Siber suçların cezası ağır

Siber suçların cezası ağır

Gazette Gazetesi Fatma İnci Gül’ün moderatörlüğünü yaptığı “İnci Gül ile Biz Bize” canlı yayın programının bu haftaki konuğu, Bilgisayar Sistem Analisti, Uzmanı ve Avukat Ali Yılmaz Katlav oldu. Bilişim hukuku ve siber suçların gündem maddesi olduğu programda konuşan Katlav, “Para cezaları, hapis cezaları var. Caydırıcıdır, engeller ve bilişim suçlarının yaptırımı o suçu normal bir şekilde işlemekten daha ağırdır çünkü faili daha zor bulunur. Fransa’da da Almanya’da da Türkiye’de de cezai yaptırımları var” dedi.

İşte Gazette TV Youtube hesabından yayınlanan o keyifli program;
Son günlerde Cumhurbaşkanımızın torununa onun dışında başka kişilere sosyal medya üzerinden saldırılar olmaya başladı… Bunlardan nasıl korunabilir, kurtulabiliriz?
Bunlardan korunmanın, kurtulmanın özel bir metodu yok. Bulunduğunuz platformdaki yorumları kapatmadıktan sonra bunlardan kurtulamazsınız. Bunlardan kurtulmanın tek yolu; toplumca bilinçlenip tepkilerimizi hakaret boyutuna vardırmadan ifade edebilmek. 
Ülkemizde kullanılan onlarca sosyal medya mecrası var… bunların Türkiye’de ofisleri var mı ya da Türkiye onlardan herhangi bir vergi alıyor mu? Hepimiz kullanıyoruz sonuçta şu an yaptığımız canlı yayın bile sosyal medya platformu üzerinden yapılıyor. 
Çoğunun ofisi yok. Bazen irtibat ofisleri bırakıyorlar, bir hukuk bürosu bırakıyorlar temsilen ama yasal olarak burada açtık, vergimizi ödüyoruz dedikleri bizim o bildiğimiz sosyal medya kuruluşlarının ofisleri yok. Bununla ilgili olarak bir çalışma başlatıldı. Olması gerekiyor mu? Olması gerekiyor. Hem internet kullanım oranları hem de sosyal medyaların kullanım oranlarına baktığınızda Türkiye her zaman ilk sıralarda. Bir bakıyorsunuz Türkiye’de isim vermeden o sosyal medya kuruluşunun 50 milyon üzerinde kullanıcısı var. Dolayısıyla o kuruluşun, oradaki kullanıcıları önemsemesi, bulunduğu ülkede de bir temsilcilik açması gerekiyor resmi olarak. Muhatap alınacak birilerini koyması gerekiyor oraya. Olması gereken de o zaten. Diğer ülkelerde ise örnek olarak şu an hani bizimkiler de Avrupa’yı inceliyor. Fransa’da bununla ilgili yasalar ve yaptırımlar var. Kanunlar var ama kanunların nasıl işleyeceğini gösteren yönetmelikleri yok. Fransa’da bu konu dolayısıyla biraz eksik görünüyor. Almanya’da yasaları da var bunun nasıl kullanılacağına dair mevzuatları, yönetmelikleri de var ve bunu tam olarak uyguluyor. 
Devletimiz sosyal medya mecralarının denetimleri için yeni bir yasa hazırlıyor. Yasal düzenlemeler için bir çalışma başlattı… Bu yasa tasarısının içeriği nasıl olacaktır? 
Yasa tasarısının içeriğini bilmiyorum. Bir çalışma yaptıklarında göreceğiz ama bu çalışmaları yaparken uzmanlardan görüş almaları gerekmektedir. Bugün bir taraftan bir kaygı da var sosyal medya yasaklanacak mı yasaklanmayacak mı? Sosyal medyayı yasaklamak topluma, kamuya zarar vermedikten sonra çözüm değil. Yasak da kulağa çok itici geliyor. Yasaklamak çok doğru bir çözüm olmaz ama kurallarınızı ve şartlarınızı koyarsanız halkınızı koruyacak şekilde, toplumunuzu koruyacak şekilde onlar da uymazlarsa siz yasaklamış olmuyorsunuz ama onlar kurallara uymadığı için o hizmeti veremiyorlar. Bu, onlarla ilgili değil sadece şu anda zaten 5051 sayılı yasamız var. Bununla ilgili de çeşitli maddeler var yürürlükte olan onlara ilişkin bir erişim engelleme verilemiyor. Çünkü erişim firmaya veriliyor, kişiye verilmiyor. Onunla ilgili de bir sıkıntıyı da çözmeleri gerekiyor, yasak değil. Kurallarını koyacaklar diğer ülkelerde benzerleri yapılmış, onlar incelenir, bize uyan kısımları ile güncellemeler yapılır, yasa çıkarılır ama yasaklamayı doğru bulmuyorum. Sosyal medya platformları bizim ülkemiz tarafından üretilmesi bu her zaman için mümkün. Üretmeli miyiz? Üretmeliyiz. İçerik üretmeli miyiz? Evet, üretmeliyiz. İyi analiz yapıp, yatırımları iyi yapıp rekabet gücü yaratılırsa sadece Türkiye için geçerli olmaz. Dışarıda da sizin platformunuz kullanılır. Ülkeler çıkardıkları bir şeyi direkt yasaklamazlar. Bunu yapan ülkeler var da biz o coğrafyada yaşamıyoruz. Bizde hala demokrasi var. Kurallarını koyar, gerekçeleri de vardır zaten, nedeni de budur der. Nerden çıktı bu olay, hakaret ediliyor, o kişiler bulunuyor. Normalde bir vatandaş hakarete uğradığında eğer bu açık kimlikle bu yapılmadıysa, gizli hesaplardan yapıldıysa o kişilere ulaşılamıyor. Mahkemelerimiz, siber suçlara yazar, onlar irtibata geçer ve o sosyal medya kullanıcısı bulunur. Tam olarak sistemin böyle işlemesi gerekiyor. Mahkeme yazar bunun IP adresini ver der ve kişiye ulaşmaya çalışır. Dediğim gibi 50 milyonun üzerinde kullanıcın varsa bu ülkede orada bir ofis açmanız gerekiyor. Yasalara uymanız gerekiyor. Sonuçta mağdur olan da diğer kullanıcılarınız. Zarar verenlerin sayısı zarar görenlerden çok azdır. Bazı suçlarda bunu yapıyor, bu bilgileri veriyor. Hakaret gibi bazı şeylerin teknik bilgilerini vermiyor ama başka şekilde elde edilebilme yolları var. O dosyanın hukukunun incelenmesi gerekiyor ama bu işin doğrusu mahkemenin yazdığı müzekkereye onların resmi bir cevap vermesi. Bu bile insanların orada kendini toparlamasına yol açacaktır. 
Alınması planlanan önlemler sizce yeterli mi?
Bilişim öyle bir şeydir ki, bir şeyin tam çözümü yoktur. Büyük ölçüde o mağduriyeti giderirsin. 
Bazı kişilerin sosyal medyayı kullanarak yaptıkları çirkin saldırılar yanında çocuklarımızın ve gençlerimizin beynini körelteceği yayınları nasıl ayıklayabileceğiz?
Yasal olarak soruyorsanız şikayet edip davasını açıyorsunuz ya da suç unsuru oluşturduğunu düşünüyorsanız Cumhuriyet Savcılığına bildiriyorsunuz. Onlar bununla ilgili incelemeyi yapıyor ve kararı onlar bildiriyor. Çok çeşitli düzeylerde yapılıyor mesela biri diğerine dolandırıcı demiş gidip şikayet ediyorsunuz, bunu hakaret olarak kabul edip davasını açan da var, bu ağır eleştiri deyip bu kararı verip kovuşturmaya yer yok kararı verdikleri de oluyor. Aynı şekilde suç olarak gördüğünüz şey Savcılık makamı tarafından suç olarak tanımlanmaz ya da erişim engeli istersiniz mahkemeye başvurursunuz onlar bunu o şekilde değerlendirmez o zaman bir engel olmayacaktır. Tamamen onların değerlendirmesine kalıyor. Biz, ancak hukuki açıdan kanunları ihlal ediyor mu? onları tanımlıyoruz suç ise hangi suçları barındırdığına dair fikirlerimizi orada açıklayıp bildiriyoruz ve mahkemenin işini kolaylaştırabiliyoruz. 
Hatırlarsanız bir oyun vardı. Çocuklarımızı, gençlerimizi intihara sürüklüyordu… Burada sanırım ailelerin mi daha çok dikkat etmesi gerekiyor?
O işin ana unsuru aileler çocuklarını internet ile baş başa bırakmamalıdır. Bir de işin uygulama kısmı var gerçekten bu ne kadar mümkün oluyor? Eskiden internet dediğiniz şey bilgisayarın başına oturduğumuz zaman oluyordu ve orada kontrol etme şansınız bir bakıma oluyordu ama şimdi mobil cihazlar ile internet her yerde siz çocuğunuzun yanı başında da değilsiniz devamlı. Bununla ilgili alınmış çeşitli önlemler var. Servis sağlayıcılarının sunduğu içeriği engelleyici, kısıtlayıcı programlar var ve verdikleri hizmetler var. Servis sağlayıcılar ile çocuğun bu tür şeylere ulaşması engelleniyor. Ailelerin yüklediği programlar olabilir onlarda çeşitli içeriklere çocuğun ulaşmasını engelleyebilir. Gelin görün işe yarıyor mu? çok büyük oranda işe yaramıyor. Çocukların açtığı platformlarda yasal olarak soruyor kaç yaşındasın? Oraya herhangi bir yaş giriyor. Bunu denetleyecek bir mecra yok. Önlemler alınmaya çalışılıyor da ne yazık ki bunlar işlevsel olmuyor. İnternet sağlayıcıları az önce de dediğim gibi çalışmalarını yaptılar, bu hizmeti veriyor. Ailelerin müracaat etmesi gerekiyor. Bariz şeyler var işte bir oyun çıkmış, çocuklara zarar veriyor. BTK hemen harekete geçiyor, bununla ilgili çalışmalar yapıyor. Hepsi aslına bakacaksanız farklı kulvar. Bilişim öyle bir şey ki; bir soru soruyorsunuz, o sorunun 10-15 alt başlığı var. Bu başlıkların altında 4-5 tane faklı alternatif çözüm yolu var. 
Bildiğimiz kadarıyla Almanya ve Fransa bilişim suçlarına ciddi oranda para cezası getirdi… Para cezaları caydırıcı mı, bilişim suçlarını engeller mi?
Para cezaları, hapis cezaları bizde de var. Caydırıcıdır, engeller ama dediğim gibi bilişim suçlarının yaptırımı o suçu normal bir şekilde işlemekten daha ağırdır çünkü faili daha zor bulunur. Teknik takibi sonucunda. Dolayısıyla bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenen suçların cezası daha ağırdır ve bu bizim ülkemizde de böyle. Şu an için ülkenin gündemi de o. Sosyal medyada bu siber zorbalığa karşı neler yapılabilir? Bilgileri alınabilir mi? Mağduriyetler ne derece engellenebilir? Fransa’da da Almanya’da da bizde de aynı bizde de var yani. Fransa ve Almanya neden gündemde onlar çeşitli kurallar getirmişler, neler yapmışlar onun için bizimkiler orada nasıl işliyor diye gündemde. Ama bu konuda Almanya tam olarak işletebiliyor. Türkiye’de de yapılacak ama soru şu nasıl yapılacak? Bir tarafta insanlar özgürlüklerinin kısıtlamasını istemiyor, yasaklanmasını istemiyorlar ama bir tarafta mağdur olduklarında mağduriyetlerinin giderilmesini isteyenler var. Herkesin kaygısını giderecek bir taslak çalışma yapılmalı. 
Bazı çevreler devletimizin bu yeni yasal düzenlemeleriyle ilgili çok ciddi karşı çıkıyorlar… Sizce bunun nedeni ne olabilir?
Az önce söylediğim kaygılardan dolayı yani işin failleri yakalanması konusunda kimsenin çok karşı çıkacağını düşünmüyorum ama tabi endişeler var. Siz bu failleri yakalayacak bilgilerin dışında acaba beni de takip eder mi? Benim özgürlüğüm kısıtlanır mı? Kaygılar bundan kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu tür kaygıların da giderilmesi gerekiyor. Hem özgürlüklere çok müdahale etmeyeceksiniz hem de bu suçları işleyen faillere ulaşabilecek yapıyı oluşturacaksınız. Para cezaları şu şekilde uygulanıyor; Hapis cezası belli yılın altındaysa usul hukukuna göre paraya çevriliyor. Sorun para cezası değil, hapis daha ağır bir cezadır.  
Mesela bir kişi diğer bir kişi hakkında internette yazı yazıyor. Hakkında yazı yazılan kişi mahkemeye başvuruyor. Hakim de doğrudan hakaret olmadığını söylüyor. Peki nasıl adalete güveneceğiz?
Hukukçular böyle şeyleri teknik açıdan inceler. Daha önce onlarla ilgili verilmiş kararlara bakıyorlar kararı da ona göre veriyorlar. İşin doğrusu ise bazı şeyleri ayırt etmek lazım. Önceden bunu bir gazete yazdığınızda bile o gazete ertesi gün çöpe gidiyordu. Şu an da gitmiyor o gazetenin internet sitesinde kalıyor. Belli bir zaman sonra bile insanın önüne çıkıyor ve rahatsız ediyor. Bununla ilgili yeni bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Daha doğrusu bu alanla ilgili Alan Mahkemelerinin kurulması gerekiyor. Baktığında neden o kişiyi rahatsız ediyor, o işlerle uğraşa uğraşa anlayacak. Bizde Alan Mahkemelerine ihtiyaç var. O haberin zamanla orada kalarak ve yazıldığı zaman kişiyi rahatsız ettiğini anlayacak ve kararını ona göre verecek. Normalde bir haber yayınlanmış da bunun haber değeri var ya da yok onun dışında değerlendirilmesi gerekiyor farklı bir bakış açısıyla. Sorun da zaten biraz da buradan kaynaklanıyor. İnternete yazdığınız şey su gibi değil, kaybolmuyor. Onunla ilgili de unutulma hakkı var. Avrupa’da bu uygulanıyor. Adam bununla ilgili zamanında yargılanmış, belki beraat etmiş bitmiş ama yazdığınızda yine onunla ilgili haberler çıkıyor. Unutulma hakkı işte budur başvurduğunda onunla ilgili bütün bağlantıların onunla ilgili çıkan arama sonuçlarının kaldırılması gerekiyor. Şu anda bizim de bundan yararlanıyor olmamız lazım. Gerçekten bununla ilgili ciddi düzenlenmelerin yapılması lazım. Bu konuda hiçbir şüphem yok, düzenlemeler yapılacak. Bu kurallar konulacak ve Türkiye’de de hizmet veren kuruluşlar bunlara uyacak. Karşı tarafta buna çok karşı çıkmıyor, özgürlüğüm elimden gider mi? benim her şeyimi takip mi edecekler? Kaygılar da bu yönde. Bunun da yapılmaması gerekiyor işte kimlik numarasıyla giriş yapılmalı deniyor. Telefon numarası güvenlik için soruluyor ama kimlik numarası ayrı bir şeydir. Devletinizin size vermiş olduğu kimlik numarasıyla özel bir şirketin sosyal medya platformunda kullanmak hani bankacılık değil bir şey değil. Bunu doğru bulmuyorum. Tabi teknik olarak bu önlem alınabilir mi? Aynı zamanda bu bir eğlencedir ve siz oraya devletinizin size vermiş olduğu numarayla girdiğiniz zaman insan psikolojik olarak huzurlu olmayacaktır. Bu platformlar resmi yerler değil, herkesin bulunması gereken yerlerde değil. İnsanlar oraya eğlenmek için, sosyalleşmek için giriyor. Çok katı kurallara da bağlanmamalı ancak bir mağduriyet yaşandığında mağdur eden o şahsa götürecek bilgilerin o kuruluş tarafından verilmesi suretiyle giderilmesi gerekmektedir. 
İlan verdiği için gazeteleri denetleyen Basın İlan Kurumu var, Sarı Basın Kartı verdiği için İletişim Başkanlığı var. Bu kurumlara kayıtlı gazete, televizyon ve radyolar var ama internet haber portalları hala onlara bağlı değilken bile hakim, o haber portalında çıkan yazıyla ilgili “basın özgürlüğünü” ön planda tutup karar verebiliyor. Burada İletişim Başkanlığı, Gazeteciler Cemiyeti ya da Basın İlan Kurumu’nun görüşlerinin de alınması gerekmiyor mu?
Evet ama o problemi şöyle genelleştirebiliriz; internete balıklama daldık. Her şeyimizi dijital ortama taşıyor. Genelde en kolayı bunu dijital ortama taşımaktır ama problemler de çıkmaya başlıyor. “Biz bu hizmeti internette veriyoruz ama bunun güvenliğini sağlayabiliyor muyuz?” Kullandıkça sakıncaları, eksiklikleri ortaya çıkıyor. Dediğiniz çok doğru, bu yapılabilir ama her konuda bunların yapılma ihtiyacı var. Belki de mahkeme konuyu şöyle değerlendirmiş olabilir; buralara kayıtlı değil ama kişinin kimliğine bakıyor ve “gazeteci” diyor. Basın kartı yok ya da bir yere kayıtlı değil mevzuatı incelemek lazım ama emniyette neden gazeteci olarak geçiyor o zaman onu da bir incelemek lazım. O da ayrı bir konu. Gazeteci değilse ve basın kartı yoksa ama gazeteci gibi davranıyor, o şekilde hareket ediyorsa o ayrı bir konu olur. Gazetecilerin dışında da binlerce platform var. Twitter’da “son dakika haberi” verir. Ne gazetecidir ne de alakası olmuştur. Birçoğu başka bir yerden alıp paylaşıyor, bir kısmı da kendisi yazıyor. Halbuki gazeteler genelde ajanslarla çalışır, bildiğim kadarıyla onlara bir aidat öder. Ajanslardan bilgiler alır. Her konuda eksiklik var ama giderek daha da dijitalleşiyoruz. Bu eksiklikler, gördüğünüz gibi çeşitli konularla gündeme gelecek ve bu eksiklikler yavaş yavaş kapatılacak. Bu da öyle bir şey olacak. İyi bir açıklamayla bildirilip mahkemenin görüşü değiştirilebilir. 
Burada biraz daha avukat kendimiz mi olmamız gerekiyor ya da derdimizi avukata iyi mi anlatmamız gerekiyor?
Avukattan destek almamız gerekiyor. Tabi her insan kendi bulunduğu alanı daha iyi bilir. Siz konuyu açıkladıktan sonra avukat da bunun hukuki mevzuatını araştırıp yazmak zorunda. Sizin söylediğinizi kanunlarla desteklemek zorunda. O şekilde yapıp, dava yoluna giderse, daha olumlu sonuç alma ihtimali daha yüksektir. Bizim yaptığımız iş de bu zaten. Bilişim Hukuku, Siber Suçları gibi kanunlar var zaten. Onları bütün avukatlar okuyor ama biz yorumlamayı daha farklı yapabiliyoruz. Görüşlerimiz, bakış açımız daha farklı olabiliyor. Benimki sertifikasyon, yüksek lisans eğitimi değil. Ben bilişimden geldim, sonra avukat oldum. Siz de gazetecisiniz ve işinizi çok iyi yapıyorsunuz. Bir de hukuk okuduğunuz zaman tabi o alandaki açığı daha iyi görüp, daha kolay yardımcı olabiliyorsunuz. Konu aslında bu.
Gazetecilik dilinde bir şeyi yazarken tam emin olmadığın, kaynağını bilmediğin ve elinde belge olmadığı zaman, “iddia ediliyor” ya da “ileri sürülüyor” diye yazarsın ama bu haber portallarında, “bu böyle ama aslında böyle değil” gibi yorumlar yapılıyor. Siz, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bunu detaylı inceleyip değerlendirmek, analiz etmek gerekiyor. Gazetede yazmakla internette yazmak aynı şey değil. O zaman Kemal Sunal’ın filmlerine benzer. “Şunu şunu derdim ama demiyorum” gibi. Tabi iş mahkemeye gittiğinde, duruşmalar olduğunda ya da yargılamalar yapıldığında hakimler de aynı sizin gibi değerlendirir ama belge üzerinde yapılan değerlendirmelerde bazen gözden kaçtığından ya da bu konu yeterli ifade edilemediğinden aksi yönde kararlar da çıkabiliyor. 
Diyelim ki internette hakkınızda bir yazı çıktı. Ne kadar sürede mahkemeye başvurmanız gerekiyor?
Genel bir kuraldır ve 6 aydır. Bazı suçlarda 6 ay içerisinde şikayet etmiyorsanız, “Demek ki gördü, hazmettin, 6 ay sonra ne oldu da şikayet ettin?” gibi bir değerlendirme yapılabiliyor ama öğrendiğiniz andan itibaren de süre işlemeye başlıyor. Yani süreler salt 6 ay değildir. Bazı suçlar vardır, süreye tabi değildir. Konuya göre değişir yani o. Yeni görmüşsünüzdür, şikayet hakkınız yeni başlar ve suçun etkileri, verdiği zarar devam etmektedir. Zaten bitmiş olmuyor. 

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER