En Büyük Öğretmen - BARIŞ SANIGÖK

28 Kasım 2019 Perşembe 02:14

Şirk, tevhidin zıddıdır. Tevhid anlam bakımından nasıl ki birlik, birleme, bir olma ve Allah'tan başka ilah olmadığı anlamına geliyorsa, şirk de temelde düaliteye dayalı birçokluğu, ortaklığı putlarını, yanlışlarını, ahlaksızlıklarını ve cahilliklerini ifade eder.

O dönemin yöneticilerinden birkaçı;

Ebu Leheb, Ebu Cehil ve Ebu Süfyan gibi Mekke Müşrikleri, Mekke kodamanlarına karşı ne olursa olsun dimdik durmuştu...

Hz. Muhammed (s.a.a)'in davasının – ki o davanın adı İslam’dır- en temel ilkesi de tevhid inancı idi.

Tevhid; bir olma, birlik, birleme anlamına gelmektedir.

Hz. Muhammed (s.a.a), o dönemde Mekke’ye egemen olan şirk düzenine karşı tevhid inancını ortaya ileri sürdü.

Tevhid: Tektanrıcılık kavramının İslam terminolojisindeki karşılığıdır.

Tevhid, Allah'ın isim ve sıfatları konusunda şirki reddetmektir. Araf - 180'de "En güzel isimler (esmaul husne) Allah'ındır" denir. Antropomorfizm veya onu mahlukata benzetmek teolojik olarak reddedilen bir davranıştır. Yine tevhid ehline göre "Allah'ın kemal sıfatlara sahip olduğuna ve bütün noksan sıfatlardan ve mahlukata benzemekten uzak olduğuna mutlaka inanmak gerekir." ve "Kemal sıfatlarını yitiren tanrı (put), müdebbir ve Rab olamaz. Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir. Hamd, ezelde ve ebedde, Celal ve Kemal sıfatlara sahip olana aittir. Çünkü hamde layık olan sadece O'dur."

"Le ilehe illallah Muhammeden Rasulullah"

Anlamı, Allah'ın varlığına, tekliğine, tüm yetkin niteliklerin kendisinde toplandığına, eşi ve benzeri bulunmadığına ve Hz. Muhammed'in Rasulü olduğuna inanmak karşılığıdır. Tevhide inanan kişi mümin ve muvahhit adını alır.

Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin yaptığı en büyük devrimi;

Safa üzerinde İsaf, Merve üzerinde ise Naile adıyla iki put vardı. Cahiliye insanları hacc için sa’y yaptıklarında bunları meshederlerdi. İslâm dini ile gelen Hz. Muhammed (s.a.â) bu putları kırdırdı. Oku emriyle bizleri cahillerin karşısında onların tezini çürütecek doğru bilgilere sahip olmamıza sevketti.

Hz. Muhammed’in davasının yerel sonuçları da vardı. Bunların en önemlisi de dağınık halde yaşayan Arap topluluklarını birleştirmesiydi. O, kabileler halinde yaşayan ve devletleşemeyen Arapları önce Medine’de, Yesrib’te, sonra da Mekke ve tüm Arap yarım adasında devletleştirmeyi başaran büyük bir Arap önderidir.

O, Kur’an’ın ifadesiyle; “alemlere rahmet olarak gönderilen” bir nebi idi. Hz  Muhammed (s.a.â)’ın davasının bir yönüyle de halkların, milletlerin kardeşliği davası olduğunu bilmenizi isterim. İrtihalinden kısa bir süre sonra, özellikle de Emeviler dönemiyle birlikte onun davasının tamamen ters yüz edilmesi ise başka bir meseledir.

Bizlere eşitlik, özgürlük ve kardeşliği armağan eden, tevhid yolunda yürüme özgürlüğüne kavuşturan en büyük Öğretmen Hz. Muhammed (s.a.â) ve Ehl-i Beyt'ine sonsuz salat ve selam olsun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI