28 ŞUBAT - FARUK ÖNALAN

27 Şubat 2015 Cuma 21:59

28 Şubat… Olayların en yoğun yaşandığı illerden biri olan Malatya’dayım… 
“Şartların olgunlaşması…” Tüm darbelerin arkasına saklandığı kullanılan o iki kelime… 28 Şubat için de şartlar olgunlaşıyordu ve bunu bizzat müşahade ediyorduk…

1996 yılı… Gata’dan emekli paşa Ömer Şarlak, İnönü Üniversitesi Rektörlüğü için aday olmuş, en çok ikinci oyu almıştı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından rektör olarak atamış; göreve gelir gelmez de üniversitede başörtülü öğrencilere yönelik baskılar artmaya başlamıştı.

1998 yılı…3 yıl Bingöl’de, 4 yıl Manisa’da emniyet müdürlüğü yapmış Kemal İskender , Malatya Emniyet Müdürü oldu. Bingöl’ü belirtmemde ki sebep, kendisini Bingöl’den tanıyordum. Bingöl’ün ilçelerine kadar kim var kim yok çok iyi biliyordu. Bu hafıza gücüne hayırlı olsuna makamına gittiğimde çok şaşırmıştım. 

Bu iki isme tekrar döneceğim…

İslami Dayanışma Vakfı Başkanı. İsmail Özer… Hayattayken tanışma fırsatı bulduğum güzel bir insandı. Güler yüzlü ve yardımseverdi. Yüzünde tebessümü hiç eksik etmezdi. 
28 Şubat 1997… 
Plakasını bugün bile çok iyi hatırladığım (06 L…) 92 model Murat marka aracıyla kaçırıldı. Jandarma, 1 mart 1997 günü Ankara'nın Kalecik ilçesinin yakınlarında boş bir arazide buldu. Gözlerinin altı mosmor ve şuurunu kaybetmiş bir şekilde. Başına ne geldiğini, kimlerce kaçırıldığını hatırlayamıyordu… Ankara’dan Malatya’ya büyük bir konvoy eşliğinde getirildi. Akşam “Yeşil bayraklı şeriat propagandası” şeklinde geçiyordu haber bültenleri. Yaklaşık 10 gün sonra görüşme fırsatı buldum, sessiz, durgun ve boş gözlerle bakıyordu. Aradan çok zaman geçmeden evinin balkonundan düşüp Rahmet-i Rahman’a kavuştu (Allah mekanını cennet eylesin)

Final sınavlarına yakın Rektör Ömer Şarlak, başörtülü öğrencilerin üniversiteye girmesini yasakladı. Okula giremeyen öğrenciler tartaklandı… Kimi göz yaşları içinde, lanet okuyarak başını açıp girdi, kimi direndi… Bir Cuma gecesi bazı evlere tuhaf telefonlar gelmeye başladı…Cuma namazı sonra Yeni Cami’yi ablukaya alan polis kalabalığı tek yöne Akpınar meydanına yönlendirdi. Arada kalabalıkların önüne geçip , halkı galeyana getirmek için slogan atan kadın ve erkekleri gördüm. Kadınlardan biri alandan ayrılırken gayri ihtiyari takip ettim ve biraz ötede çevik kuvvet otobüsüne bindiğini gördüm. Emniyet Müdürü Kemal İskender’in de sert tutumu, parmak sallamaları eşliğinde olaylar çığırından çıkmıştı; büyük bir arbede yaşanıyordu. Gecenin 3’ünde evlere baskınlar düzenlendi. 600’den fazla insan göz altına alındı. 52’si idamla yargılanan 200’den fazla kişi, tutuklandı. Şu an Ak Parti Malatya milletvekili olan Mustafa Şahin ve HDP’nin yönetiminde bulunan Hüda Kaya ve üç kızı da idamla yargılananlar arasındaydı. Baskınların olduğu günlerde polisin birine sordum: “Neden gecenin bir yarısı  ev basıyorsunuz?, “İnsanların en savunmasız olduğu saatler” diye cevaplamıştı. Kemal İskender bu gayretlerinin karşılığını 1 yıl sonra aldı. O zamanlar manşetleri süsleyen ”telekulak skandalı (!)”sonucu Ecevit’in İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, dönemin Ankara Emniyet Müdürü CEVDET SARAL’ı görevinden almış, yerine vekaleten Kemal İskender’i atamıştı. 1 yıl bu görevde kaldı İskender. Daha sonra Balıkesir’e atandı oradan da merkeze alındı. İstanbul’da iken kalp krizinden hayatını kaybetti.

Son olarak başımdan geçen bir olayı anlatayım. 
Üniversiteye tek ders sınavıma girmek isteyince kapıda başçavuş durdurdu:
-Giremezsin!
-Neden?
-İmam mısın?
-Hayır!
-Müezzin misin?
-Hayır?
-Din görevlisi?
-Hayır!
-O zaman , bu sakal ne? (Allah şahit, ya iki günlük ya da üç)
Tartışmamızı duyan dekan geldi.
-Arkadaşa 8. Maddeyi göster!  (Baktım kıyafetle ilgili bir ibare var. )
-Kıyafetim normal dedim (kot-gömlek)
-Kılık-Kıyafet!
-Ama burada sadece kıyafet yazıyor
-Kardeş kusura bakma, bana alma dediler ben de almıyorum, emir böyle! 

Sonuç olarak giremedim ve o  bir ders yüzünden 1 yıl uzatmak zorunda kaldım…
28 Şubat öyle bir mel’anetti ki bugün hala etkisini hissediyoruz. Malatya’da tutuklanan Zeki Şengöz, Fahri Memur yeni tahliye oldu, Mirzabeyoğlu hakeza, Yakup Köse ve arkadaşları hala çilesini çekiyor. 
O günleri yaşayan, bakanların, milletvekillerin, bürokratların bugün davacı olmama gibi bir tercihi yoktur, olamaz da! Onlar olmasa Adl-i İlahide biz onlardan davacı olacağız!
ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI