İHA Afişlerinden Dünya Starlığına - CAN UĞURATEŞ

22 Mayıs 2020 Cuma 07:14

İnsanın geniş hayal dünyası, onu yaratılışından kaynaklı dürtülerin etkisinde gelişmelere zorlamaya devam ederken, ardı ardına gelen savaş süreçlerinin ısrarlı kazanımı isteği, gözlerini ulaşılması zor olana, gökyüzüne çevirmesini sağladı. Bu çılgınca dürtü ve hırsların etkisi, Orville ve Wilbur Wright kardeşlerin 1903 yılında gerçekleştirdikleri uçuş denemesi sonrasında, insanlığı yeni bir teknolojik yaşam sürecine taşıdı. Wright kardeşlerin başarısıyla göklerde etkin kontrollü uçmaya başlayan insan, çok geçmeden, yeni bir yaratıcı dürtünün etkisiyle gelişen hayalleri doğrultusunda, fiziksel özellikleri nedeniyle bizzat yapamayacağı ya da yapmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uçuşları, bu kez insanın uzaktan kontrolündeki hava araçlarıyla yapabileceği fikrini geliştirdi.

Bu yönde çalışmalar artarken, radyo yönlendirme sistemlerinin babası olarak anılan İngiliz fizikçi ve mucit Archibalt Montgomery Low, 1916 yılında, ilk İnsansız Hava Aracını (İHA) geliştirdi. Aslında bu konudaki çalışmalar, ABD Deniz Kuvvetleri tarafından, 1911’de başlatılmıştı. İlk İHA ardından yapılan çalışmalar sonrası, bu sistemin keşif, gözetleme ve fotoğrafçılık dışında, muharebelerde daha etkin kullanılmasını sağlamak maksadıyla, silahlı kullanmanın gerekliliğinde, Amerikalı yön bulma sistemleri uzmanı Elmer Ambrose Sperry ile elektrik mühendisi Peter Cooper Hewit tarafından, Hewit-Sperry Otomatik Uçak olarak isimlendirilen, ilk Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) icat edildi. İlk SİHA, ilk uçuşunu Eylül 1917’de gerçekleştirdi. İlk SİHA, bugün kullanılanlardan oldukça farklı özelliklerdeydi ve görünümü, dönemin çift kanatlı uçaklarıyla hemen hemen aynıydı. O tarihlerde Birinci Dünya Savaşı tüm hızıyla devam ederken, birçok ülke, muharebelerde kullanılan uçaklarla yeni tanışmaya başlamıştı. Güç odakları, devam eden ve kuvvetle muhtemel, insanlığın hırslarıyla birlikte olabilecek muhtemel savaşlarda üstünlüğü ele geçirebilmek için gökleri hedeflerken, herhalde, hiç kimsenin aklına, bu teknolojik gelişmenin tanıtıma ihtiyaç duymasıyla, bir süre sonra, bir teknoloji çalışanının Dünya starı olacağı gelmemişti, üstelik askerlik mesleği ve bilim insanlığı dışında bir alanda.

Nisan 1912’den Nisan 1918’e kadar faaliyette olan ve bu tarihte Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) ile birleşen Kraliyet Uçan Kolordusu (Royal Flying Corps, RFC), İngiliz Ordusunun bir parçası olarak görev yapar ve önemli başarılara imza atarken, Reginald Danny’de bu kolorduda başarılı bir nişancı olarak görev yapıyordu. 1915’de sinema kariyeri başlayan Reginald Danny, bu görevinin ardından, ABD ve İngiltere’de birçok filmde rol aldı. Daha sonra, havacılığa olan ilgisinin ve girişimci ruhunun baskısıyla, 1934 yılında, radyo kontrollü model uçaklar üretmek ve geliştirmek için Reginal Danny İndustries’i kurdu. 1938’de bir uçak tasarımını Dennyplane adıyla pazarlamaya başlayan Danny ve ortakları, 1940 yılında, ABD Ordusunun dron ihalesini de kazandı.

Raginald Danny’nin arkadaşlarından biri de Ordu Hava Kuvvetleri Halkla İlişkilerde, Sinema Filmi Biriminde görev yapan ve aynı zamanda aktör olan, Yüzbaşı Ronald Reagan’dı. (Reagan, daha sonra, 1967-1975 arasında California Valiliği ve 1981-1989 döneminde ABD Başkanı olarak görev yaptı.) Firma, ürettiği İHA’lar için tanıtım afişi hazırlamaya karar verdiğinde, Reagan tarafından, Danny’nin havacılık tutkusuyla kurduğu Reginald Danny İndustries çalışanları arasında bulunan, Norma Jeane Baker isimli genç bir kadın fark edildi. Bu kadın, Ordu Hava Kuvvetlerinin bir unsuru olan, propaganda ve eğitim maksatlı film yapan, First Motion Picture Unit isimli kuruluştan bir fotoğrafçıyla çalışılarak ki Ronald Reagan kısa sürede bu birimde yüzbaşı olmuştu, şirketin ürettiği İHA’ların tanıtımı için tasarlanan afişlerde, model olarak kullanılmaya başlandı. Dikkat çeken afişlerdeki bu güzel kadın, doğal olarak çok kısa sürede Pin-Up mankenlik yapmaya başladı.

Bu kadın doğduğunda, ismi Norma Jean Mortensen’di. Ancak o, annesinin soy ismi olan Baker’ı kullanmaya başlamıştı. İHA tanıtım afişleriyle dikkatleri çeken Norma, 24 Ağustos 1946’da bir film şirketiyle sözleşme imzalarken, bu ismin, sinema için hiç de uygun olmadığı değerlendirildi ve 1930’ların Broadway yıldızı Marilyn Miller’e benzediği düşünülerek, Marilyn ismini kullanması istendi. Norma Jean yeni soy ismi olarak da büyükannesinin soy ismi olan, Monroe’yi kullanmaya başladı.  

Hollywood yapımcıları tarafından keşfedilen bu genç kadının rol aldığı ilk film, “The Shocking Miss Pilgrim” (Şok Edici Bayan Pilgrim) oldu ama afişte ismi yer almadı. Çok geçmeden ilk önemli filmi olan, Niagara’da oynadı ve bir süre sonra da “Gentlemen Prefer Blondies” (Türkiye’de gösterim adı: Erkekler Sarışınları Sever) filmi ve “How To Marry a Millionaire” (Türkiye’de gösterim adı: Milyoner Avcısı) geldi ve onu birinci sınıf oyuncular arasına taşıdı. Eski Norma yeni Marilyn, ardı ardına birçok filmde rol alırken, şarkı da söylemeye başladı ve başarılı da oldu.  

Bu genç kadın, farklı yaşantısıyla da ABD medyasında etkin olarak yer alırken, bir dönem, adı, ABD’nin suikastla yaşamını yitiren dördüncü Başkanı olan, John F. Kennedy ile de anıldı.

Reginal Danny İndustries’in bir çalışanı olan Norma Jeane Baker isimli bu güzel genç kadın, İHA tanıtım afişleriyle kariyerine başladı ve Marilyn Monroe isminde bir Sarışın Star olarak adını sinema tarihine yazdırdı.  

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI