İlan

30 Kilometre - ADEM AKÖL

30 Kilometre

ADEM AKÖL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Mayıs’taki kabine toplantısının ardından güney sınırları boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlatılan çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımların atılmaya başlanacağını açıklar… Milli Güvenlik Kurulu (MGK) da 3 gün sonra gerçekleştirdiği toplantıda, “Türkiye’nin milli ihtiyaçları gereği, terör örgütlerine dönük operasyonlara devam edilecek” kararı üretir.

Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometrelik alanı PKK ve onun uzantılarından temizlemek için Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) 2019 yılında başlattığı Barış Pınarı Harekatından rahatsız olan ABD, Türkiye’ye “bu bölgelerde herhangi bir terörist faaliyet olmayacağı” güvencesi vermesi üzerine operasyon durdurulur.

Ancak aradan geçen 3 yıllık süreçte PKK’nın uzantısı PYD/YPG, özellikle Tel Rıfat ve Münbiç gibi bölgelerde daha fazla yuvalanarak, buralardaki sivil halka yönelik eylemlerini arttırır… Halbuki 2019 yılında, Rusya’nın da dahil olduğu ABD ile yapılan anlaşma gereği; Ruslarla birlikte yapılacak devriyelerle bu bölgelerdeki PYD/YPG’nin faaliyetlerinin engellenmesi öngörülüyordu.

Hatay’ın güney doğusunda yer alan İdlib bölgesinde, artan çatışmalar ve sivil halk üzerine uygulanan baskılar yüzünden yeni bir göç hareketini önlemek için 27 Şubat 2020 günü başlatılan ve 1 hafta süren Bahar Kalkanı Harekatı sonucunda çatışmalar durur ve Türkiye sınırına doğru göç hareketi önlenir.

Ukrayna savaşı nedeniyle asker sıkıntısı çeken Rusya, kuvvetlerinin büyük bir bölümünü Karadeniz’e kaydırınca bölgedeki boşlukları Amerika desteğindeki PYD/YPG ve İran desteğindeki Haşti Şabi milisleri doldurmaya başlar.

Geçtiğimiz ay Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin geri gönderilme tartışmalarının başlaması üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 milyon Suriyeli’nin insani koşullarda ülkelerine dönebilmesi için gerekli hazırlıkların başlatıldığına dair yaptığı açıklama sonrasında, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturma gereği aciliyet kazanmış olur.

İdlib ve Afrin’in doğusunda bulunan Tel Rıfat ve Fırat’ın batısında bulunan Münbiç bölgeleri 1 milyon mültecinin yerleştirilebilmesi için en uygun yerler… Buralar, Suriye’nin ekilebilir ve hayvancılık yapılabilir arazisinin büyük bir yüzdesini oluşturur… Özellikle Münbiç, Fırat üzerindeki barajların, dolayısı ile enerji ve su kaynaklarının kontrol altında tutulabilmesi için olmazsa olmaz bir bölgedir.

Bu sebepledir ki Münbiç ve Tel Rıfat, 1 milyon Suriyelinin dış yardıma ihtiyaç duyulmadan yerleştirilebileceği 2 bölge olarak önem kazanıyor… Ancak Şam yönetimi, Türkiye’nin bu kararına “demografik yapının bozulacağı” gerekçesi ile şiddetle karşı çıkıyor.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yeni bir askeri operasyon yapacağını açıklaması üzerine ABD’den karşı çıkan net bir tepki gelmemesine rağmen PYD/YPG’yi rahatlatacak demeçler veriyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ise yaptığı açıklamada “Türkiye’nin sınır ötesindeki terör kaygılarını anlıyoruz. Rusya’nın Suriye’de artık askeri operasyon görevi kalmamıştır” açıklamasında bulunur.

Öte yandan Suriye’nin kuzeyinde oluşturdukları PYD/YPG yapılanması sayesinde Körfez petrolünü Akdeniz’e PKK ile taşımayı amaçlayan ABD’nin, Türkiye’nin yapmayı planladığı operasyon karşısındaki tutumu belirsizliğini koruyor.

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olma girişimlerine şiddetli tepki koyan Türkiye’yi rahatlatmak için, Rusya ile birlikte Suriye hava sahasını kontrolü altında tutan ABD, olası bir operasyon sırasında Türk uçaklarının bölgedeki terör hedeflerini vurmasına sessiz kalabilir.

Tam da bu dönemde İsveç ve Finlandiya da, terör örgütlerini desteklemekten vaz geçme ve Türkiye’ye uyguladıkları silah ambargosunu kaldırmaya yönelik olumlu demeçler veriyor… Suriye’nin kuzeyindeki 30 kilometrelik şeridin terör örgütlerinden temizlenmesine olumlu yaklaştığı anlaşılan Rusya’nın yanı sıra Amerika da, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini garantileyebilmek için, Türkiye’ye ses çıkartmayabilir.

Hatay’dan başlayarak Hakkari’ye kadar, tüm güney sınırlarımızın ötesinde 30 kilometrelik şerit, tamamen temizlenerek kontrolün TSK’nın elinde olacağı bir sonuca ulaşabileceksek, Finlandiya ve İsveç NATO’ya niye üye olmasınlar ki?