Babil (1) - BARIŞ SANIGÖK

25 Mart 2020 Çarşamba 16:49

Babil, Mezopotamya’da adını aldığı Babil kenti etrafında M.ö 1894 yılında kurulmuş, Sümer ve Akad topraklarını kapsayan bir imparatorluktur. Babil'in merkezi bugünkü Irak'ın El Hilla kasabası üzerinde yer almaktadır. Babil halkının büyük bir kısmını tarih boyunca çeşitli Sami asıllı halklar oluşturmuştur. Bölgede konuşulmuş en yaygın dil Akadca olmuş olmasına rağmen Sümerce dinsel dil olarak kullanılmıştır. Aramice ise ilerleyen yıllarda bölgenin lingua francası konumuna gelmiştir.

Başlangıçta Akad İmparatorluğu'nda yer alan önemsiz ve güçsüz bir şehir iken, şehrin Amori hükümdarı Hammurabi tarafından kısa süre içinde büyüyen ve gelişen şehir kısa ömürlü de olsa bölgedeki en güçlü imparatorluklardan biri haline gelmiştir. Bu dönemden sonra tüm Güney Mezopotamya'ya Babil denilmeye başlanmış, devletin kutsal şehri Nippur olmuştur. Hammurabi'nin oğlu altında güçten düşen devlet uzun süre boyunca Asur, Kassit ve Elam egemenliği altında kalmıştır. Şehir Asurlular tarafından yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. M.ö 609-539 yılları arasında hüküm sürmüş Yeni Babil İmparatorluğu bağımsızlığını Asurlulardan Keldani Nebupolassar önderliğinde kazanmıştır. Bu devletinde çökmesi ile Babil şehri Ahameniş, Seleukos, Part, Roma ve Sasani egemenliği altında kalmıştır.

Babil Kulesi (İbranice: מגדל בבל ‎ Migdal Bavel), Tevrat'ta ve Dünya'nın birçok bölgesinde yerel efsanelerde bahsi geçen, o dönem insanlarının tanrıya ulaşmak için inşa edilmiş kule.

Konu hakkında Pieter Briegel'in Babil kulesi resmi

Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında da

Tanah ve Eski Ahit hemen hemen aynı olduğu için her iki dinde Babil bahsi aynıdır. Babil kulesinden Tevrat'ın Yaratılış (Tekvin) kısmında bahsedilir.

"… ve bütün Dünya'nın sözü bir, dili birdi. Şarktan göçtükleri zaman Sinear (Sümer) diyarında bir ova buldular, orada oturdular. Birbirlerine 'gelin, kerpiç yapalım, onları iyice pişirelim. Onların taş yerine kerpiçleri, harç yerine ziftleri vardı. Yeryüzünde dağılmayalım diye kendimize bir şehir, başı göğe erişecek bir kule yapalım' dediler. Ve ademoğullarının yapmakta olduğu şehri ve kuleyi görmek için Rab indi. Onlar bir kavm, hepsinin tek dili var. Gelin inelim, birbirlerinin dilini anlamasınlar diye onların dilini karıştıralım. Rab onları oradan dağıttı ve şehri bina etmeyi bıraktılar. Bundan dolayı onun adına Babil dendi." (Al-Gailani Werr, L., 1988. Studies in the chronology and regional style of Old Babylonian Cylinder Seals. Bibliotheca Mesopotamica, Volume 23)

Efsaneye göre Tanrı, kendisine ulaşmaya çalışan insanların kendini beğenmişliğine kızar ve o zamana kadar aynı dili konuşmakta olan insanların dillerini karıştırarak birbirlerini anlamalarını engeller. Kulenin yıkılışı Tevrat'ta anlatılmaz, ancak Jubilees veya Leptogenesis olarak bilinen Yahudi belgelerinde anlatılır.

Dinî bir bakış açısıyla bu hadise, sıklıkla insanın kusurluluğunu Tanrı'nın kusursuzluğu ile kıyaslamak ve Dünya'daki yüzlerce dilin kökenini açıklamak amacıyla kullanılır.

İslami kaynaklarda ise, İsmi verilmemekle beraber Kur'ân-î Kerim'de Babil Kulesi'ne benzer bir kuleden bahsedilir. Hadisin Tevrat'taki ile benzer olmasına rağmen Babil'de değil, Hz. Musa (a.s) yaşadığı dönemde Mısır'da geçer. Firavun, Haman'a kendisine kilden bir kule inşa etmesini, çıkıp Hz. Musa (a.s)'ın Allah'ına bakacağını söyler. (Kasas - 38)

Kur'ân-î Kerim'de Babil şehrinden Bakara Suresinin 102. ayetinde bahsedilir. Harut ve Marut isimli iki melek, insanları imtihan etmek için Allah tarafından Babil'e gönderilirler. Burada insanlara sihir öğretirler. Melekler, sihrin küfür olduğunu söyledikleri hâlde insanlar bu sihri öğrenmekte ısrar edip karı-kocayı ayırmaya yarayan sihirler öğrenirler.

Babil'den Yakut el-Hamavi'nin yazmalarında ve Lisan el-Arab'da bahsedilir. Hadiseye göre bütün insanlar rüzgârın önüne katılarak bir yerde toplanırlar. Buraya sonradan Babil denir. Babil'de insanlara Allah tarafından değişik lisanlar tahsis edilir ve yeniden rüzgârla geldikleri yerlere dağıtılırlar.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI