Elban: Çukurova’da tarım hayalim var

Elban: Çukurova’da tarım hayalim var

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi, Usta Gazeteci Fatma İnci Gül'ün moderatörlüğünü yaptığı İnci Gül ile Biz Bize'nin konuğu Adana Valisi Süleyman Elban oldu. Pandemi döneminin şartlarıyla birlikte sağlıklı gıdanın her açıdan, daha az ilaç ve daha az katkı maddesi kullanarak doğru tarımla birlikte sağlıklı gıdanın üretileceği ve daha çok gelir elde edileceğini söyleyen Elban, “Çukurova ile ilgili bir tarım hayalim var” dedi.


 Pandeminin Adana’da yarattığı son durum ne?

Sonbaharla birlikte tüm kuzey yarım küredeki ülkelerde ikinci dalga yaşandı. Dolayısıyla bu bizim ülkede de başladı. Ancak ekim ayında Anadolu’nun tamamında pik yaşanırken Akdeniz ve Çukurova’da bu pik Kasım sonu Aralık başı yaşandı. Şu an alınan tedbirler tüm görevli arkadaşlarımızın gayretleri ve vatandaşlarımızın çok ciddi bir şekilde duyarlı olmasıyla Sağlık bakanlığı Adana’nın düşüşte olduğunu açıkladı.

Birkaç tedbiri bir arada yürütüyoruz. Bizim valilik olarak sokaklarda çok sık kalabalık olmaması, açılmaması gereken iş yerlerinin denetlenmesi, toplu taşımalara yoğun binilmemesi, piknik alanlarının yasaklanması gibi ilave tedbirlerimiz var ve bunu sıkı bir şekilde takip ediyoruz. Ciddi manada tüm meslek odalarımızdan, belediyelerimizden ve kamu kuruluşlarımızdan araba takviyesi alarak filyasyon ekibimizi artırdık.

Şu anda herhangi bir vaka ya da rahatsızlık bilgisi geldiğinde direk sağlık ekibimizi evlerine gönderip muayenesini yapıyoruz. Bunun dışında çeşitli nedenlerle evinde izolasyon imkânı bulamayanlara kredi yurtları kurumu yurdumuzda izolasyon için konaklatıyoruz. Bunların hepsinin ötesinde hastalıkta bir ilerleme söz konusu olursa vatandaşlarımızı hastaneye yönlendiriyoruz.

 

Hastanelerdeki yatak doluluk oranı hakkında bilgi verir misiniz?

 

Hastanedeki yatak sayımızın yüzde 36‘sı boş. Hastanelerimizde özellikle şehir hastanesi ve son dönemlerde yapılan hastanelerin yataklarının hemen hemen tamamına yakını nitelikli yatak. Yani odalar genellikle tek kişilik ve çift kişilik. Dolayısıyla biz herhangi bir yatak ihtiyacının olması durumunda herhangi bir yerden ilave bir kapasite yaratmak gibi bir düşüncemiz olamaz. Mevcut hastanelerimize yatak takviyesiyle mevcut yatak sayımızı çok süratli bir şekilde birkaç katına çıkarabiliriz.  Dolayısıyla orada bir sıkıntımız yok. Öbür taraftan, yoğun bakımda da doluluk oranımız yüzde 80. Yani yüzde 20’lik kapasite boş. Son zamanlarda yaptığımız çalışmalarla yoğun bakımdaki yatak sayımızı da artırmıştık.  Bu seksenlik kısmın tamamı Kovid değil. 30’u Kovid geri kalanı diğer hastalar. Yoğun bakımların tamamı doldu tamamı da Kovid’li gibi bir algı var bu tamamen yanlıştır.

Kovid aşısına karşı çıkılmasının nedeni muhtemelen bilgi eksikliği. Bu konuda bizlerin bir şey söylemesi çok da doğru değil çünkü bu konunun doğrusunu bilenler ve söz söyleme hakkı olanlar bilim insanları.  Bilim insanlarının da şu ana kadar bir tereddütlerinin olmadığı konusunda bir sürü açıklamalar var. Sosyal medyada kampanyalar var insanlar korkuyor. Biz de çocukluğumuzdan bu yana yüzlerce aşı yaptırdık. Bu da onlar gibi inaktif aşılardan bir tanesi.  Benim takip ettiğim kadarıyla herhangi bir sorun olmadığını söylüyor tüm uzmanlar.  O zaman onlara inanacağız. Doğrusu da odur zaten.

 

Pandemi sürecinde sizce devam ettiremeyecek işletmeler var mıdır?

 

Pandemi süreci tüm dünyayı etkiledi. Tüm dünyadaki ticaret hacmini olumsuz etkiledi.  Buna bağlı olarak geliri etkiledi.  Buna bağlı olarak da devletlerin gelirini etkiledi. Dolayısıyla bizim ülkemizde de aynı etkilenme oldu. Ancak bugüne kadar devletimizin ve hükümetimizin aldığı tedbirlerle gerek sosyal yardımlar gerek kredi destekleri gerek hibe destekleri ile bu eksiklik sürekli giderilmeye çalışılıyor. Geçen hafta bakanlar kurulunda alınan kararla birlikte esnafa da destek açıklandı.  Yani bu süreçte dünyada etkilenmeme gibi bir durum söz konu değil. Hiç etkilenmeyen moral olarak etkilenmiyor. Yani neticede herkes, her şeyin güzel olduğu, sağlıklı bir dünyada yaşamak ister. Dünyanın her yerinde herkesin bir endişesi var. Ancak bu aşının bulunması ve yetkili dünyadaki kurumların onayından geçip bununla birlikte insanlarda bir ümit ışığı belirdi. Yani tahmin ediyorum baharla birlikte Türkiye’de ve tüm dünyada ciddi bir rahatlama olacaktır.

 

Pandemi tüm dünyada ticareti olumsuz etkiledi. Bundan Adana’daki işletmelerde etkilendi. Valilik olarak bu konuda herhangi bir çalışmanız var mı?

 

Şimdi tabii bize tanınmış olan kişilere sosyal yardımdan bize bildirilen ihtiyaç sahiplerine sadece bu pandemi döneminde değil her zaman için destek oluyoruz, ama onun dışında hemen hemen her hafta pandemiden olumsuz etkilenen bir kesim ile ilgili,  bir meslek grubuyla ilgili, yeni teşvikler, yeni rahatlatıcı paketler ya da yeni yardımlar açıklanıyor. Muhtemelen önümüzdeki dönem içerisinde yeni destekler gelir diye tahmin ediyorum, tabi bu merkezi hükümetin alabileceği düzeyde kararlar.

 

Sayın Valim şurası bir gerçek ki pandemi yeni bir ekonomik sistem oluşturuyor. Bununla beraber farklı üretim alanları doğmuş oluyor. Adana’da bundan nasibini alacak mı?  

 

Mutlaka alacak çünkü aslında bu pandemi süreci dünyada üç şeyi ön plana çıkardı. Bu üç şey de Adana’nın ve Çukurova’nın lehine bir durum. Bir tanesi, sağlığın ne kadar önemli bir durum olduğu ortaya çıktı, sağlığa yapılan yatırımların boşuna gitmediği, yani bu zamana kadar sağlık için yapılan yatırımların iyi olduğu hatta eksik bile olduğu anlaşıldı. Sağlık ön plana çıkacak, biz Adana olarak sağlık konusunda alt yapısı çok iyi olan illerdeniz. Bilgi birikimi, yeterli personeli açısından da iyi bir iliz, dolayısıyla bu önümüzdeki dönemde Adana’nın sağlık turizmi başta olmak üzere birçok açıdan çok avantajı olup kendisinin de ön plana çıkacağı bir alan olacak. İkincisi Tarım çok önemli oldu. Sağlıklı gıdanın üretimi ve tedariki çok önemli oldu. Biliyorsunuz ilimiz Türkiye’nin önemli bir tarım bölgesi dolayısıyla bundan sonraki pandemi sürecinde Adana’nın avantajını oluşturacak. Bir diğer konu ise yapay zekâ dijitalleşme konusu. Dünya da yüzde elliden daha fazla büyüyen şirketlere baktığınızda tamamına yakını dijital şirketlerdir. Alışveriş Platformları, Yazılım Şirketleri ve buna dayalı diğer sektörler. Dolayısıyla bizde, Adana’ya geldiğim günden bu yana yazılım, kodlama, dijitalleşme ile ilgili çalışmalarımız vardı. Bu anlam da mevcut ilimizin imkânlarını da kullanarak bahsettiğim alanda da hem Türkiye’de hem de Dünya da belli bir yer edinmek istiyoruz, yani Çukurova’yı bir sağlık havzasının yanında dijital de bir havza yapmak istiyoruz. Sağlıkla ilgili bir şey daha eklemek istiyorum. Biz Lokman Hekim’in hemşerisiyiz. Lokman hekim dolayısıyla sadece Pozitif Tıp Bilimi anlamında değil aynı zamanda tamamlayıcı Tıp Fitoterapi alanında da sağlıklı gıda alanında da bitki aromatik ürünler, uçucu yağlar konusunda da Adana’nın çok iyi bir avantajı var. Onunla ilgili çalışmalarımız da var. Önümüzde ki günlerde onu da değerlendirmeyi planlıyoruz.

 

Pandemi bize ülkelerin kendi kendini yönetmesi gerektiğini de öğretti aslında, bununla beraber Çukurova Bölgesi bu anlamda çok şanslı ve zirai üretimde Adana’yı önümüzdeki süreçte nasıl görüyorsunuz?

 

Yani pandemi döneminin şartlarıyla birlikte verimliliğin daha çok artacağı biyolojik tarımdaki zararlarla mücadelenin ön plana çıkacağı kimyasalın ve buna benzer ürünlerin daha az kullanılıp, daha en doğala yakın ya da tamamen doğal gıdaların üretilebileceği sağlıklı gıdanın her açıdan, daha az ilaç ya da sıfır ilaç kullanarak, daha az katkı maddesi kullanarak daha doğru tarımla birlikte sağlıklı gıdanın üretileceği ve daha çok gelir elde edileceği Çukurova ile ilgili bir tarım hayalim var.

 

Göreve başladığınızın hemen ardından yaptığınız isabetli tespitler sonucunda Adana’daki şehircilik ve yapılaşmasındaki çarpıklığın kentimizin değerini düşürdüğünü sizi ziyaretimiz sırasında ifade etmiştiniz. Yerel yönetim konusunu çok iyi bilen birisi olarak pandemiye rağmen bu doğrultuda herhangi bir çalışmanız var mı?

 

Biz elimizdeki yerel yönetimlerle sürekli bir aradayız çünkü pandemiyle mücadelede de bir aradayız. İlimizin birçok konusunda da hep beraber çalışıyoruz. İyi bir iş birliğimizde var tüm yerel yönetimlerimizle. En başta bu pandemi belasından kurtulmak için iyi bir iş birliği gerekiyor. Maalesef Belediye Başkanlığı gibi görevlerde bulunan insanların, toplumun tüm kesimiyle birçok ortamda beraber olmak zorunda. Böyle durumlarda kendinizi korumak çok zor bir iştir. Dolayısıyla Belediye Başkanlarımızın koronavirüse yakalanması yaptıkları işin doğası gereği.

 

Adana’nın çevresini güzelleştirerek değerini arttırmak adına başta Büyükşehir belediyesi ve diğer ilçe belediyelerle koordineli bir proje çalışma yürütüyor musunuz?

Tabi Adana markasını yüceltir ve yükseltirseniz Adana’nın tüm kesimleri faydalanır. Bunun için Adana’nın şehir olarak değerini yükseltmek gelen insanları daha güzel ve huzurlu bir şehirde ağırlamak bu şehre her zaman değer katar. Bizim için en önemli işlerimizden bir tanesi TepeBağ’dır. İlgili belediyelerimizle beraber yol haritası belirleyip start aldık. Ama bu tek başına valiliğin ve belediyelerin yapacağı iş değil. Tüm girişimcilerimizi, yatırımcılarımızı ve iş insanlarımızı oraya bekliyoruz. Çünkü orası hakikaten kısa bir süre içinde cazibe alanı olacak. Şehrin o kalbini toparlayıp kısa bir süre içerisinde Türkiye Dünya turizmine açabilirsek orayı yaşayan bir şehir haline getirebilirsek dalga dalga şehrin tamamını etkileriz.

Orada nasıl bir proje düşünüyorsunuz?

Orada mevcut biz kamuya ait binaların tamamını bir kere ayağa kaldırmak ve restore etmek istiyoruz. Onun haricinde mevcut eski binaların yıkılıp yeniden yapılması ya da tadilatın yapılması. Öbür taraftan da tescilli tarihi konaklar evler ve binalar var. Bunların da bizler ve belediyeler tarafından restore edilmesi ya da sahipleri tarafından veya yeni edinecek kişiler tarafından restore edilmesine teşvik ediyoruz. Dolayısıyla bir bütün halinde oraya girdiğinizde cadde, sokağı, kaldırımı, kent mobilyası, aydınlatması ve dış cephesiyle birlikte mevcut binalarında tarihi olanın ve tescilli olanın restorasyonu diğerlerinin o dokuya uygun tadilatı ya da yeniden yapılması topyekûn bir çalışma içerisindeyiz.

Butik oteller gibi gezme, yeme ve içme yerleri mi olacak?

Biz tabi öncelikle bizim kendi kamuya ait yerleri butik otellere ve dışarıdan gelen insanların yeme içme amacıyla kullanacağı güzel mekânlara vermek istiyoruz. Onun dışında o konakları, o evleri ve bölgeleri yine bu amaçla yapıp kullanabilir.

Tepebağ dışında başka koordineli çalıştığınız yerel yönetimlerle bir projeniz var mı?

Tabi bizim için Misis, Anavarza, Karataş’taki Magarsus, Yumurtalık, Karaisalı, Pozantı’daki mekânlarımız, Kozandaki mekânlarımız, Yılan Kalesi gibi olan yer altı şehirlerimiz bizim için çok önemlidir. Şehrimiz içerisinde çok güzel bir nehrimiz ve baraj gölümüz var. Bunların hepsi bizim olan tüm doğal ve tarihi güzelliklerimizi bu şehrin yararına olacak şekilde bu şehrin insanlarına ve gelecek turistlere açmak istiyoruz.

 

 

 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER