Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı
konuşmada, "Bir yanda bölgemizi yakıp yıkan diğer yanda da dünyayı kasıp
kavuran yüksek gerilimli ve çatışma mihraklı sarsıcı gelişmelerin ülkemize,
siyasi ve toplumsal bünyemize doğrudan doğruya tesir ettiğini değerlendiriyoruz."
ifadelerini kullandı.

Kaostan nemalanan, kamplaşma ve kutuplaşmadan faydalanan
mayası bozuk çevrelerin şu günlerde bir hayli faal olduklarını dile getiren
Bahçeli, Türkiye’nin milli ve manevi direncini kırmak, yapay krizler üretmek
suretiyle iç huzur ve istikrar ortamını zedelemek amacıyla alçakların en alçağı
bir kampanyanın devamlı ilerleyiş kaydettiğini söyledi.
Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Riyakar demokratlar, şaibeli devrimciler, tatlı su
kurnazı eski tüfekler, yalancı hürriyetperverler, yozlaşmış elitler, krizsever
siyasetçiler, karanlık odaklar, dış bağlantılı maşalar, partimiz, ittifakımız
ve ülkemiz aleyhine psikolojik harp tekniklerine başvuran kansızlar, zilleti zarafet,
çözülmeyi normalleşme gibi teşmil eden münafık simalar geceli gündüzlü
operasyon yürütmektedir.
Tekraren ve inançla söylüyorum, Cumhur İttifakı, Türk
milletinin ruh köküdür ve kararlılıkla yoluna devam edecektir. Demokrasinin
avantajı, farklı görüşlerin oylanmasından ziyade, farklı bakış açılarının
karşılıklı etkileşerek birbirlerini dengelemesidir. Diyebiliriz ki demokrasinin
asıl gücü, çeşitli bakış açıları ve aralarındaki uyuşmazlıklar üzerine muhakeme
yürütme çabasında gizlidir. Ne var ki, makyajlı demokrasi havarilerinde
sahtelik diz boyudur.
İç cephemizi zayıf düşürmenin yanı sıra bölgesel ve küresel
hain senaryolara refakat ve rehberlik yapacak ölçüde alçalan ve ahlaksızlığın
dibini boylayanların yegane hedefi Milliyetçi Hareket Partisinin tökezlemesi,
Cumhur İttifakı’nın çözülmesi, Türkiye’nin de köşeye sıkışarak tarihi ve
egemenlik haklarından kahredici ödünler vermesidir. Bunlar kesinlikle hezimete
ve hayal kırıklığına uğratılacaktır. Pis oyun gayet berrak olup lekeli
figüranları kudurmuş gibi etrafımızda dolaşmakta, ayağımıza dolanmakta, sinir
uçlarımıza basmaktadırlar. Biz yine de sabır, sebat, metanet ve güçlü iradeyle,
onların çekmek ve sürüklemek istedikleri bataklığı tümüyle reddederek
milletimizin acil ve asıl gündemiyle ilgileniyor, kafamızı bunlarla meşgul
ediyoruz. La havle diyoruz, la galibe illallah diyoruz, eş zamanlı olarak dava
ve siyaset mücadelemizi imanla ve heyecanla sürdürüyoruz."

MHP'nin iftirayla temellenmiş ağır sabotaj ve suçlamalarla
zaafa uğrayıp içine kapanması hatta siyaset dışı arayışlara sapması, Cumhur
İttifakı'nın duvara toslayıp dağılması halinde emperyalizmin tetikçilerinin,
dışarıdan güdümlü işbirlikçilerinin bayram edeceğini kaydeden Bahçeli,
"Onların bayramı Türkiye’nin ve Türk milletinin matemidir. Allah’ın izni
ve inayetiyle onlara bayram değil layık oldukları zilleti her aşama ve seviyede
yaşatacağız. Sorosçu Osman Kavala ile terörist Demirtaş’ın serbest kalmasına,
güney sınırlarımız boyunca inşası projelendirilen terör devletinin kurulmasına,
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki milli haklarımızın hiçe sayılmasına, bölücülüğün
normal görülmesine, bölünmenin doğal karşılanmasına, Türk ve Türkiye Yüzyılı
hedeflerinin rafa kaldırılmasına toptancı bir anlayışla tamam dersek, sesimizi
ve sözümüzü kısarsak, aman sen de, buyurun ne isterseniz yapın mesajı verirsek,
bizden iyisinin Şam’da kayısı olması kaçınılmazdır. Bu halde Milliyetçi Hareket Partisinin çarpıtılmış demokrasi, özgürlük ve insan hakları müdavimi ve
mühürdarı şeklinde takdim ve teşhiri emin olunuz ki kesin bir akıbettir."
değerlendirmesinde bulundu.
Akıllarınca MHP'yi terbiye etmeye, nefes ve manevra alanını
daraltmaya çalışanlar olduğunu belirten Bahçeli, partisine ayar vermek ve
istikamet çizmek için çırpınanlar bulunduğunu dile getirdi. Bahçeli, şunları
söyledi:
"Milliyetçi-Ülkücü Hareket en son 12 Eylül darbesinde
sanık sandalyesine oturtulmuş, nice haksızlığa, nice hukuksuzluğa, nice zulme,
nice çileye ve mağduriyete dibine kadar maruz kalmıştı. Yargılanan davamızdı,
sorgulanan tertemiz dava arkadaşlarımızdı. İdam sehpalarında cennetin
müjdesiyle nurlandık. Taş duvarları medrese yapıp umutlandık. Zindanlarda Yusuf
olup ayağa kalktık. Kahpe pusularda hilal olup kanatlandık. Marksist-Leninist
ve Komünist saldırılara inancımızla katlandık. Şehitlerimizle, gazilerimizle,
ülkülerimizle kahramanlaştık. Hanımefendiler, beyefendiler, biz
Milliyetçi-Ülkücü Hareket'iz. Ona buna pabuç bıraksaydık, kurşunlara,
bombalara, iftiralara, ithamlara, isnatlara, itibar cellatlarına, cinayet
örgütlerine, cani hesaplara düğme ilikleyip korkudan saklansaydık, sorarım
sizlere, cami avlularında omuzladığımız şehitlerimize ne diyecektik, 7 bin
yıllık Türk tarihine ne anlatacaktık, birbirimizin yüzüne nasıl bakacaktık,
Türk milletinin huzuruna hangi mazeretlerle çıkacaktık, devlet ebed müddeti,
millet ebed müddeti muhafaza ve müdafaa şerefine nasıl ve ne şekilde müstahak
olacaktık?"
Sabah akşam MHP ve Ülkü Ocakları’nın asıp kesildiğini,
manipülasyon dümeninin çevrildiğini söyleyen Bahçeli, "Kiralık gazeteler,
iç işgal cephesine ekranlık yapan başta Halk TV olmak üzere bazı televizyon
kanalları, yarım porsiyon aydınlar, satılmış köşe yazarları, şerefini üç kuruşa
devretmiş bir kısım sivil toplum kuruluşu yöneticileri MHP’yle yatıp MHP’yle
kalkıyorlar. Bunlara siyaseten her türlü desteği verip sözcülüğüne talip olan
CHP’nin başkanı da ikide bir kale duvarlarımızı taşa tutuyor, olmayan siyasi
aklının dibindeki tortuları ortalığa saçıyor. Bu şahsın 'O iki kişi' diyerek
sistematik ve plan dahilinde suçlayıp saldırdığı değerli arkadaşlarım, benim
can beraberi ülküdaşlarımdır ve partimizin saygın isimleridir. CHP Genel
Başkanı bizim iki arkadaşımıza değil, sağında solunda yuvalanan Türk ve Türkiye
düşmanlarına, ilişki ve irtibat içinde olduğu vatan ve millet muhaliflerine
baksa zannederim daha tutarlı, daha dengeli, daha isabetli bir davranış içinde
olacaktır. Değil bizim iki ülküdaşımız, tek bir ülküdaşımız bile bunların
alayına yetecektir." dedi.
CHP'nin kendi içinde istikrar bulamamış, denge kuramamış,
siyasi aklı ve iradesi rehinden kurtulamamış hastalıklı bir bünye olduğunu
ifade eden Bahçeli, bu bünyenin Türkiye'ye güvenle hizmet etmesinin imkansız
olduğunu kaydetti.
Bahçeli, CHP'ye mahsus bu hastalığı tedavi edecek bir
çarenin bulunmayışının Türk siyaset ve demokrasi hayatı için ciddi bir kayıp
olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Özgür Özel'e verilmiş ev ödevi ve talimat listesinde
bilhassa MHP ile uğraşma, nala vururken mıhı da çakma görevi önüne koyulmuştur.
Çürük tahta üzerinde siyasi tiyatro sahnesi açan bu zatın her meselede
partimizi zan altında bırakma gayreti, dava arkadaşlarımızı doğrudan hedef alma
densizliği siyasi ahlakla zaten bağdaşmamaktadır. CHP'nin normalleşme maskeli
sahtekar politik tasarımı esasen anormalliğin artan dozajlarla yedirilme
sinsiliğinden başka bir şey değildir. Bizi, Türkiye ittifakı adıyla kurulduğu
söylenen, dahası çatısı akan ve üzerine baykuşların konduğu harabeye davet
etmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Kurnaza bakar mısınız, Cumhur İttifakı'na
karşı başlattığı yarma harekatını tahkim etmek niyetiyle olmadık metotları devreye
sokuyor."
Ziya Paşa'nın, " En ummadığın senin iç yüzünü keşfeder
-Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın?" sözünü anımsatan Bahçeli,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"CHP'nin normalleşmesi, PKK'nın normal görülmesidir.
CHP'nin normalleşmesi, bölücülüğün normal değerlendirilmesidir. CHP'nin
normalleşmesi rezaletin ve melanetin yeni normal olarak güncellenmesidir.
Ekonomiden şikayet ederler, ne bir projeleri ne bir politikaları,ne de sadra
şifa bir önerileri vardır. Anayasaya uyulması çağrısını papağan gibi
tekrarlayıp dururlar, yeni anayasa sürecine bir göz kırpıp bir kapı kapatırlar,
fakat ortada ne bir teklifleri ne de müşahhas ve muhterem bir hazırlıkları söz
konusudur. Havanda su dövmekten başka hiçbir şey yapmazlar, yapamazlar.
DEM'lenmeyi ve Türkiye düşmanlarının demliği olmayı sömürgeleşmiş
siyasetleriyle benimseyip hayranlıkla onaylarlar. MHP düşmanlığını geçim kapısı
olarak görürler. Cumhur İttifakı'nı kötülemek ve edepsizce suç ortaklığı
göstermek için yarış halindedirler. Kayseri Pınarbaşı'nda meydana gelen bir
adli vakadan dolayı MHP'yi karalamaya namertçe tevessül ederler.
1 Temmuz 2024 Pazartesi günü başlayacak mahut cinayet
davasıyla partimizi ve Ülkü Ocakları'nı ilişkilendirmek için tek ayak üzerinde
kırk yalan söylerler. Uydurulmuş ve üretilmiş tezviratlarla oyalanırlar. Şu
hususu özellikle ifadeye mecburum ki, kimin kimlerle iş tuttuğunu, sağda solda
nelerin konuşulduğunu, hangi iftira düzeneklerinin hazırlandığını çok iyi biliyor
ve bunların hepsini takip ediyoruz. Davamızı üç beş çapulcunun keyfine göre
yargılatmayız. Ortalıkta gezen kuklaların, cenaze üzerinde tepinen nebbaşların,
onlara gaz veren onursuzların tariz, tazyik ve tahrikiyle Milliyetçi Hareket
Partisini ve Ülkü Ocaklarını sorgulatmayız."
"Bizi sindirmeye çalıştıklarını görmediğimiz mi
sanılıyor? Bizden taviz istenildiğini bilmediğimiz mi zannediliyor? Yazılan
hain senaryonun üst aklını, büyük resmini, ağaçların ardındaki ormanı fark
etmediğimiz mi düşünülüyor?" diye soran Bahçeli, şunları kaydetti:
"Eğer böyleyse zeka özürlü muhataplarının aklına
şaşarım, hattızatında hepsine de acırım. Milliyetçi Hareket Partisiyle aşık
atılamaz, boy ölçüşmeye hiç kimse cüret edemez. Fason bir 12 Eylül iklimi
oluşturup davamızı ve partimizi sanık olarak afişe etmeye kalkanların da
alınların karışlar, külahlarını ters giydiririm.
1 Temmuz'da başlayacak söz konusu davaya sadece
avukatlarımız katılacak, bunun dışında hiç kimse orada bulunmayacaktır. Herkes
eteğindeki taşı döksün de şahit olalım. Kim ne biliyorsa, hangi belge, bilgi ve
bulguya sahipse, mahkemeye sunsun da hepsinin ense tıraşını görelim. Milliyetçi
Hareket Partisi ile Ülkü Ocaklarını en küçük bağ ve bağlantısı olmayan bir
cinayetle irtibatlandırıp suçlayanlara, bu can bu bedende olduğu müddetçe
hakkımı helal etmeyeceğim, ya bu dünyada ya da mahşerde hepsiyle tek tek
hesaplaşacağım. Pensilvanya hukukunun değil, Türkiye Cumhuriyeti hukukunun
geçerli olduğunu müştereken ve açıklıkla göreceğiz. Dalımızı kırmak için sıraya
girenler sakın ayranımızı kabartmasınlar, sabrımızı zorlamasınlar, köklerini
kurutmak bizim için an meselesidir. İşte böylesi kurşun gibi ağır ortamda ve bu
gelişmelerle bağlantılı olarak Türkiyelilik ve Türkiye milliyetçiliği ibareleri
gündeme havale edilmiştir. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Milletimizin adı Türk milletidir. Coğrafi manada bir kimlik tanımı katiyen
masum addedilemez. Türklük bir etnik köken veya etnisite değildir."
Çizgilerinin, "hayatta yegane fahrim, servetim
Türklükten başka bir şey değildir" sözünü tarihin boynuna madalya gibi
asan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çizgisi olduğunu belirten Bahçeli,
"İlham kaynaklarımızdan birisi de 'Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse,
Musul ve Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı
Türkiye hudutları içine katacağım' haykırışıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli
Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürüdür. Yabancı ülkelerde iyi niyetli
şekilde 'Türkiyeliyim' diyenlere bir şey demiyoruz. Ancak biz Türk'üz, Türk
milliyetçisiyiz, Türk milletinin ve Türkiye'nin hayat boyu
sevdalılarıyız." dedi.
Vergi düzenlemesiyle ilgili çalışmaya ilişkin
değerlendirmelerde de bulunan Bahçeli, vergi adaletinin sağlanması konusunda
başlatılan kapsamlı çalışmayı son derece olumlu bulduklarını ve
desteklediklerini söyledi.
Toplam vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payının
düşürülerek doğrudan vergilerin artırılmasının sosyal ve ekonomik adalete can
suyu vereceğinin altını çizen Bahçeli, "Türkiye ekonomisi çok şükür
fırtınadan çıkmıştır. Enflasyonda düşüş trendi başlamıştır. Cari açığı
azaltacak, yatırımı teşvik edecek, istihdam ve büyüme artışıyla birlikte bütçe
disiplinini sağlayacak, aynı şekilde yapısal reformları başaracak ekonomi
programına güveniyoruz ve en kötü günlerin geride kaldığına inanıyoruz."
diye konuştu.
Motokurye gelirlerine ve garson bahşişlerine muafiyet
getirileceği ortadayken, vergi alınacağını iddia edip korku aşılayanların
samimiyet ve dürüstlük fukarası bir avuç art niyetli olduğunu belirten Bahçeli,
"Meclise sunulması beklenen düzenlemeden anladığımız kadarıyla, motokurye
faaliyetlerinden doğan ticari kazançlar basit usulde vergilendirilecek, bahşiş
gelirleri normal ücret gelirleriyle ilişkilendirilmeyecek ve hizmet bedelinden
ayrı gösterilerek KDV'ye tabi tutulmayacaktır. Bu gerçekler karşısında ortamı
bulandırmanın siyaseten ve ahlaken hiç kimseye yararı da dokunmayacaktır."
dedi.
Bahçeli, A Milli Futbol Takımı'nın 2024 Avrupa Futbol
Şampiyonası'nda ilk müsabakasında Gürcistan'ı yendiğini, ikinci maçında ise
Portekiz'e yenildiğini anımsatarak, "Yarın akşam da kader müsabakası olan,
gruptan çıkıp çıkmayacağımızın belli olacağı Çekya karşında evlatlarımız ter
dökeceklerdir. Yenseler de yenilseler de, gruptan çıksalar da çıkmasalar da
hepsinin gözlerinden hasretle öpüyor ve onlarla gurur duyduğumuzu bildiriyorum.
Ay yıldızlı formayı inançla taşıyan evlatlarımız Türkiye'yi ve Türk milletini
en iyi şekilde temsil etmektedir." ifadelerini kullandı.
Portekiz maçından sonra özellikle sosyal medyada yapılan
dedikoduları, genelde futbolcular ve özelde Arda Güler ile ilgili yapılan
tartışmaları takip ettiğini ifade eden Bahçeli, Arda'nın "Türk'e durmak yaraşmaz."
paylaşımını anımsattı.
Teknik kadronun ve oyuncuların morallerini bozacak her türlü
açıklama ve söylentiden özenle imtina edilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli,
"Netice itibarıyla futbolda yenmek de vardır yenilmek de. Ümit ediyorum
ki, aslanlarımız Çekya müsabakasından galibiyetle ayrılacaklar, bunun yanında
Avrupa şampiyonluğunu aziz milletimize hediye edeceklerdir. Yarın akşam ekran
başında Türk Milli Futbol Takımı'mızın muhteşem oyununa inşallah şahitlik edip
dualarımla evlatlarımızın manen yanında olacağım." dedi.
Bahçeli, Portekiz maçından sonra TBMM'de görev alan eski ve
sabıkalı DEM'li milletvekilinin "yaşasın Portekiz" mesajını sosyal medya
hesabından paylaşmasını tam bir namussuzluk olarak yorumladığını ifade ederek,
"Meğer ihanet nasıl da gönülleri kapatıp gözleri kör ediyormuş. Bu hain ve
sözde milletvekili eskisi şayet emekli maaşı alıyorsa derhal kesilmesi,
vatandaşlıktan çıkarılması, sevincine ortak olduğu ülkeye gidip yerleşmesi tek
seçenek olarak karşımızdadır. Yaşasın Türk milleti. Yaşasın Türkiye
Cumhuriyeti. Yaşasın ve başarılı olsun Türk Milli Futbol Takımı. Milli
futbolcularımıza başarılar diliyor, Allah yar ve yardımcıları olsun
diyorum." dedi.
Bahçeli, geçmişte MHP Genel Sekreterlik görevini üstlenen,
Ankara Milletvekilliği ve Devlet Bakanlığı yapan Mustafa Kemal Erkovan'ın
hayatını kaybettiğini hatırlatarak Erkovan'a Allah'tan rahmet diledi.
Bu arada Bahçeli, grup toplantısının ardından MHP Genel
Başkan Yardımcıları ve partililerle bir süre kuliste oturarak sohbet etti, çay
içti.