‘Pandemi bir fırsat olabilir’

‘Pandemi bir fırsat olabilir’

Gazette Gazetesi İmtiyaz Sahibi Fatma İnci Gül’ün moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül ile Biz Bize” canlı yayın programının bu haftaki konuğu, KOBİ Yönetim Danışmanı ve Eğitimci Cüneyt Örkmez oldu. Gazette TV’nin www.gazette.com.tr, YouTube, Facebook ve Twitter hesaplarından aynı anda canlı yayınlanan programda konuşan Örkmez, “Dünyada yaşanan bu problem, Türkiye açısından bir fırsata dönüşebilir. Çünkü dünyada büyük bir eksen kayması yaşanacağı düşünülüyor. Son dönemlerde uzak doğu bizim için çok büyük bir rakipken, batı ve bize yakın pazarlar bizi daha yakından değerlendiriyorlar” dedi.

İşte Gazette TV 'deki canlı yayın;


Öncelikle izleyicilerimizin sizi daha yakından tanıyabilmeleri için kendinizden bahseder misiniz, Cüneyt Örkmez kimdir?

20 yıldan bu yana ekonominin içerisinde, özellik KOBİ’ler ve girişimcilik alanında çalışmalarını yürüten ve en son aşamada da eğitimimi, projelerimi, çalışmalarımı kamuoyuyla paylaşan birisiyim. Aynı zamanda eğitim ve danışmanlık hizmeti veren şirketim var. Ankara’da işletmelerin ve kamunun birlikte çalışmasını sağlayacak projeler yürütüyoruz. Geniş alanlar yaratmak üzerine Organize Sanayi Bölgelerinde ve iş dünyasının çeşitli STK’larıyla bir arada farklı çalışmalar yürütüyoruz.

Dünya ve Türkiye açısından pandemi sonrası durumu genel anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünya, bu dönemde çok fazla problem, çok büyük krizler yaşadı ama ekonomik anlamda bizi etkileyen şu an ki durum, daha önce benzer bir sebeple çok büyük bir sorun değildi. Aslında şu anda dünya iki tane konuyla çok yakından ilgileniyor. Bir; insan hayatını korumak, ikincisi; var olan geçim kaynaklarını korumak üzerine bir mücadele sürdürüyor. Çünkü önceleri sağlık problemi olarak başlayan pandemi sorunu, daha sonra ekonomi sorunlarıyla, eğitim sorunlarıyla eş zamanlı bütün dünyayı ilgilendiren ve içinden zor çıkılacak bir sürecin içerisine itti. Bu anlamda ülkeler kendi çaplarında mücadelelerini devam ettiriyorlar. Bu bağlamda ülkemizin özellikle sağlık alanında birçok ülkeye göre başarı gösterdiğini düşünüyorum. Çünkü dünyanın sayılı güçlü ülkeleri şu anda çok zor durumda. Çok daha büyük bir salgınla mücadele etmeye çalışıyorlar. O anlamda eğer biz bu süreci daha dikkatli bir şekilde atlatabilirsek, belki de krizi fırsata çevirebilecek bir pozisyon yakalayabiliriz. Türkiye ekonomisi açısından da zaten 2019 yılının sonu itibariyle toparlanma sürecine girmiştik. Ancak pandemi ile birlikte maalesef toparlanma sürecini biraz askıya almak zorunda kaldık. Ek sorunlar ortaya çıktı ve o ek sorunlarla ilgili hükümetin alacağı önemli kararlar var. İnşallah bu süreci bir şekilde tamamlamaya, Türkiye’nin eski normal günlerine dönmesini sağlayacaklar.

Özellikle Kovid-19 sonrası yaşananlar iş dünyasını nasıl etkiledi, sizce yeni girişimler için bu durum tüm olumsuzluklarına rağmen bir fırsata dönüşebilir mi?

Evet, bir fırsata dönüşebilir. Bunun altını özellikle çiziyorum. Çünkü Türkiye’nin ekonomik politikaları arasında bir değişim geçirmesinin gerektiğini çok konuşuyorduk. Dünyada yaşanan bu problem, bu sorun Türkiye açısından bir fırsata dönüşebilir. Çünkü aslında dünyada büyük bir eksen kayması yaşanacağı düşünülüyor. Son dönemlerde uzak doğu bizim için çok büyük bir rakipti ama bu krizle birlikte özellikle batı ve bize daha yakın olan pazarlar, bir süre sonra Türkiye’yi biraz daha yakın bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini anlamaya başladılar. Çünkü ülkeler bu krizden çok derin bir şekilde etkilendi. Belki Türkiye ekonomisinin özellikle yatırımcıları cezbedecek kararlarla birlikte çok büyük bir cazibe merkezine dönüşebilecek fırsatı yakalayabileceğini düşünüyorum. Bu anlamda hükümetin de alması gereken çok önemli kararlar alması gerektiğini düşünüyorum.  Bizim açımızdan çok önemli bir fırsatı değerlendirmenin arifesindeyiz. Eğer bu sağlık problemini diğer ülkelere göre daha az sayıda atlatırsak birçok ülkeden önce toparlanmaya başlayıp, uzak doğuya kayan yatırımların birçoğunu ülkemize çekebiliriz. Bu anlamda girişimciliği kolaylaştıracak, yabancı yatırımcıyı çekebilecek, cazibeyi artırabilecek bazı kararların alınması çok önemli. Tabi onların da burayı tercih etmesi için bazı sebepler gerekiyor. Bu sebepler de karar alma mekanizmasından çıkacak kararlarla şekillenecek. Ben, günler içinde ekonominin birinci gündem olmasını arzu ediyorum. Bu anlamda yazar-çizer, eğitim veren insanlar elimizden geldiğince yardıma hazırız.

Yeni girişimcilere bu dönemde ne önerirsiniz, iş yapmak için koşullar sizce uygun mu?

Girişimcilik öyle bir şey ki, girişimcilik için her zaman koşullar vardır ama bu koşulları nasıl değerlendirdiğinize göre değişir. Girişim psikolojisi bir şekilde şekilleniyor. Şu anki durumu pandemi boyutuyla değerlendirdiğimizde, büyük bir sağlık problemi olarak değerlendirdiğimizde ve bu süreci büyük bir belirsizlik olarak gördüğümüzde yatırım yapmak için biraz daha endişeli olmak gayet normal. Ama ben bu endişenin altından çıkacak çok ilginç fikirlerin, ilginç yatırımların bu süreçte belki de çok önemli bir fırsatı yakalayabileceğini düşünüyorum. Ben bunun bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Çünkü şu anda pandemiyle birlikte özellikle en büyük sorunumuz işsizlik ve iş alanlarındaki büyük daralma. Bu daralmanın üstesinden gelebilmek için de toplumun daha çok girişimcilik kültürüne yaklaşması gerekecek. Bu anlamda özellikle genç girişimcilerin önünü açacak yeni kararlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda yerel yönetimlere de çok önemli roller düşüyor. Yereldeki kalkınma hamleleri son derece önemli. Üniversitelerimizin bu dönemde çok sessiz kalmasından dolayı ben üzüntü duyuyorum. Çünkü üniversiteler aynı zamanda topluma yol gösterebilecek durumda. Yani kriz ortamında yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi; bu dönemi geleceğe hazırlık dönemi olarak değerlendirip, içe dönük çalışmalarla ekonomiyi güçlendirecek kararlar alınmalı. Yoksa tüm dünya ne yazık ki çok önemli bir problemle mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bu dönemde devletin KOBİ’ler ve girişimcilere sağladığı destekler oldu. Bunlar hakkında bilgi verir misiniz, sizce yeterli mi bu destekler?

Devlet, kaynaklarını girişimcilere olabildiğince kullandırmaya çalıştı. Bankalarla yapılan çeşitli anlaşmalar neticesinde kredi faiz oranlarında önemli miktarlarda düşüşler söz konusu oldu ama girişimcilik veya kendi işini kurma konusunda insanların cesaretlenmesi için çok farklı şartlara da ihtiyaç var. Bu anlamda bunu sadece finansman boyutuyla değerlendirmek ne yazık ki çok sağlıklı olmuyor. İnsanların şu an için yapabilecekleri işler, girebilecekleri sektörler konusunda da bilinçli olması gerekiyor. Tekrar söylüyorum; girişimcilik için her zaman ortam vardır ama o ortam biraz da sizin kabiliyetinize bağlı hamle yapmanıza yardımcı olur. Ben, yeni nesil bir işletme kültürünün Türkiye’de pandemi sonrası hayata geçeceğini düşünüyorum. Özellikle dijitalleşmenin pandemi ile birlikte inanılmaz derecede yükselen bir değer olduğunu görüyoruz. Böyle olduğu için genç girişimcilerin bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini düşündüğümüz için eğitimlerimizi uzaktan eğitimler yoluyla yoğun bir şekilde devam ettiriyoruz. Paneller, toplantılar, eğitim seminerleriyle bu dönem içinde en azından bu sürecin sonunda insanların önünü görebilecek ve hamle yapabilecek cesareti bulmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Devletin yapabileceği şey şu; girişimciliğin hem ekonomik hem de sosyal boyutta çözümü. Eğer yeni iş alanları yaratamazsak, yeni insanların iş kurmasını sağlayamazsak, bu bizim için gerçekten çok büyük bir kayıp olur. Devletin imkanları da şu anki süreci bir süre sonra tek başına sürdürmeye yeterli gelmeyecektir. Mutlaka iş dünyasının güçlenmesi gerekiyor.

Sokaktaki vatandaş gözüyle baktığımızda; insanlar bu dönemde geleceğe hangi kararlar ve politikalar uygulanırsa daha güvende bakabilirler?

Sokaktaki vatandaşın şu anki durumu nasıl değerlendirdiğini görmek lazım aslında. Biliyorsunuz, bankaların faiz oranları düştü. Özellikle inşaat sektörünün ve otomotiv sektörünün canlanması için özel ek kredi paketleri açıkladı. Enteresan bir sosyal yapıya da sahibiz. Bu çok güzel bir karardı ama bir anda ev fiyatları, araba fiyatları arttı. Hatta insanlar sıfır araç bulmakta zorlandığı için ikinci ele yöneldi. İkinci el sahipleri, araçlarının fiyatlarını artırdılar. Rant elde etmek için her kurşunu değerlendirme durumu söz konusu olduğunda, ne yazık ki piyasada enteresan eğilimler ortaya çıkıyor. Sokaktaki vatandaş açısından korku ve endişe devam ediyor. Bu sürecin devamında devlete güven çok önemli, devletin bu dönemde almış olduğu kararlar çok önemli. Sağlık politikalarında devletin çok ciddi anlamda itibar yenilediğini görebiliyoruz. Bunun biraz daha belirsizliğin çözümü konusunda çözümün güçlenmesi lazım. Son dönemde kooperatifçilik konusu da çok gündemde. Ticaret Bakanlığı’nın bu anlamda kolektif girişimcilerin önünü açma konusunda çeşitli çalışmalar var. Biz de bunun yaygınlaşması için bilinçlendirme projeleri yürütüyoruz. Çünkü bizim ülkemiz çok zengin bir ülke. Bizim ülkemizin sahip olduğu kaynaklar, bu ülkede yaşayan insanların bugünkü sahip olduklarından çok daha iyi yaşamasına yeter. Bu bakımdan yerel anlamda kırsal alanda ekonomiye kazandırılabilecek çok fazla iş olanağı var ama ne yazık ki sosyal politikalar yürütebilecek yerel örgütlere ve yerel yönetimlere ihtiyacımız var. Ben bazen gönüllü, bazen de profesyonel anlamda yerel yönetimlerle ve yerel sivil toplum kuruluşlarıyla çeşitli faaliyetler yaparak insanları cesaretlendirmeye çalışıyorum. Zaten zaman zaman kamu tarafında da toplantılar ve seminerler yapıyoruz. İnşallah bir şekilde kendi kendimize yetecek yeni yollar bulup, bu süreci bir şekilde atlatacağız. Toplumun her kesimine çok ciddi görevler düşüyor.

Mevcut işletmeler açısından iş geliştirmek mümkün mü, bununla ilgili neler önerirsiniz?

Mevcut işletmeler açısından kriz, kriz yönetimi dediğimiz bir yaklaşımla karşılanmalıydı ama kriz yönetimi konusunda çok bilinçli olan şirketlerimiz yok. Mevcut şartlar eğer sizin elinizde değilse, o şartlara uyumlu bir şekilde iş modelleri tasarlamanız gerekiyor. Bu dönemde birçok şirketin e-ticaretle tanıştığını gördüm, dijitalle tanıştığını gördüm. Hiç ihracat yapmamış firmaların ihracata yöneldiğini görüyorum. Tabi bunlar krizi doğru okuyanlar açısından gördüklerim. Ticaret Bakanlığı’nın ihracatçılarla birlikte yaptığı çok güzel çalışmalar var. Bu çalışmaların meyvelerini toplamamız için de bizim işletmecilerimizin ve girişimcilerimizin küresel pazarın varlığını hissetmeleri gerekiyor. Çünkü dünya çok büyük. Bizim de sadece iç piyasaya dönük üretim düşünmemiz, ne yazık ki bu krizlerden çok derin etkilenmemize sebep oluyor. Halbuki bu krizle birlikte dünyanın ihtiyaçları çok çeşitlendi. Bizim o ihtiyaçları ortaya çıkarmamız ve bunu da ihraç etmemiz durumunda ülkemiz açısından çok önemli fırsatlara ulaşmamız mümkün olacak. Ülkemizin imajının da bu anlamda güçleneceğini düşünüyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Herkesin yaptığı işi çok daha iyi yapması gereken bir süreç başlıyor. Ülkemiz çok zengin kaynaklara sahip. Bu anlamda üreticilerimizin daha bilinçli davranması gerektiğini düşünüyorum. Eğer geleceğe umutla bakmak istiyorsak, çok çalışmamız gerekiyor. Size de bana bu fırsatı verdiğiniz için ve programınıza davet ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

haber, gazete, gazette, manşet, gazete manşetleri, recep tayyip erdoğan, ömer çelik, adana, büyükşehir, zeydan, zeydan karalar, adem aköl, adem aköl kimdir, Fatma inci gül, inci gül, inci, soner çetin, fatih Mehmet kocaispir, akif kemal akay, türkiye, meclis, siyaset, oy, sağlık, anabülten, ekonomi, kemal kılıçdaroğlu, devlet bahçeli, ekrem imamoğlu

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER