İhanet, ajanlık ve casusluk - FARUK ÖNALAN

4 Mart 2014 Salı 15:44

Son günlerde yaşananlar,  başlı başına bir suç olan dinlemelerin çok çok ötesinde.  İhanet tahayyül edebileceğinizden çok daha büyük.  Mesele , Ulusal güvenlik meselesidir, bu kadar net, bu kadar ÖNEMLİ!!!  Ulusal Güvenliğimizi tehdit eden yapılanmaların,  sadece yurt içi kaynaklı olmadığı da aşikar!!!  Bir ülkenin Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ını, Genelkurmay  Başkanı’nı ,MİT Müsteşarını, Bakanlarını, dinlemenin adı apaçık casusluktur. Bunun başka izahı yok! Üstelik, Devlet ricalinin kendi aralarında yaptıkları görüşmeler  TÜBİTAK BİLGEM Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü tarafından üretilen MİLCEP-K2 kriptolu telefonlar üzerinden dinlenildi.  Devletin üst kademesi tarafından kullanılan, ses ve verileri donanımsal olarak şifreleyerek GSM ağı üzerinde uçtan uca güvenli iletişim sağlamak üzere üretilen bu telefonlardaki  anahtar yazılımın sızdırılması şimdiye ortaya çıkan en büyük casusluk olayıdır!

Bir an durun ve olayın vehametini düşünün… Başbakan’ın yabancı ülkelerle yaptığı konuşmalar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Genelkurmay ile, Milli Güvenlik Sekreterliği ile Yabancı İstihbarat Kurumları ile yaptığı görüşmeler ve bu görüşmelerin 3. Kişi, kurum ya da ülkelere sızdırılması…

04 Temmuz 2003 Süleymaniye baskını… Amerikan askerlerinin, Kuzey Irak’ta bir baskınla 11 askerimizi yakalayarak  başlarına çuval geçirdiği olay! O baskında, Türk askerlerinin yanında bulunan Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü tarafından üretilen kripto cihazları da alındı. O cihazların alınması uzun vadede çok önemli olmayabilir ama Milli Güvenlik  açısından kısa vadede riskler oluşturabilirdi. Neyse gelelim konumuza. Türkiye 97 yılına kadar yabancı menşeli kripto cihazları kullanıyordu. Yazılımı bize ait olmadığı için özellikle terörle mücadele konusunda sıkıntılar yaşanıyordu.  UEKAE tarafından dizayn edilen kripto cihazının Süleymaniye baskınında el konulması elbette manidardır.  Bu baskından tam bir sene sonra, (14 Temmuz 2004) içinde ,TÜBİTAK mühendisi Ercan Kuruoğlu (Kripto cihazının mucidi olarak tanınan isim), görevli Mustafa Aktekin (araç şoförü) Yüzbaşı Yücel Kenter’in bulunduğu TÜBİTAK’a ait minibüs, arka ışıkları yanmayan saman yüklü bir traktörün römorkuna arkadan çarptı. Bu esnada başka bir Mercedes marka otomobil de minibüse çarptı. Otomobil ve Traktör sürücülerinin herhangi bir yara almadığı kazada Ercan Kuruoğlu ve Yüzbaşı Yücel Kenter olay yerinde, aracı kullanan Mustafa Aktekin de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.  Dikkat çekici olansa, yeni bir askeri kripto cihazının başarılı denemesinden sonra dönüş yolunda  bu kazanın meydana gelmesi.  Eski Maliye Bakanı Adnan Kahveci’nin 1993’te, Batı Trakya Türkleri Lideri Dr Sadık Ahmet’in 1995’te, Esad Coşan Hocaefendi’nin 2001’de geçirdikleri şüpheli trafik kazaları, üstüne 1996 yılındaki Susurluk kazası  akla gelince, bu kazayı da normal bir adli vaka olarak göremeyiz…

Bir kripto üzerinden yaşananları görünce son dinleme olaylarının ciddiyeti daha da önem arz ediyor. Mesele, sadece paralel yapıyla sınırlandırılacak bir olay değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin en mahrem bilgileri başka ülkelerin adına çalışan casuslar tarafından dinleniyor, servis ediliyor. İşte paralel yapı denilen şey tam da budur!!!  Başbakan Erdoğan Burdur mitinginde teşhisi net koydu:  "Ortada çok büyük ihanet, ajanlık, casusluk faaliyeti var. Bu yapının tabanındaki kardeşlerimin bu ihaneti, Türkiye’nin sırtına saplanan hançeri görmelerini rica ediyorum"

Hani bir kargo şirketi reklamında teyzemiz  “Kendi insanımıza da güvenemeyecek miyiz?” diyor ya;  “İhanet faaliyetlerinin tam göbeğinde olan bir kısım insanımıza güvenemeyiz be teyzecim!”

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI