Yeşil Pazarlama Teknoloji Ve Sürdürülebilirlik İlişkisi - MENEKŞE YÜKSEL ÖZBEY

16 Şubat 2015 Pazartesi 10:45

Günümüz dünyası, hızla küreselleşirken, pazarlama cephesinde işler kızışmakta, üretmek kolaylaşmakta, satmak zorlaşmaktadır. Sürekli artan kazançların peşinde sorgusuz sualsiz koşan şirketler, her gün, bir önceki günden daha fazla gelir elde etmek için, hedeflerini yükseltmektedir. Piyasadaki bu ortam gitgide daha agresif bir hal alırken, tabiri caizse, gözü dönmüş diyebileceğimiz firmalar, dünyamız için dönüşü olmayan zararlara yol açmaktadır.

Yaşamamız için bize kucak açan dünyamız, artan nüfus ve kıt kaynaklarının düşüncesizce kullanılmasından dolayı git gide doğal yapısını kaybetmiştir. Doğal kaynaklar tükenirse, dünya bizim için yaşanamaz bir yer olur, buna bağlı olarak da şirketler devamlılığını sağlayamaz . Bu nedenle de bundan sonraki zamanlarda şirketlerin ilk hedefi sürdürülebilirliği sağlamak olmalıdır. İnsan için hava ve su neyse, şirketler için sürdürülebilirlik odur.

Sanayi Devrimi sonrası  inanılmaz bir hızla büyüyen üretim ve gelişen teknoloji, “sürdürülebilirlik” kavramı ortaya çıkana kadar doğaya ve çevreye önem vermeyerek ,  adeta bindiği dalı kesmiştir. Bugün dünyanın S.O.S. verme sebebi de geçmişteki bu duyarsız davranışlardır.

Dünyamızın ve insanlığın geleceği için,  sürdürülebilir kalkınma- teknoloji ilişkisi çok önemlidir. Doğal kaynakların kaynakların kullanımını en aza indirirken , daha verimli ve temiz teknolojilerle mevcutların değiştirilmesi, küresel karbondioksit (CO2) salınımının sınırlandırılması amacıyla karbon emisyonunun azaltılması ve diğer sera gazlarının atmosferik seviyelerinin kısa süre içinde kararlı hale getirilmesi, zamanla fosil yakıt kullanımının azaltılarak, enerji kaynaklarının geliştirilmesi, ozon tabakasının korunması amacıyla klorofloro karbonların (CFC) kullanımının hızla terk edilmesi, doğal sistemlerin desteklenmesi, geleneksel ve kirletici ihtiva eden teknolojilerin kullanımının terk edilmesi, geri dönüşüme önem verilmesi ve toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesidir.

Firmalar,  hem büyüyüp, hem kazanç elde edip hem de sürdürülebilirliği nasıl sağlarlar? Tabii ki “Yeşil Büyüme”yle.

Yeşil büyüme,  krizden doğmuş ve krizi önleyebilecek bir fırsattır aslında. Hem çevreye verdiğimiz olumsuz etkiler sonucu ekosistemdeki dengenin bozulması hem de dünya ekonomisinin zor süreçlerden geçtiği bir dönemde ortaya çıkmış bir politikadır. Yeşil büyüme sayesinde hem ekonominin bükülen belini doğrultmak, yeni istihdam alanları oluşturmak hem de soluğunu kestiğimiz ekosisteme suni teneffüs yapılması planlanıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programına göre; gelecek nesilleri belirgin çevresel risklere ve ekolojik kıtlığa maruz bırakmadan uzun vadede insan refahını geliştirmeyle  sonuçlanan, mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimiyle alakalı ekonomik aktiviteler sistemidir.

Ülkeler bazında düşündüğümüzde çevre sorunlarının yoksul kesimleri hem daha fazla etkilediğini hem de söz konusu ülkelerde sayıca daha çok olduğunu fark edeceğiz. Yeşil büyüme ile önüne geçilmek istenen noktaların başında ekonomik olarak geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin yüksek refah seviyelerine ulaşmak için doğal kaynakları yanlış ve aşırı kullanımlarını engellemek, türlerin yok olmasını ve tehlike altına girmesinin önüne geçmek, yanlış arazi kullanımlarını engellemektir. Bu sıraladığımız hedeflerin yerine getirilebilmesi için ekonomik büyüme ile sürdürülebilir çevre politikalarının bir çatı altında toplanması ve beraber yürütülmesi gerekmektedir. Tahrip edilen bir doğa maddi zenginlikle geri getirilememektedir bu yüzden gelişme politikaları yeşil büyüme kriterleri ile belirlenmeli ve çevreye verilen olumsuz etkiler en aza indirilmelidir. Yeşil büyüme, teknolojik ilerleme, istihdam ve beceri gelişimi için fırsatlar yaratırken, karşı karşıya kalınacak önemli güçlüklerden biri de yeniden düzenleme maliyetlerini minimize ederek sermaye ve işgücünün ekonomik sektörlere yeniden tahsisini kolaylaştırmak olacaktır.

Unutulmamalıdır ki tahrip edilmiş bir doğa, yok edilmiş türler, bozulmuş bir iklim hiç bir ekonomik zenginlikle düzeltilemeyecek kayıplardır. Sıraladığımız kayıplara en büyük sebeplerin başında ekonomik anlamda zenginleşme isteği yatmaktadır. İşte yeşil büyüme bizlere hem ekonomik büyümeyi hem de sürdürülebilir çevre kullanımını bir arada sunuyor. Dünyamızın kullanım süresini uzatmak için yeşil büyüme politikalarının bir fırsat olduğu su götürmez bir gerçektir. (www.oecd.org , www.surdurulebiliralkinma.gov.tr )

Menekşe Yüksel Özbey

ozbeymenekse@hotmail.com

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI