İddianamede iki isim hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlaması yöneltildi. Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol ile üç Adli Tıp Kurumu görevlisi hakkında da farklı suçlamalar kapsamında ceza talep edildiği aktarıldı.
Delil niteliğindeki telefon bulunamadı
İddianameye göre Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi gerçekleştirildi.Telefonun daha sonra soruşturma dosyası kapsamında muhafaza altına alındığı, ardından mahkeme kararı doğrultusunda Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edildiği belirtildi.Ancak söz konusu telefonun daha sonraki süreçte bulunamadığı kaydedildi.
Telefon başka bir soruşturmada yeniden gündeme geldi
Denizolgun’a ait cep telefonunun akıbeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen başka bir soruşturma sırasında yeniden gündeme geldi.Telefonun arama tutanaklarında bulunmadığının belirlenmesi üzerine cihazın IMEI bilgileri ve fotoğraflarının emniyet birimlerine gönderildiği aktarıldı.30 Eylül tarihli tutanakta ise eski bakana ait cep telefonunun bulunamadığının kayıt altına alındığı belirtildi.
Tanığın ifadesi iddianamede yer aldı
İddianamede tanık olarak ifadesine başvurulan avukat Abdurrahim Çelik’in anlatımlarına da yer verildi.Çelik’in, terekeye ait eşyaları bir çuval içerisinde teslim aldığını, çuvalın içindeki eşyalara tek tek bakmadığını ancak bir eşya listesinin bulunduğunu söylediği aktarıldı.Çelik, söz konusu çuvalı Kısıklı’daki eve götürdüğünü ve burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini ifade etti.
Başsavcılık telefonun önemli deliller içerebileceğini değerlendirdi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde, bulunamayan cep telefonunda yer alan mesaj, fotoğraf ve notların Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturma açısından önem taşıyabilecek bilgiler içerebileceği değerlendirmesine yer verildi.Savcılık, “kasten öldürme” iddiası yönünden yürütülen soruşturma bakımından delil niteliğinde olduğu değerlendirilen telefonun ortadan kaldırıldığı iddiasıyla TCK’nin 281/1. maddesinde düzenlenen “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme” suçu kapsamında kamu davası açmaya yeterli şüphe oluştuğunu belirtti.Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş hakkındaki suçlamalara ilişkin nihai kararı yargılama sonucunda mahkeme verecek.
Denizolgun’un ölümü yeniden soruşturuluyor
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin dosya, Süleymancılar olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş ve beraberindeki isimlere yönelik yürütülen soruşturmanın ardından yeniden gündeme gelmişti.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının kararı doğrultusunda Denizolgun’un mezarında 19 Eylül’de feth-i kabir işlemi gerçekleştirilmiş, mezardan alınan örnekler incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna gönderilmişti.Yeniden yürütülen soruşturmada Denizolgun’un ölüm nedeninin aydınlatılmasına yönelik adli ve bilimsel incelemelerin sürdüğü belirtilmişti.
2016 yılında evinde ölü bulunmuştu
Arif Ahmet Denizolgun, 2016 yılında İstanbul Beykoz’daki evinde hayatını kaybetmişti.O dönem yürütülen soruşturmada ölümünün doğal nedenlerden kaynaklandığı yönünde değerlendirme yapılmış ve dosyada takipsizlik kararı verilmişti.Aradan geçen yılların ardından dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte Denizolgun’un ölümüne ilişkin bulgular tekrar incelemeye alındı.Son iddianameyle birlikte, ölüm sonrasında muhafaza altına alındığı belirtilen cep telefonunun kaybolmasına ilişkin süreç de yargıya taşınmış oldu.
Etiketler:
Arif Ahmet Denizolgun Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş Hilmi Tuna Kuriş Denizolgun Soruşturması Arif Ahmet Denizolgun Ölümü