Çil: Her insanın şeker tüketmesi gerekebilir

Çil: Her insanın şeker tüketmesi gerekebilir

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün Gazette TV’de  moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül İle Biz Bize”nin canlı yayın konuğu, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Adana Şube Başkanı ve Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil oldu.


Gazette TV ve gazetesinin www.gazette.com.tr, YouTube, Twitter ve Facebook hesaplarından canlı yayınlanan programda prostat kanseri tedavisini anlatan Çil, “Her şeyi mevsiminde ve yeterince tüketmek gerekiyor. Mesela halkımızda kanser hastalarının şeker tüketmemesi gerektiğine dair bir yanılgı var. Şeker tüketmediği için kanseri küçülen kimse yok. Her insanın şeker tüketmesi gerekebilir” dedi.

İnci Gül ile Biz Bize’yi gazette.com.tr web adresimizde video galeriye tıklayarak izleyebilirsiniz.

 

 

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği’nden bahseder misiniz, dernek faaliyetleri, amacı nedir?

 

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği çok eski bir dernektir. Kanserin tedavisi veya kanser hastasının yönetimi, Türkiye’deki kanser tedavilerine yön verme politikalarının geliştirilmesi amacıyla ilk olarak devlet kurumu bünyesiyle oluşturulmuş bir kuruluştur. Şu an merkezi Ankara’da ama şubeleri var. Biz Adana şubesini yönetiyoruz. Buradaki temel amacımız sağlıklı kişilere aynı zamanda kanser olmuş kişilere farkındalık, eğitim gibi birçok projeyi yönetmeye ve topluma katkı sunmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 5 yıldır yönetim kurulundaki arkadaşlarımla beraber çalışıyoruz. Çok güzel projeler yaptık, daha iyilerini yapmayı da umut ediyoruz.

 

Prostat kanseri nedir hocam bizlere anlatabilir misiniz?

 

Prostat erkeklerde bulunan, idrar yolunun etrafında olan bir bezdir. Nasıl ki kadınlarda meme kanseri en sık görülen kanserse, erkeklerde de prostat kanseri sık görülür. Bana göre prostat kanserinin çok görülmesi, o toplumun çok geliştiğini, ortalama yaşam süresi çok uzun olan toplumlarda daha çok görülüyor. Biz kanserleri 2 ana gruba ayırıyoruz. Birincisi erken dönem, diğeri de ilerlemiş dönemdir. Bir toplumda erken dönem prostat kanseri ne kadar fazlaysa, yaşam süresi o kadar uzundur. Tedavisinin çok başarılı olması, çok sık görülmesi, hem erken dönemde hem de ilerlemiş dönemde olan hastaların birçok tedavi seçeneğinin olması, tarama için bir yönteminin olması, erken dönemde teşhis konulabilmesi gibi diğer kanserlerden farklı özellikleri var.

 

Bazı kanser türleri gibi prostat kanserinin de diğer organlara sıçrama ihtimali var mı?

 

Prostat kanseri ilerlemiş dönemde dediğimiz bu oluyor. Prostat bezinden çıkıp başka organlara geçiyor. Bunun başında kemik geliyor, en çok kemiği seviyor. Ama karaciğere, diğer yumuşak dokulara hatta akciğere de gidebilir. Tabi ki bunlar düşük ihtimaller. Sıklıkla tarama yöntemi kullandığımız için erken dönemde her sorunu yakalayabiliyoruz.

 

Türkiye’deki tüm kanser vakalarına göre prostat kanseri oranı nedir?

 

Öncelikle dünya genelinden bahsedersek, dünyada birinci sırada, hemen ardından akciğer kanseri geliyor. Ama Türkiye’de akciğer kanseri verilerin en başındaydı. Yıllar içerisinde prostat kanseri yükselme göstermeye başladı. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yakın gelecekte göreceğiz ki prostat kanseri tüm kanserlerin önüne geçecek. Ülkemizdeki veriler bölgeler arası farklılık gösteriyor. Güneydoğuda veya doğuda prostat kanserinin görülme oranı çok düşükken, İzmir’de, İstanbul’da daha yüksektir. Meme kanseri de aynı şekilde veriler gösteriyor. Bunun sebebi de yine gelişmişliğe bağlıdır.

 

Prostat kanseri sayısına baktığımızda dünya sıralamasında Türkiye kaçıncı sırada?

 

Avrupa toplumlarında, özellikle Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da prostat kanseri çok farklı şekilde ön sırada. Ama doğuya baktığımızda çok daha az oranda görülüyor. Ülkemiz de artış gösterme konusunda çok fazla ilerliyor.

 

Prostat kanserinin belirtileri nelerdir hocam?

 

Prostat bezinin büyümesine ait belirtilerle karşımıza çıkıyor. Orada kitle büyüdüğü için bası bulguları oluşuyor. Hastanın idrar yapmakta zorlanması, idrarı tam olarak yapamaması, idrar yaparken çatallanma hissi veya kanama olması gibi bulgular olduğunda bize başvuruluyor. Tüm bunlarla birlikte ağrı olmuyor. Bu şikâyetler bize prostat bezinin büyüdüğünü işaret eder. Ama iyi huylu tümörlerde veya prostat bezinin kendi kendine iyi huylu bir şekilde büyümesinde de idrar sorunları olabilir. Herhangi bir şikâyette ürologa başvurulmalıdır. Ürolojik muayenede prostat bezinin yapısı anlaşılarak, prostat kanserinin olup olmadığı anlaşılabilir. Bir de prostat bezinden salgılanan bir hormondan kan tetkiki yapıyoruz. Tüm bulguları bir araya getirip hastaya biyopsi yapıyoruz.

 

Bu kanser türünün nedenleri nelerdir?

 

Biz kanserin nedenlerini sorgularken 2 temel unsur üzerinde duruyoruz. İlk olarak değiştirilemeyen unsurlar yani genetik yapı, ailesel yatkınlık vardır. İkinci olarak da beslenme, obezite, sigara içimi gibi birçok faktörden etkilendiğini görüyoruz. Dengeli ve düzgün bir yaşam sergilendiğinde prostat kanserinin görülme oranı azalıyor. Ama genetik yapı çok belirleyici bir unsurdur. Tipik olarak ileri yaş hastalığıdır. Dolayısıyla yaşam süresi uzadığında, görülme oranı artar.

 

Risk faktörlerinden detaylı olarak bahsedebilir misiniz?

 

Genetik veya ekolojik faktörler çok önemlidir. Bu ekolojik faktörleri yani alkol, sigara, beslenme gibi alışkanlıkları ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşımlar oluşturursak, risk faktörlerini azaltmış oluruz.

 

Tetkik yöntemleri nasıl oluyor?

 

Prostat kanserinde tarama yöntemi var. 40 yaşının üzerindeyseniz ve ailenizde, birinci derece bağınızın olduğu kişilerde prostat kanseri varsa eğer kanınızdan alıp, PSA hormonuna bakıyoruz. Prostat bezine ait bir hormon. Eğer sonuç yüksek çıkmışsa, süreç içerisinde artış gösteriyorsa bu kişide prostat kanseri olması ihtimalini göz önünde bulunduruyoruz. Ailede prostat kanseri yok, 50 yaşının üzerinde bir erkekseniz yılda bir kez muayene olunmasını öneriyoruz. Test sonucu yüksek veya artış gösterirse o kişide prostat kanseri için bir tarama yöntemi uygulamış oluyoruz, erken dönemde saptamış oluyoruz ve bize öngörü sağlamış oluyor.

 

Yeni tedaviler nelerdir hocam?


İlk olarak insanlar kanser olmasın istiyoruz. Kanser olmuşlarsa erken dönemde yakalayalım, erken dönemde tedavi yapalım ki kurtulsunlar istiyoruz. İlerlemiş derecede hastalığı var ise bunu bir kronik hastalığı var gibi tedavi edelim istiyoruz. Eğer hasta prostat kanseri şeklinde yakalanmışsa ve erken dönemdeyse yani sadece prostat bezinin içerisindeyse elimizde iki tane tedavi seçeneği var. Bir tanesi cerrahi, diğeri de radyoterapi. Cerrahinin de teknikleri var. İlki açık cerrahi dediğimiz ameliyat, ikincisi de robotik cerrahi, diğeri de laporoskopik yöntemdir. Şu an tüm dünyada robotik cerrahi yöntemi çok kullanılıyor. Çünkü cerrahi yöntemle hastanın prostat bezi alınırken etrafındaki lenfler temizlenir, sinirlere ya da damarlara dokunmamış oluyoruz. Bundan dolayı hastada idrar tutamama, büyük abdest yaparken zorluklar gibi kalıcı şikâyetlerin oluşmasına sebebiyet vermiş oluyoruz. Biz de şu an prostat kanseri için çok önemli bir cerrahi teknik olan robotik cerrahiyi kullanıyoruz. Bir de radyoterapi var, sadece o bölgeye 6-7 hafta süresince ışın tedavisi uygulanıyor. Lokal hastalık için uygulanabilen yöntemler bunlar. Sistemik tedavileri de biz uyguluyoruz. Bunların başında hormonel tedaviler, yeni hormonel tedaviler, akıllı ilaçlar bir de immünoterapi var. Hormonel tedavi dediğimiz prostat kanseri erkeklerde olduğu için, testesteron hormonu bu kanseri büyüten bir hormondur. Bu hormonu azaltmaya yönelik karın içerisinden veya koldan 3 ay arayla yapılan iğne tedavimiz var. Yeni hormon tedavisi ise; hap şeklindedir. Hastaya veriyoruz kullanıyor ve bakıyoruz kitleler küçülüyor. Akıllı ilaçlar ise ülkemizde yaygın olarak kullanılmıyor. Ama hasta için genetik tetkik yapıyoruz, aldığımız sonuçlar uygun çıkarsa hastaya önerebiliyoruz. Hasta bu ilacı kendi imkânlarıyla temin edebilir veya bizim ve bakanlığın izni şartıyla alabilir. Eğer bu ilaca ulaşıla bilinirse gerçekten çok etkili. Ayrıca şu an ülkemizde kullanılmıyor ama aşı tedavileri de var. İleri dönemlerde ülkemizde kullanılmaya başlanacağını düşünüyoruz. Şu an Küba'da bir aşı kullanılıyor ama bizim kastettiğimiz aşı o değil. Orada immün sistem üzerinden bir aşı tedavisi kullanılıyor ve daha çok akciğer kanseri üzerinde kullanılan tedavi yöntemidir. Kanser aşısı daha çok tedavi önerisi sunan, bilimsel verilerce önerilen immünoterapi veya aşı tedavisi şeklinde olacak.

Ameliyata bağlı yan etkiler oluyor mu, oluyorsa nelerdir?

Eğer hasta açık ameliyat olduğunda sinirleri veya damarları etkilenebileceği için idar yapamama veya idrar tutamama, büyük abdest yapamama veya tutamama, cinsel fonksiyon bozukluğu gibi yan etkiler oluşabilir. Robotik cerrahi de bu ihtimaller çok daha minimal oluyor. Yeni tedaviler prostat kanserinde çığır açtı. Uyguladığımız tedavilerle hastalığı kronik bir hastalıkmış gibi yönetebiliyoruz.

Ameliyat sonrası oluşan idrar kaçırmayla ilgili tedavi var mı?

İdrar kaçırma daha çok ürologların yönettiği bir durum ama cerrahi işlem sırasında etkilenen sinirlerin birçoğu geri dönüyor. Bu geri dönme süresi zaman alacağı için, hayat kalitesini bozacak durumlarda bazı hastalara radyoterapiyi öneriyoruz.

Siz genel olarak radyoterapiyi mi öneriyorsunuz hocam?

Hangi hastaya hangi tedavinin uygulanmasına karar vermek hekimlik sanatıdır. Hangi tedavinin uygulanacağına hastanın bulgularına göre karar veririz.

Ameliyat sonrası cinsel fonksiyonlarda bozulma oluşması nedendir?

Açık cerrahide çok görülen bir durumdur. Cerrahi teknik veya prostat bezinin etrafındaki sinirlerin ne kadar etkilendiğiyle alakalı bir unsurdur. Sinirlerde zedelenme yoksa o fonksiyonlar geri dönebilir. Kimi hastalarda geri dönebilir, kimisinde geri dönmeyebilir.

Hasta birçok belirtiyi gördü fakat tedavi olmadı. Sonuç ne olur?


Bu hastalık o kişiye özgü bir oluyor. Hastalığın artış hızı da önemli. 95-100 yaşında prostat kanseri olan bir hasta varsa, hastalığı çok yavaş ilerliyorsa biz ona tedavi vermiyoruz. Aktif izlem denen takip yöntemini kullanıyoruz. Çünkü hastalığı çok yavaş hatta ilerlemiyor, durarak seyrediyor. Genellikle o hasta kaybedilecekse bu hastalıktan değil, başka nedenlerden dolayı kaybediliyor. Gerçekten hastaların tıbbi onkolog tarafından çok iyi şekilde takip edilmesi gerekiyor.

Prostat kanserinin oluşumunu engellemek için yapılması gerekenler var mı?

Bazı genetik faktörlerin önüne geçmek mümkün değil. Ama hayatta bir denge vardır, organizmanın dizaynında da denge vardır, bu tüm kanserler için temel olarak geçerlidir. Bizler de beslenmemiz, yaşam şartlarımız, uyku süremiz gibi elimizde olan faktörleri dengede tutmalıyız. Bunları yaparak kanser olmamak için değiştirebildiğimiz faktörleri yönetebiliriz.

Kişi genlerinde kanser hastalığını taşıyorsa ne yapması gerekiyor?

Genetik yatkınlık olabilir, ama elimizde olan değiştirilebilir faktörleri düzeltmezsek, kansere yakalanma riskimizi hızlandırıyor. Genetik faktör tek başına kanseri oluşturmayabilir.

Beslenmeyle ilgili biraz daha detay verebilir misiniz?

Her şeyi mevsiminde ve yeterince tüketmek gerekiyor. Mesela halkımızda kanser hastalarının şeker tüketmemesi gerektiğine dair bir yanılgı var. Şeker tüketmediği için kanseri küçülen kimse yok. Her insanın şeker tüketmesi gerekebilir. Hastalar bana şeker tüketimiyle ilgili danıştıklarında, eğer ki şeker hastalığı yoksa tüketmelerine müsaade veriyorum.

Covid-19 döneminde hastalarınız size nasıl ulaştılar, tedavi yöntemlerinde nasıl bir yol izlediniz?

Covid herkesin hayatını değiştiren bir unsur. Ama bizler de hem bu virüsü hem de hastalarımızı yönetmeliyiz. Bakanlığımızın da önerdiği gibi maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymalıyız. Dünya genelinde kanser hastalarının covid-19 virüsüne yakalanma oranı çok düşük. Çünkü kanser hastaları çok disiplinize hasta grubudur, söyleneni yapar. Bizler de bu dönemde çalışma sistemimizi değiştirdik, tedavi uygulama ünitemizdeki süreleri uzattık. Hastalara online şekilde ulaşma imkanı sağladık. Kontrol hastalarının muayene sürelerini uzattık. Bazı hastalara telefonla ya da online ulaşmaya çalışıyoruz. Mümkün oldukça tedavilerde kan değerlerinin azalmamasına dikkat ediyoruz. Kanserli hastaların akciğer bulgularıyla, bu virüsün bulguları birbirine çok benziyor. Ayırmak bazen zor olabiliyor. Çünkü PCR'la baktığımızda %100 sonuç veremiyebiliyor. Biz de onkoloji hastalarına yönelik covid servisi oluşturduk. Hastanın hem covidine bakabileceğiz hem de kanserini takip edebileceğiz. Görevli onkolog arkadaşlarımız sadece o hastalarla ilgileniyorlar.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Çok zor bir dönem yaşıyoruz, elimizde 3 tane çok basit yöntemler var. Maske, mesafe ve hijyen. Bu 3 yöntem %90'ın üzerinde koruyuculuk sağlıyor. Toplumsal bilincimiz bu kurallara uyarsa aşı gelene kadar kendimizi korumuş oluruz. İnsan çok değerli bir varlık, insanları korumak için bu kurallara uyalım. Herkese sağlıklı günler dilerim.


 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER