Kıskançlığın binbir yüzü - MENEKŞE YÜKSEL ÖZBEY

18 Nisan 2016 Pazartesi 08:42

Hepimiz insanız, bizi robotlardan ayıran en önemli şeyse duygularımız. Nasıl ki sevinip, üzülüyor, ağlayıp gülüyorsak, tabii ki kıskanıyoruz da...

Bu duygu ne kadar insanca olursa olsun, her insani duygu gibi vahşileşmesi ve karşı tarafa zarar vermek için yükselişe geçmesi an meselesi...

Severken öldürürüz biz, gülerken ağlatırız her şeyi yapıp yapıp insan olmaya da sığınırız. Olsun sığınalım, kıskanalım, ağlatalım, haksızlık yapalım ama önce insan olalım...

Şüphesiz yalnızca biz değil, yaratılmış olan her canlı her şeyin en iyisine en güzeline layıktır. Benim hakkım ama onun değil, ben layığım ama o layık değil diye düşünürsek, içimizde biriken o kötü enerji yüzümüzden bile belli olur, haberimiz olsun....

İki aşığın birbirini kıskanmasından bahsetmiyorum şüphesiz. Kıskançlığın kitabı olsa yazarı bir kadın olurdu mutlaka...

Bahsettiğim kıskançlık; sende yok da onda varsa ne olur aklını kaçırma, çıldırma kıskançlığı..            Mesela şöyle olmuş olabilir:

Sen yatarken o kalkmış erkende işe koyulmuştur.

Sen yayılırken o hep çalışmıştır...

Sen dedikodu yaparken o kitap okumuştur.

Sen fitne fesat işlerle uğraşırken o acaba bu işleri en kısa yoldan nasıl hallederim diye sabaha kadar uyumamış düşünmüştür.

Sen nasıl zengin koca bulurum diye telaşlanırken onun ders çalışmaktan ellerinde nasır çıkmıştır...

Olmadı mı bunlar...

Kaderi öyledir...

Kötü enerjini saçma...

Sakin ol...

Çalış senin de olur, olmuyorsa da olana saldırma...

Saldırma ki Allah sana da versin...

Bütün duyguları hepimiz yaşıyoruz ama lütfen saldırmadan, yaralamadan, ateş saçmadan yaşayalım ki yaktığımız ateş bizi de sarmasın...

Sevgiyle... 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI