MHP’li Varlı, ziyaret esnasında Ercan Yılmaz’ın koalisyon hükümetini, terörü ve diğer gündemdeki konularla ilgili sorularını içtenlikle yanıtladı. Varlı, MHP ile ilgili yapılan eleştirilere de çok önemli cevaplar verdi.
İşte Muharrem Varlı röportajı;
Seçimler bitti. Ortaya koalisyon gerektiren bir sonuç çıktı. Ancak seçimlerin üzerinden 2 ay geçmesine rağmen ortada hala somut bir hükümet formülü yok. MHP olarak bu konuda ki tutumunuz ve görüşleriniz nelerdir?
Ya tabi şimdi seçimden çıktık. Sonuçlar çokta umut ettiğimiz gibi olmadı Türkiye açısından. AKP tek başına iktidar olamadı ama keşke iki muhalefet partisinin birlikteliğinden bir iktidar partisi yani iktidar çoğunluğu çıkabilmiş olsaydı bugün ki bu karışıklıklar olmayacaktı. Şuan görev Davutoğlu'nda. Hükümet kurma çalışmaları yapıyor. Ben Davutoğlu'nu samimi görüyorum, yani hükümet kurma noktasında samimi görüyorum ama Sayın Cumhurbaşkanı da erken seçim taraftarı gibi gözüküyor. Açıklamalarından bunu anlıyoruz. CHP ile Pazartesi tekrar görüşecekler. Olursa memnun oluruz olmazsa herhalde bize yani Milliyetçi Hareket Partisine gelinecek. Ondan nasıl bir sonuç çıkar, partinin yetkili kurulları değerlendirecektir. İnşallah olumlu bir sonuç çıkar Türkiye'nin açısından da herkesin beklentisi açısından da. Çünkü netice itibariyle ülkemiz kritik bir süreçten geçiyor. Son günlerde hepimizin içini dağlayan olaylar yaşıyoruz. Her gün şehit geliyor. Sınırımızda neredeyse bir savaş yaşanıyor. Hükümet olması yada erken seçimin olması yani bu belirsizliğin ortadan kalkması artık farz oldu. İnşallah bir hafta on güne kadar da hükümet veya erken seçim senaryoları netleşir diye düşünüyorum.
AKP ve MHP arasında koalisyon görüşmeleri olacak. Mesela CHP'de bu süreci Halil Koç AKP'de Ömer Çelik yürüttü. Peki MHP'de bu süreci yönetebilecek isimler belli oldu mu yada sizin bir tahmininiz var mı?
Sayın Genel başkanımız görüşülmesi gerektiğinde Semih Yalçın beyle görüşülmesini talimat vermişti. Ahmet Davutoğlu MHP grubunu ziyaret ettiğinde Sayın genel başkanımız bu anlamda Sayın Semih Yalçın'ı önermişti. Koalisyon görüşmeleri başlarsa onun yanına bir iki ilave daha yapılır. Genel başkanımız kimi gösterir kime karar verir bunu bizim şimdiden söylememiz doğru olmaz. inşallah o süreç olumlu olur yani ülkemiz açısından,insanlarımız açısından olumlu olur diye düşünüyorum.
Başından beri Sayın Bahçeli'nin üç tane kırmızı çizgisi var. Çözüm sürecinin noktalanması başkanlık sisteminin tedavülden kaldırılması ki zaten 7 Haziran seçim sonuçları başkanlık siteminin halk tarafından istenmediğini ortaya koydu. Bunu Sayın Davutoğlu'da televizyonda yaptığı bir röportajda kendiside belirtmişti. 17-25 Aralık meselesinin soruşturulması. Birde Sayın Cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırlar çerçevesinde görev sahasına çekilmesi yani koalisyon görüşmelerinde bu şartlar devam edecek mi?
Sayın Genel Başkan söylediğinden geri adım atmayan bir insan bunu herkes de bilir. İyi bir devlet adamıdır genel başkanımız. Bir şey söylemişse ciddiyetle onun üzerinde durur. Zaten sizinde söylediğiniz gibi yani şu anda çözüm sürecinden de vazgeçilmiş gibi görünüyor. Aslında çözüm süreci devam edecek falan diyorlar ama devam edecek gibi görünmüyor çözüm süreci. Çünkü operasyonlar başladı, kuzey Irak'taki PKK kampları bombalanıyor, onlar bizim askerlerimize kurşun atıyorlar, her gün şehitlerimiz oluyor dolayısıyla başkanlık sistemi zaten seçim sonuçlarına baktığımızda fiilen bitmiş durumda. Bence çözüm sürecide bitmiş gibi gözüküyor. 17-25 Aralık soruşturması, yolsuzluk soruşturması ve Cumhurbaşkanı'nın anayasal bir çizgiye çekilmesi bence Cumhurbaşkanı da bunu kabul eder gibi. 17-25 Aralıkla ilgili ne düşünürler nasıl bir tavır sergilerler o konuda kestiremiyorum yani. Sonucunu kestiremiyorum.
17-25 Aralık soruşturmasının açılması zaten şuanda muhalefet partilerinin toplanıp bir önerge verildiği zaman zaten sayısal olarak çoğunluğa sahipler. Bu soruşturmanın açılması çokta hükümet pazarlığını yapılacak şey değil bence.
Tabii ki hükümet pazarlığı olup olmadığı ayrı bir konu ama dediğiniz doğru önerge verilmesiyle bu yeniden açılabiliyor olsa da günü geldiğinde değerlendirilebilir. Sayın Genel Başkanımız iyi bir devlet adamıdır yani ülkenin menfaatlerini hepsinden daha çok düşünen bir insandır. Hepimizden daha çok düşünen bir insandır. İnşallah ülkemiz için milletimiz için hayırlı bir sonuç çıkar. Bu erken seçimde olsa hayırlısı olsun hükümette olsa koalisyonda olsa inşallah hayırlı bir sonuç olsun. Hepimizin beklentisi ve isteği bu.
Son günlerde bir "şerefsiz" polemiği var. Sayın Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin "havuzlu villalarında içki içip HDP'ye oy veren şerefsizler" diye. Ama her ne hikmetse devlet beyin şerefsiz açıklamasından sonra HDP'lilerden çok CHP'liler tepki gösterdi. Bu hafta içerisindeydi zannedersem işte Demirtaş,Kılıçdaroğlu görüşmesi yaşandı. Sonra genel ulusal gündeme şu düştü. Olası bir erken genel seçimde CHP ile HDP acaba ittifak halindemi seçime gelecek. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle Genel Başkan bana göre biraz açtı o konuyu. HDP'ye oy veren her insana şerefsiz demedi Genel Başkan. Bunu da nasıl belirtti, Kandil dağının eteğindeki bir insanın vermiş olduğu oy bizi ilgilendirmez ama sen bu ülkenin hep kaymağını yiyeceksin çok büyük iş sahibi olacaksın CHP'Yİ beğenmeyeceksin MHP'Yİ beğenmeyeceksin bu defada " HDP'ye oy verin" diyeceksin ve oturduğun bir sofrada viski kadehini yudumlarken bu kararı vereceksin. Bugün gazetelerde bir haber daha vardı. Dört beş tane iş adamının İstanbul'da boğaz kenarında yemek yerken bu konuşmaların geçtiğine dair bir haber var, zannediyorum Genel Başkanımız bu tip insanlara bu mesajı verdi. Yani elbette ki güney doğudaki yaşayan insan kendisini HDP'ye yakın görürse HDP'ye oy verecektir. Veya İstanbul'da yaşayan bir insan kendisini HDP'ye yakın görmüşse veya Milliyetçi Hareket Partisine veya CHP'YE veya AKP'YE yani kimi yakın görürse ona verecektir. Sayın Genel Başkanımızı bunu söylerken "HDP'YE oy veren bütün seçmenlerimiz şerefsizdir" manasında söylemedi ama sen bu ülkenin hem kaymağını yiyeceksin hem bu ülkede söz sahibi olacaksın hem de kalkıp bu ülkeye efendim kötülük etmeye çalışanlarla bir olacaksın onlara oy vereceksin. Tabi CHP ile birlikte hükümet kurarlar mı veya erken seçime giderler mi bilemem onu CHP'nin yetkili organları buna cevap versinler. Ama şunu gözlemledik. Seçimden hemen çıkar çıkmaz özellikle CHP seçmeni, işte MHP ve CHP koalisyonun kurulması ve dışarıdan HDP desteğinin olması noktasında bir hükümet senaryosu çizdiler. Bunu söyleyenin aklına şaşmak lazım yani Milliyetçi Hareket Partisinin HDP ile bir araya gelebileceğini nasıl tasarlayabiliyorlar nasıl düşünebiliyorlar anlamak mümkün değil bunları. Bunlar o dönemde iyi bir kıpırtının esintileri olarak gittiğimiz her yerde karşımıza çıktı. Fakat doğru değil yani biz şimdi Milliyetçi Hareket Partisi olarak terör örgütünün sözcülüğünü yapan bir siyasi partiyle nasıl bir araya gelelim. Olmayacak duaya amin demek gibi bir şey yani.
Son zamanlarda Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli'nin söylemlerinden dolayı, 7 Haziran gecesinde yaptığı açıklamadan beridir sergilediği ve hiç taviz vermediği tutumundan dolayı birçok kesimin övgüsüne mazhar oluyor. Yani Bahçeli doğruymuş, Bahçeli doğru söylüyormuş gibi görüşler ağırlıkla seslendirilmeye başlandı.Mesela o gün Ertuğrul Özkök'ün köşe yazısında Adalet Ve Kalkınma Partisi'nin Milliyetçi Hareket Partisi'nin dediği çizgiye geldiğinden bahsetti. Yani Devlet Bey'inde Milliyetçi Hareket Partisi'nde seçim sonuçlarından sonraki duruşuna AKP tabanından da müthiş bir takdir var. Bir sempati var. Devlet beyin bu zamanki süre içerisindeki duruşundaki sır sizce ne?
Bu sır falan değil aslında. Yani Genel Başkan söylediğinde kalan bir adam. Af edersiniz çok özür diliyorum ama hayatı boyunca dün ki söylediği ve bugün ki söylediği arasında fark olmamış bazı siyasetçiler gibi kıvırttırma, çevirttirme yapmamış Genel Başkan net bir şekilde bir şey söylemişse o işin arkasından sonuna kadar gider. Bunu söylerken de yani düşünmeden söyleyen bir insan değil ki Devlet Bahçeli. Onun için tutarlı bir tavır sergilenmesinden dolayı da bir takdirle karşılanıyor. Normal yani yıllardan beri Sayın Devlet Bahçeli böyle net tavırlar ortaya koymuştur. Hiç bir zaman dün siyah dediğine bugün beyaz dediğini gördünüz mü? Hayatı boyunca böyle bir yanlışın içine girmemiştir.
Adana'da millet tedirgin. Terör olayları hükümetin belirsizliği yani ülkede bir idari sorun olduğuna dair böyle bir kaos olayı var gibi bir endişeye sevk olmuş. Milliyetçi Hareket Partisi'nin önemli bir ismisiniz MYK üyesisiniz aynı zamanda. Devlet Bey ve partinin uç noktalardaki sınır ucundaki insanların çoğuna çok yakınsınız. Son olarak milletimize bu anlamda devletin bekası milletin bekası adına ne söylemek istersiniz?
İnsanlarımız ümidini yitirmesinler. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Bir seçim ardına bir seçim daha yaşayacağız endişesiyle bir korkuya düşmesinler. İnşallah koalisyon kurulur inşallah hükümet kurulur. Biz bunu elbette ki arzularız. Koalisyon veya erken seçim olayı partimizin organları ile Sayın Genel Başkanımızın vereceği bir karardır. Erken seçime de gideriz yani bu ülke çok seçim yaşamıştır. Ne olacak yani Allah'ın izniyle. Kamuoyu Ekonomide bazı kıpırdanmalar neticesinde belki de insanlar bundan zarar görebilir mi? Gibi bir endişe taşıyor ama ülkede artık bankacılık sistemi çok güçlü, 57. hükümet döneminde çıkarılan yasalarla ki MHP olarak o zaman hükümet ortağıydık. Bizim ortak olduğumuz hükümetin bankacılık yasasıyla şuanda bankalar çok güçlü bir pozisyondalar. Ekonomik dalgalanmalardan çok fazla etkilenmiyor. Suni dolar düşüşleri, suni borsa düşüşleri de piyasayı çok fazla etkileyen şeyler değil aslında. Yani insanlar daha çok bankayla alışveriş yapıyor. Yani parası varsa bankaya yatırıyor veya alıyor. Bunun için doları yani üç gün tahta kalede oturup bu ülkenin dolar politikasını belirleyen insanlar var. Onun için çok ciddi görmüyorum o tür şeyleri. İnşallah ekonomik yönde de zarar görmez. Bir an önce belirsizlikten kurtuluruz ve ülke erken seçime gidecekse erken seçime gideriz hükümet olacaksa hükümet olarak yoluna devam eder. Ama Türkiye dediğimiz gibi terör açısından da sıkıntılı. Esas Türkiye'nin en büyük sıkıntılarından bir tanesi bu. Allah yardım etsin ateş düştüğü yeri yakar. Kaç tane gencecik insan şehit oluyor. Çocuğu yetim kalıyor. Allah yardım etsin. Terörün bir an önce kökünün kazınması lazım. Bunun için yapılan mücadele yeterlimi? Değil tabi ki. Tek yönlü sadece silahlı kuvvetlerin müdahaleleri değil. Çok yönlü her taraftan terörün maddi manevi lojistik desteğinin tamamını ortadan kaldırmak gerekiyor. İnşallah devletimiz güçlü büyük bir devlet bunların hepsinin üstesinden gelecek diye düşünüyorum yani.