Fare - HALİL ÜLKER

11 Temmuz 2019 Perşembe 13:08

Saddam’ın ordularıyla Kuveyt'e girdiği 1990 yılının yazında, Türkiye ABD'den kimyasal silah yapımında kullanılan ve son derece tehlikeli olan 'METİL BROMÜR' satın almıştır. Son derece gizli tutulan bu alışveriş için dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, ABD Başkanı George Bush’u bizzat telefonla aramıştır. 
Her şey, gemi makinelerini tamir etmek konusunda usta olan Osman Sögüt'ün yine bir iş için çürümeye terk edilmiş bir geminin alt bölümlerine doğru el fenerinin ışığı altında merdivenlerden inmesi ile başlar. Duyduğu sesler ve ağır koku altında geminin makine dairesine ulaşmaya çalışan çarkçıbaşı Osman bacağında büyük bir acı hisseder. 
El fenerini bacağına tuttuğunda baldırından oluk oluk kan aktığını görür ve gemide kedi büyüklüğündeki fareleri görür. 10 yılı aşkın bir süredir yüzdürülmeyen gemiyi fareler işgal etmekle kalmamış elektrik kabloları, dış kaplamalar, lastikler, saçların üstündeki paslar gibi buldukları herşeyi yiyip canavara dönüşmüşlerdir. 
Geminin 1989'da hurda olarak satıldığını duyunca 49 yıllığına kiralayan kahraman Sadıkoğlu, gemide mecburen 'Metil Bromür' kullanır, gemi ilaçlanır ve 4.5 ton fare ölüsü çıkar... Bu gemi Mustafa Kemal’in Savarona’sıdır. Çinliler son derece ilginç bir o kadar da korkunç bir yol önerirler. Çinli denizciler on-on beş adet farenin yakalanıp bir tel kafese kapatılmasını ve sadece su verilmesini önerirler. Üçüncü günün ardından açlıktan farelerin birbirini yemeye başlayacağını ve bir -iki hafta sonra hayatta kalmayı başaran üç dört tane güçlü farenin gemiye salınmasını söylerler. 
Çin gemilerinde kullanılan bu yönteme göre yamyamlaşan fareler hemcinslerini yiyecek, onlara yakalanmak istemeyenler de gemiden denize atlayacaktır. Fareleri kendi aralarında birbirine kırdırmak emperyalist ülkelerin mazlum Ortadoğu halkları üzerinde oynadığı senaryo değil de nedir? Böl, parçala, yönet... 
Bir Avrupalı Hristiyan Yahudi ölmesin de, Müslüman müslümanı kırsın yeter ki Müslüman ölsün... Onlar için önemli olan materyalizm dünyada başarılı olsun, dünya nimetlerini sonuna kadar kullansınlar, kim ölürse ölsün. Bilmezler ki 'yaradılanı sev yaradandan ötürü'... Bu anlayış maalesef onlara çok uzak, çünkü insanlıklarını kaybetmişler, sapkın dünyevi din bulup Kabalizm, Evenjalizm gibi Tanrıyı kıyamete zorlama tasavvurları, kendilerinin yarattığı kıyamet seneryoları ve bütün dünyayı savaşa kan ve gözyaşına boğmaları yenilir yutulur ve affedilir gibi değildir. Onların bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır... Ne diyelim daha iyi, daha yaşanır, daha sevgi dolu bir dünya diliyorum. Saygı ve sevgilerimle...


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI