Muhtar - HALİL ÜLKER

23 Ekim 2019 Çarşamba 09:48

Adana’da Soğuk bir mart gecesi; rüzgâr sert esiyor pencereden uğultu geliyordu. Anne Zeliha hanım oğluna kalk uyan yavrum hadi işe gideceksin dedi. Derken de içi acıdı daha 6 yaşındaki oğluna hadi işe git demek içini acıtıyordu. Çocuk kalkmak istemedi “anne biraz daha yatayım” dedi. Hayatı boyunca unutmayacağı sözü annesinin ağzından duydu; “oğlum,  erken kalkanın rızkını Allah verir”  dedi annesi. Dört erkek çocuk annesi vefakar Zeliha hanımın eşi tır şoförü Musa beydi. Ayağa kalktı çocuk, hazırlandı ayakkabı sandığını omzuna attı; bir de ne görsün yağmur başladı. Kafasına poşeti geçirdi, bir delik açtı. 2 delik açarsa biliyordu ki içi buğulanır ve önünü göremezdi. Ayakkabı fırçasını ıslatmamak için iyice kavradı koynuna koydu. Süratle ve üşüyerek kahvehanenin önüne geldi, sabahın saat 6’sıydı... Üşüyordu, kahvehanenin ön saçağının altına geçti, kahveci gelsin de içeriye alsın diye… Kahveci geldi kapıyı açtı, kahveciye gülümseyerek ve şirinlik yaparak içeri geleyim mi dedi, kahveci sinirli ve egoist bir tavırla gel masaları sil ortalığı süpür öyle içerde dur dedi. Sevinçle temizlik işlerine başladı, zamanın nasıl geçtiğini anlamadı yoruldu küçüktü, bedeni zayıftı 6 yaşındaydı ama yüreği koca bir adam yüreğiydi, çünkü ailesi için çalışıyor çabalıyordu. Sandalyeyi çekti, cam kenarına oturdu. Cama baktı daldı, o anda arkasında bir acı hissetti. Kahveci oturduğu için kendisine tekme atmıştı, düştü ve okkalı da bir küfür işitmişti. O küçük bedeni yere yığıldı, ağlamaya başladı ve karşılık verdi. Neden vuruyorsun, neden küfür ediyorsun diye. Kahveci bağırdı “çık dışarı.” O anda dışarı çıktı, ağlıyordu... Birden bir gelin arabası yanında belirdi, durdu.” Nerdesin sen, seni arıyoruz” dedi damat; “şu ayakkabıları boya.” Birden neşelendi ve ayakkabıları boyamaya para kazanmaya başladı. O an annesi aklına geldi  ‘erken kalkanın rızkını Allah verir.’  Paraları aldı ve doğru annesine gidip hepsini verdi. Zaten her kazandığını annesine verirdi... O annesi ki; o yoklukta bile tüm fakirlere gücü yettiğince yardım ederdi, paylaşırdı. Evet bu anekdot, bu gözleri buğulandıran kalbi sızlatan;  hayatından ve benliğinden çıkaramadığı bu anı, kimin mi..? Başarılı işadamı Güzelyalı Muhtar’ımız Göktürk GÜNGÖR’ün  yaşamış olduğu hayatından bir kesit …..

 18 Şubat 1984 de Yüreğir, Yeni Doğan Mahallesi’nde tır şoförü Musa ve Zeliha GÜNGÖR’ün 4üncü erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. 6 yaşında ayakkabı boyacısı olarak çalışmaya başladı. Zor bir çocukluk dönemi geçirdi. İlkokulu istiklal ilkokulu’nda okudu, ortaokulu Efes Pilsen Ortaokulu’nda okudu. Liseyi Kurttepe Endüstri Meslek Lisesi’nde bitirdi. 1997 yılında cep telefonu sektörüne girdi. 2005 yılında askerden gelince Güzelyalı mahallesinde işe başladı. Yurtdışına ithalat ihracat yaptı, Fetö olaylarında kur artmasıyla çok büyük kayıplar yaşadı. ‘hem sanatkâr hem de kanaatkâr‘ olduğu için, vede “benim babam 40 yıl çalıştı bir ev aldı, ben genç yaşta evimi arabamı aldım artık bundan sonra insanlara nasıl faydalı olurum” diyerek düşünmeye başladı. Bir gün annesi zeliha hanım, “oğlum seni rüyamda gördüm, bir makam arabası içinde idin” deyince kafasında şimşekler çaktı ve zaten içinde olan halka hizmetin, hakka hizmet olduğunu da canı gönülden bildiği ve istediği için 2019 Mart seçimlerinde aday olup 11 ay gece gündüz çalışıp seçimi kazandı. 45 bin kişilik nüfusu ve 215 sokağı olan Güzelyalı Mahallesi Muhtarı Sayın Göktürk Güngör, elektrik arızasından tutun, cenaze işlerine, park bahçe işlerine kadar her yere yetişmekte kapı kapı hizmet vermektedir. Felsefesi ‘sorunun parçası değil, çözümün parçası olmak’  diyen bu güzel hizmet adamı  ‘hizmet bizim işimiz’ sloganıyla geleceğin Çukurova belediye başkanı olursa da şaşırmayın... Benden söylemesi... Ne diyelim, her şey gönlünce olsun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI