Hamur işi ve tatlı isteği depresyon habercisi

Hamur işi ve tatlı isteği depresyon habercisi

HABER MERKEZİ- Mevsimsel depresyonun depresyonun bir türü olduğunu belirten uzmanlar, kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görüldüğüne dikkat çekiyor. Mevsimsel depresyonun en yaygın belirtilerinin artmış uyku ihtiyacı ile gündüz ağırlık hissi, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı veya başka fiziksel sorunlar, odaklanma ve düşünceyi toparlamakla ilgili sorunlar olduğu kaydediliyor. Belirtiler arasında cinsel isteğin azalması, hamur işi ve tatlı gibi kan şekerini yükselten yiyeceklere yönelme ve kilo alma da yer alıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Psikolog Sera Elbaşoğlu, mevsimsel depresyon konusunda bilgi verdi, tavsiyelerde bulundu.

Uzman Psikolog Sera Elbaşoğlu, mevsimsel depresyonun, depresyonun bir türü olduğunu belirterek “Tam olarak açık bir nedeni olmasa da sonbahar ve kış aylarında yani daha kısa günlerin ve daha az gün ışığının beyinde kimyasal birtakım değişiklikler yaparak depresyon belirtilerine yol açtığı düşünülmektedir. Ayrıca uykuyla ilgili bir hormon olan melatonin ile mevsimsel depresyonun bir ilişkisi olabileceği de düşünülmektedir. Mevsimlerin ve gün ışığının insan üzerinde birçok fizyolojik ve psikolojik etkisi vardır.” dedi. 

İki tür mevsimsel depresyon olduğunu belirten Elbaşoğlu, “Birincisi sonbahar sonundan veya kış aylarının başında başlayan ve yaz aylarında hafifleyen; ikincisi ise çok daha az yaygın olan, ilkbaharın sonları veya yaz başı gibi başlayan türüdür. Hastalığın belirtileri her yıl benzer zamanlarda gelmekte ve yine benzer zamanlarda hafiflemekte veya iyileşmektedir. Genellikle yetişkinlikte başlayan bu depresyon türü kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.” dedi. 

Mevsimsel depresyonun en yaygın belirtilerine de dikkat çeken Sera Elbaşoğlu, “En yaygın semptomlar artmış uyku ihtiyacı ile gündüz ağırlık hissi, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı veya başka fiziksel sorunlar, odaklanma ve düşünceyi toparlamakla ilgili sorunlar, tekrarlayan ve olumsuz içerikte düşünceler, önceden keyif alınan iş ve uğraşılara olan ilgi ve haz almada kayıp, içe çekilme, çabuk öfkelenme, kaygılı olma, mutsuzluk, suçluluk,  umutsuzluk, cinsel isteğin azalması, hamur işi ve tatlı gibi kan şekerini hızla yükselten yiyeceklere yönelme ve kilo almadır.” diye konuştu.

Bu iki tür depresyonun tedavisi genelde farklılık gösterdiğini kaydeden Sera Elbaşoğlu, şu bilgileri verdi:

“Güneş ışığı alma, semptomların azalmasına katkı sağlayabilir. Bu eğer mümkün değilse hastanelerde kontrollü bir şekilde, belli aralıklarla ve sürelerle özel bir ışık tedavisi yapılabilmektedir. Psikoterapiler depresif belirtilerin artmasında etken olan birtakım çarpık düşüncelerin değiştirilmesi, kişilerarası iletişim yönetimini geliştirerek stresle ve depresif duygulanımlarla başa çıkma konusunda kişiye yardımcı olabilmektedir. Antidepresanlar gibi bir ruh sağlığı uzmanının reçete edebileceği ilaçlar mevsimsel depresyona yol açabilen kimyasal dengesizliği düzenlemeye yardımcı olabilir. Bu tedavi seçeneklerinin biri ya da kombinasyonu kişi için bir ruh sağlığı uzmanı tarafından düzenlenebilir.”

Mevsimsel depresyon ya da depresyonun herhangi bir türü için kişinin kendisinin yapabileceği pek çok şey olduğunu kaydeden Sera Elbaşoğlu, “Yukarıda sayılan belirtiler kişiyi hareketsiz kılar ve günlük etkinlik düzeyini minimuma indirme eğilimindedir. Zorunda olmadıkça bir şey yapmak güçtür. Bazen kişiler, zorunda olunan sorumlulukları bile yürütemez hale gelirler. Fiziksel yorgunluk, isteksizlik, haz alamama, umutsuzluk yani hiçbir şey değişmeyecek, düzelmeyecek hissi çok güçlü olabilir ve kişiye güne başlamak için gerekli motivasyonu verecek pek bir şey yok gibidir. Öncelikle bunun bir hastalık olduğu, kişinin kendi yapısı ya da normalinin olmadığını idrak etmesi ve durumun değişebileceğini fark etmesi gerekir. Değişmeyeceğini düşündüğümüz bir şey için çabalamak anlamsız gelir.” dedi.

Depresif süreçlerde genelde öncelikle diş fırçalama, banyo yapma gibi kişisel bakımın aksatılmaya başlandığını belirten Sera Elbaşoğlu, “Bu gibi kaybedilen günlük rutinlere planlı ve ölçülü şekilde yeniden dönmek önemlidir. Bozulan yemek düzenini sağlıklı hale getirmek, aktivite miktarını artırmak, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek, eskiden hoşlanılan aktiviteleri yapmak iyi gelecektir. Ayrıca tekrarlayıcı olumsuz düşüncelerden uzaklaşmaya çalışma da çok önemlidir. Bu düşünceler geçmişte yaşanan birtakım üzüntü verici ya da olumsuz duygular hissettiren  olaylarla ilgili olabileceği gibi sıklıkla kişinin kendi durumu üzerine umutsuz ve kaygılı nitelikte de olurlar.” diye konuştu.

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER