Miraç Gecesi - BARIŞ SANIGÖK

18 Mart 2020 Çarşamba 00:25

Miraç nedir? Hz. Muhammed (s.a.a)'in dışında da bir peygamber miraca gitmiş midir?

Daha önce Miraç Gecesi konusunu, anlamını ve önemini, daha önce köşe yazılarımda paylaştığım için, bugün burada bu konu hakkında farklı bir şekilde ele alacağım.

En önemli gecelerden biri Miraç, Arapça’da göğe çıkmak için kullanılan bu anlamda vasıta demektir. Rivayet ve tefsirlerde ise Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin fiziki olarak Mekke’den Beytu’l-Mukaddes’e gitmesine, oradan göğe çıkmasına, sonrada tekrar Mekke’ye dönmesine miraç denmektedir. Rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Rasulullah Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz dışında herhangi bir peygamber miraca gitmemiştir; sadece Hz. Süleyman, Hz. İdris ve Hz. İsa gibi peygamberler miracın bazı merhalelerinin benzerini yaşamışlardır. Yine rivayetlerden Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin miraca bir kere gittiği anlaşılsa da farklı özelliklerde defalarca miraca gittiğide söylenebilir.

Ulemalar Miracın zamanı konusunda değişik rivayetler olduğunu ve gerçekleştiği tarihi hakkında ihtilafa düşmüşlerdir. Gününün doğru olduğu konusunda kesin bir şey söylemiyorlar.

Kesin tarihi bilmemek, benzeri birçok olayda olduğu gibi burada da miracın gerçekleşmediği manasına gelmez.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.â) miraçtan sonra direkt olarak Mekke’ye dönmüş, bu önemli olayı Kureyş halkına anlatmış ve onu delillerle ispatlamıştır. Ayrıca nübüvveti boyunca miraçta gördüklerinden söylenebilecek olanları sade bir şekilde insanlara anlatıyordu. Onların çoğu rivayet ve tefsir kitaplarında kaydedilmiştir.

-Miraç, Arapça’da göğe çıkmak için kullanılan vasıta demektir. Bu dilde merdivene de miraç denilmektedir. (İbn-i Manzur, Lisanu’l Arap, c.2, s.322)

Kur’an-î Kerim'de İsra suresinin birinci ayetinde Rasul-i Ekrem’in (s.a.â) mucizevi bir şekilde Mescidu’l-Haram ile (Mekke) Beytu’l-Mukaddddes (Mescidu’l-Aksa) arasındaki uzak mesafeyi Allah’ın yardımıyla bir gecede gittiği anlatmaktadır. Bu yolculuk daha uzun bir yolculuğa, yani göklerde dolaşmaya ve ilahi ayetleri görmeye hazırlık olmuştur. Olayın ikinci kısmı Necm suresinin ilk ayetlerinde anlatılmıştır. Bununla birlikte miraç kelimesi Kur’ân-î Kerim’de geçmemiş, bu kelime rivayetlerde ve söz konusu ayetlerin tefsirinde Leyletü’l-Miraç (Miraç Gecesi) şeklinde gelmiştir. Ona böyle bir ad verilmesi Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin bu yolculukta ‘Burak’ yıldırımdan hızlı olan adlı bir bineğe bindiği için ve göğe yükseldiği içindir. (Hür Amuli, Muhammed b.Hasan, Vesail-uş Şia, c.5, s.257, H.6483, Müesseset-ü Al-ul Beyt, Kum, H.K.1409)

Bu mucizenin Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz ile sınırlı olup olmadığı konusuna gelince, akli ve dini ölçülere göre diğer peygamberlerinde Allah’ın yardımıyla mucize hızıyla yerde ve gökte hareket etmelerine ve Allah’ın ayetlerini görmelerine herhangi bir engel yoktur. Ancak Kur’ân-î Kerim’den ve sahih rivayetlerden bu şekilde göğe çıkıp sonra ümmetinin içine dönerek tebliğine devam eden hiçbir peygamberin olmadığı anlaşılmaktadır.

Bazı ayetlerde, Hz. Süleyman (a.s)'ın rüzgarın vasıtasıyla süratle dünyanın çeşitli yerlerine gittiğinden veya Hz. İdris (a.s) ve Hz İsa (a.s) gibi peygamberlerin göğe yükseldiklerinden bahsedilmektedir. Ama bunların hiçbiri Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin miracına tam olarak benzememektedir. Oysaki Hz. Süleyman (a.s)'ın yolculuğu yeryüzünde idi. Hz. İdris (a.s) ve Hz. İsa (a.s) ise göğe yükseldiler ama dönmediler. Bu yüzden bu her iki Peygamberin yeryüzünde bir mezarı yoktur.

Bazı rivayetlerde Hz. İsa (a.s)  gökte olup Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhurunu ve O'na yardım etmeyi beklemektedir. (a.g.e. c.8, s.49, H.10)

Allah (c.c) Rasulüne böyle bir mucizeyi defalarca verebileceğine inanıyorsak da miraçla ilgili ayetlerden ve rivayetlerintamamınaysa bahsedilen bu özellikteki bir miracın Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin yaşamında bir kere gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Buna ek olarak Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin fiziki miracının bir kere, ama manevi miracının defalarca olduğunu açıkça söyleyebiliriz.

Nitekim; "namaz mûminin miracıdır" olduğunu belirten senetli hadisler vardır. (Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l Envar, c.79, s.247, Müessessetü’l Vefa, Beyrut, H.K.1404)

Hatırlatmak gerekir ki, birçok tarihi olayın kendisine, öğretilerine, ibretlerine dikkat etmek onun zamanını tam olarak bilmekten çok daha önemlidir. Zaman ve mekana haddinden fazla önem vermek asıl olaydan bir tür uzaklaşmak demektir. Belkide bu yüzden Allah (c.c) Kur’ân-î Kerim'de birçok peygamberin adından ve yaşamından bahsederken hiçbirinin doğum, bi’set ve irtihal tarihini tam olarak vermemiş, birinin dışında, hiçbir peygamberin peygamberlik süresini zikretmemiştir.

Miraç, henüz İslam’ın temellerinin zayıf olduğu ve İslam tarihinin yazılmaya başlanmadığı dönemde gerçekleşmişti.

-İsra suresinin birinci ayetine göre miracın hedefi ilahi ayetleri Peygambere yani Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize göstermektir. Kur-ânî Kerim'de, "yerde ve göklerde ne varsa tümünün, hatta insanların bile Allah’ın ayetleri" olduğunu vurgulamaktadır.

Buna göre Allah c.c miraçta yalnızca normal ayetleri değil onların yanı sıra çok büyük ayetleri Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize göstermek istemiştir. Allah (c.c) bu ayetleri "Allah’ın büyük ayetleri" diye nitelemiştir. (Necm - 18)

Biz derkedemeyeceğimiz (idrak edemeyeciğimiz) için Hz. Muhmmed (s.a.â) Efendimiz, Miraç günü için birçok sahih hadiste rivayet olarak anlatırken, günümüze orada yaşadıklarının bir kısmı anlatılmıştır. Ancak Müslümanlar olayın aslını kabul etmelerine karşın maalesef hadis yazmada meydana gelen duraklamadan dolayı bu alanda çeşitli ve bazende çelişkili rivayetler karşımıza çıkmaktadır. Bu bazı kişilerin taraf tutar tarafından kesinlikle kaynaklanmaktadır.

Miraç incelemesinde bulunan bir kısım: Bu gruptaki rivayetler mütevatir olup doğruluklarında şüphemiz yoktur der. Peygamberimizin (s.a.â) miraca gittiği konusunu ele alan ama ayrıntılara girmeyen rivayetler bu türdendir. Böyle rivayetler doğal olarak kabul görürler.   

Yine başka bir kısım ise: Miracın akıl ve dinin ilk ölçüleriyle çelişmeyen bazı ayrıntılarını anlatan rivayetler; Peygamberimizin göklerde dolaşması, peygamberlerle görüşmesi, arş, sidretu’l mûnteha, cennet ve cehennemi görmesi bu ayrıntılardandır. Bunları kabul ediyor, elimizde ki sahih hadisler sebebiyle rüyada değilde Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin uyanıkken gerçekleştiğine inanıyoruz.

Yine başka bir kısım ise: Kimi hadis ve rivayetlerin zahirleri bazı bilgilerimizle uyuşmamaktadır. Ama bazı yönlerden bu uyuşmazlık giderilebilir. Örneğin Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin cennettekilerin nimetler içinde olduğunu, cehennemdekilerinde azap içinde görmesi gibi (burada kıyamet gelmeden insanlar nasıl cennette ve cehennemde olabilirler sorusu aklımıza gelebilir. Böyle rivayetleri tevilleriyle kabul etmek gerekir.

Bu alanda ki onca rivayeti burada köşe yazımda aktarmak mümkün olmayacağından, bu konudaki kitap ve makalelere ya da Gazette'nin youtube kanalında yayınlanacak olan sohbetlerime bakabilirsiniz. (Tavsiye edebileceğim kitap örneğin, Tefsir-i Nümune’nin 12. ve 22. ciltlerinde miraç hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz)

- Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.â) miraçtan nasıl döndüğü ve döndükten sonra neler yaptığı konusunda bazı rivayetlerde Peygamber Efendimiz (s.a.â) gökten yeryüzüne indikten sonra direkt olarak Mekke şehrine geldiği ve kendileri hakkında çok endişe duyan Ebu Talib ile görüştüğü nakledilmiştir. (Bahsi geçen kitapta çok şaşırtıcı bilgiler var)

Sonra miraç olayını Kureyş’e haber vererek onların bu konudaki şüphe ve sorularını cevapladı. Örneğin Beytu’l Mukaddes’in özellikleri (a.g.e. s.309) ve yolunun üzerinde olan Kureyş’in kervanı hakkında (a.g.e. s.335) sorular sormuş ve Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz de onları cevaplamıştır.

Allah Rasulü Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin miraçta uygun gördüğü şeyleri sonradan anlattığı konusunda rivayetler vardır. Bu rivayetlerde ‘Esra Bi’ (Götürdü Beni) veya Araca Bi (Yükseltti beni) gibi ibareler geçmiştir. Onları İslami İlimlerin toplandığı yazılım programlarında arama yaparak çok sayıdaki miraç hadisine ulaşabilirsiniz.

Bu mübarek Miraç Gecesinin feyzine  Allah (c.c) Hz. Muhammed (s.a.â) ve Ehl-i Beyt (s.a) hürmetine, dünyamızı tehdit eden tüm şerlerden korusun. Dualarınız kabul olsun dileklerimle.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI