayağa kalkın” ifadesini kullanır...

Daha ileri giderek; Saraybosna’daki Müslüman Boşnaklar’ın kendi kendilerini öldürüp, suçu Sırplara attıklarını iddia ederek “Sırplar’ın Srebrenitsa’da soykırım yaptığına asla inanmıyorum” der... Hatta cezaevindeyken Miloseviç’i bizzat ziyaret ederek destek beyanında bulunur ve lehine tanıklık etmek için girişimler başlatır.

Tükiye büyük tepki koyar bu duruma... Ödül törenini, katılmayarak protesto eder... Arnavutluk, Kosova ve Hırvatistan da katılmaz törene...

Yazarlar ve siyasetçiler’den Nobel komitesine büyük tepkiler gelir... 60 bin imzalı bir dilekçe ile “Balkan Kasabı Slobodan Miloseviç’in destekçisine” ödül verme kararının geri çekilmesi istenir... Komite başkanı, yapılan eleştirilere “amaç, olağanüstü edebi eserlerini kutlamak; kendisini değil” sözleriyle yanıt verir.

Nobel ödülleri, 1895 yılında Stockholm’de; dinamitin mucidi kimyager ve mühendis Alfred Nobel’in kurduğu dernek tarafından verilmeye başlanır ilk kez 1901 yılında... Alfred Nobel’in vasiyeti üzerine, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmektir esas amaç... Yıllar geçtikçe, ‘Nobel’ ismi dünyanın en prestijli ödülü olarak kendini kabul ettirir.

Henry Kissinger’in, 1973 yılında; savaş bitmeden, Vietnam savaşını sona erdirmedeki katkısından dolayı Nobel Barış ödülünü alması ile başlayan; 1994 yılında, Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Yaser Arafat’ın, ayni ödülü İsrail Başbakanı İtzak Rabin’le paylaşması; daha sonra 2009 yılında, Orta Doğu’yu kan gölüne döndüren Barack Obama’ya layık görülen barış ödülü ve şimdi de büyük bir soykırımı inkar eden Peter Hanke’ye verilen edebiyat ödülü...

Nobel ödülleri prestij yitirirken; sadece Srebrenitsa’da katledilen 8 bin masum insanın değil, Alfred Nobel’in de kemikleri sızlıyor...

Günün Sözü

Ben Avrupa’ya giderken, kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü biz, çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik.

Aliya İzzetbegoviç

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI