Mehmet Tatar: Rant kafasını bitirmeliyiz

Mehmet Tatar: Rant kafasını bitirmeliyiz

Son dönemde yaşadığımız irili ufaklı depremler, vatandaşları tedirgin etmeye başladı. Konuyla ilgili TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Mehmet Tatar da Gazette Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Gül ve muhabirlerimizden Seher Erek’e önemli açıklamalarda bulundu. Vatandaşlara depremle yaşama bilincinin verilmesi gerektiğini belirten Tatar, “Doğal afetlerin olmasını engelleyemeyiz ama önlem alabiliriz. Rant kafasını kesinlikle bertaraf etmemiz lazım. Vatandaşlarımızın daha sağlıklı bir ortamda yaşaması için sosyal donatılarıyla, kullanım alanlarıyla planlama yapılması gerekiyor. Onun için parsel bazlı değil alan bazlı çalışmalıyız” dedi.

İşte JMO Adana Şube Başkanı Mehmet Tatar ile gerçekleştirdiğimiz o keyifli röportaj;

 

Önce sizi biraz tanıyabilir miyiz, Mehmet Tatar kimdir?

 

Ben Mehmet Tatar. 1960 doğumluyum. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite ve iş hayatım Adana’da geçti. Ailem Kahramanmaraş Elbistan’dan gelmişler ama biz Mirzaçelebi çocuğuyuz. Daha sonra master yaptım, ardından da doktoramı tamamladım. Üniversiteyi bitirir bitirmez MTA Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü’nde işe başladım. 10 yıl kadar MTA’da çalıştıktan sonra 1995 yılında Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde naklen geçtim. 1995’ten bu yana da Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde çalışıyorum. Evliyim, biri kız bir erkek 2 çocuğum var. Ayrıca JMO’ya öğrenci üyeydim. Mezun olduktan sonra asıl üyeliğe geçtim ve 1996 yılında Adana’da kurucu üye olarak odaya başladım. Uzun bir süredir odanın başkanlığını yürütüyorum.

 

Jeoloji Mühendisleri Odası, Adana Şube Başkanı’sınız... Jeoloji Mühendisliği nedir Sayın Tatar?

 

Jeoloji, yer bilimi demektir. Dünyanın oluşumundan günümüze kadar tüm yer olaylarını inceleyen bilim adı. Akarsuları, madenlerin oluşumlarını, kaynak sularının, yüzey şekillerinin oluşumu, volkanların oluşmasını dolayısıyla doğa olaylarını inceleyen bir bilim dalı. Çok geniş bir kapsama alanı var. 5 temel bilim dalından birisidir jeoloji. Bu yüzden çok önemli. Geniş bir yelpazesi var. Tıbbi jeoloji var, çevre jeolojisi var. Tıbbi jeoloji, radyoaktif minerallerin olduğu yerde kanserojenin arttığını inceleyen bir bilim dalı. Ben de yıllarca mesleğimi severek yaptım ve severek yapmaya da devam ediyorum. Teknoloji geliştikçe jeoloji de gelişiyor. Bizim okuduğumuz dönemle şimdiki dönem olanak bakımından çok farklı. O zaman günlerce arazide dolaşır, jeolojik haritalar çizerdik ama şimdi bunun için programlar var. Biz de en büyük problem ise işsizlik problemi. Birçok bölümde olduğu gibi jeolojide de işsizlik oranı çok yüksek. Her tarafa bölüm açılınca da iş potansiyeli düştü. Yatırım olmayınca, diğer mühendisliklerde olduğu gibi bize de iş çıkmıyor tabi. Sadece deprem olduğu zaman hatırlanıyoruz.

 

Radyoaktif minerallerin olduğu yerde kanserojenin arttığını söylediniz başkanım. O konuyu biraz açar mısınız?

 

Volkanik arazilerde radyoaktif mineraller bulunur ve onlar insan sağlığına zararlı. Radyoaktif alanlardan beslenen kaynaklardan su içen insanlarda kanser vakalarının arttığı görülüyor. Genelde Orta Anadolu bölgesinde bulunan Nevşehir civarında yaygın. Bilim dalı olarak daha önce vardı belki ama biz yönelmemiştik. Daha sonra böyle bir çalışma oldu ve yaygınlaştı. Tıp da ilerledikçe doktorlarımızla beraber çalışıyoruz. Termik santrallere de kurulduğu bölgede kanser ve ciğerlerden kaynaklanan hastalığın artmasından dolayı karşıyız. Bizler doğaya zarar verdikçe doğa da intikamını alacaktır ki Covid-19 salgınından dolayı 2,5 ay dışarı çıkamadık.

 

Deprem kuvvetleri bakımından; ülkemiz genelinde ve özellikle Adana’daki yapıların tasarımı ile inşaat sırasındaki titizliği yeterli buluyor musunuz Sayın Tatar?

 

Evet, yeni binalar Deprem Yönetmeliği’ne göre yapılıyor. Yani 7, 8 şiddetindeki depremlere de dayanıklı yapılıyor. Multidisipliner bir şekilde çalışılıyor. Siz, zemine sağlam bir yapı oturtursanız korkulacak bir durum olmaz. Tamam, çatlama gibi hasarlar olacaktır ama can kaybı en aza inmiş olacak. Artık Adana’da kullanılan malzemeler çok sağlam.

 

Peki, yapılan binaların bir standardı var mı yoksa zemine göre mi belirleniyor?

 

Zemin etütlerinde taşıma gücü hesaplanıyor, ona göre de statiği yapılıyor ve bina dikiliyor. Avrupa’da, Dubai’de çok yüksek katlı binalar var. Yani mühendislik hizmetini iyi verirseniz korkacak bir durum olmaz. Tabi Adana’daki sıkıntı ufacık bir deprem anında panik yapılması. Bir de toplanma alanlarımız yok. Mesela vatandaş, Adana’da deprem anında nereye toplanacağını bilmiyor. Liste var ama vatandaş bilmiyor. Toplanma alanlarının nereler olduğu vatandaşa anlatılmamış. Bu büyük bir eksiklik. Ayrıca Adana’da Afet Master Planı yok. Bina stoklarının çıkarılması lazım. Binalar kaç şiddetindeki depreme dayanır, kaç tane bina ruhsatlı veya ruhsatsız, zemin profili çıkarılmalı, nereler ayakta kalır. Afet Master Planı’nda hepsinin yazılması lazım. Afet planı yapıyoruz ama deprem olduktan sonra yapıyoruz. Önemli olan deprem olmadan bunu yapabilmek. Kentsel dönüşümler de artık alan bazında yapılıyor ve çok iyi bir karar, biz de onu savunuyoruz. Kentsel dönüşüm, alan bazında olmalı. Yani binayı değil de komple bir mahalle kentsel dönüşüme girmeli. Hatta Yenibey, Sucuzade, Anadolu’da, Mestanzade de alan bazında yapılıyor. Mesela oraya 100 nüfus getirdiniz ve alan bazında olmazsa o 100 nüfusun yararlanabileceği sağlık ocağı yok, okul yok, park yok, ibadethanesi yok ama alan bazında olursa her şeyi olacak.

 

Son zamanlarda sıklaşan irili ufaklı depremler neyin habercisi Sayın Tatar?

 

Bir yandan depremlerin sık sık olması iyidir. Çünkü enerji boşalması oluyor. Enerjinin birikmesi engelleniyor ama Doğu Anadolu fayında deprem yukarılarda oldu, aşağıda olmadı. Yukarıda Elazığ, Malatya ve Karlıova olmak üzere üç tane deprem oldu. Manisa’da da sık sık oluyor. Çünkü orası birinci derece bir deprem bölgesi.

Geçenlerde Artvin’de ve Rize’de sel felaketi oldu. Dere yataklarını imara açarsanız bu olay kaçınılmaz olur. Adana’da da bütün dere yataklarını bulvar yaptık biz. Yağmur, toprakla buluşmuyor. Eskiden Adana’da aylarca yağmur yağardı ve hiç sel olmazdı. Çünkü toprak vardı ve suyu emiyordu toprak. Şimdi her taraf betonlaştı. Yağmur suyunu drene edecek bir şey kalmadı. Turgut Özal Bulvarı’na daha yeni drenaj yapılıyor. Hüseyin Bey zamanında başlandı, Zeydan Bey de devam ettiriyor. Biriken suları drene etmek için yapılıyor. Kenardaki su giderleri yeni yapıldı. Neden imara açılırken yapılmıyor? Mesela yeni stadyum civarı. Yol yok, alt yapı yok ama bir anda binalar yükseldi. Önce altyapının gitmesi gerekiyor.

 

Pandemi, yangın, sel, deprem derken; vatandaşlarımız kırılgan bir hale geldi... Sizce bu kırılganlığın önüne nasıl geçebiliriz Sayın Tatar?

 

Vatandaşlara depremle yaşama bilincini vermemiz gerekiyor. Doğal afetlerin olmasını engelleyemeyiz ama önlem alabiliriz. Mesela altyapınız bozuksa olursa selin oluşması kaçınılmaz. Üzerine bir de küresel iklim değişiklikleri oluyor tabi. Her şeyin başı önlem. Bir kere kesinlikle rant kafasını bertaraf etmemiz lazım ama maalesef kentsel dönüşüm de artık rantsal dönüşüm oldu. Parsel bazında kentsel dönüşümden vazgeçmemiz gerekiyor. Vatandaşlarımızın daha sağlıklı bir ortamda yaşaması için sosyal donatılarıyla, kullanım alanlarıyla planlama yapılması gerekiyor.  

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER