İlan

ABD ve AB Yaptırımları - ADEM AKÖL

ABD ve AB Yaptırımları

ADEM AKÖL

Tüm uğraşlarına rağmen 10-11 Aralık’ta gerçekleşen Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nden Yunanistan ve Fransa’nın istedikleri çıkmadı… Bu zirvede Türkiye’yi perişan edecek kararların alınmasını umut ediyordu her iki ülke de… Çok uğraş verdiler bunun için, çok senaryolar hazırladılar, çok kulis yaptılar ancak Türkiye’ye ucundan zar zor dokunabildiler.

Yunanistan kendinden o kadar emindi ki; “Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Kıbrıs arasındaki sorunları bir Türkiye-AB sorunu haline getirmeyi başardık” diyebiliyordu rahatlıkla.

AB zirvesi, Doğu Akdeniz’deki tartışmalı sularda Türkiye’nin sürdürdüğü sondaj çalışmalarından sorumlu olduğu gerekçesiyle yaptırım uyguladığı Türk şirketleri ve vatandaşları listesine yenilerinin eklenmesine karar verdi… İçinde bulunduğumuz yılın şubat ayında hazırlanmış olan bu listede TPAO ve onun yöneticileri vardı.

Türkiye-AB ilişkilerinin durumu ve bundan sonrasını içeren seçeneklerle ilgili rapor hazırlanarak önümüzdeki yılın Mart ayında düzenlenecek zirvede görüşülecek.

Aralık ayının başında düzenlenen NATO Dış İşleri Bakanları Toplantısı ve ardından 10-11 Aralık’taki AB zirvesi, Türkiye’ye net bir mesaj veriyordu… ‘Biz senden vazgeçmiyoruz ama sen de bizden vaz geçme.’

Öte yandan ABD’nin 740 milyar dolarlık 2021 yılı savunma bütçesi yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nden sonra Senato’dan da 84 evet oyuna karşılık 13 hayır oyuyla geçmiş oldu… Üçte ikiden fazla bir çoğunlukla kabul edilen tasarı, Trump tarafından veto edilse de Senato yeniden toplanıp tasarıyı yasallaştırabilecek.

ABD’nin 2021 savunma bütçesi içerisinde Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir durum var… 2 Ağustos 2017 yılında Trump’ın imzası ile yürürlüğe giren ve Çin, İran, Kuzey Kore, Rusya ile Türkiye’ye yaptırım uygulanması ile ilgili CAATSA Yasası (Amerikan Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma) da burada yer alıyor.


CAATSA yasası altında 12 yaptırım kalemi var ve ABD başkanı yaptırım uygulanmasına karar verilen ülke için, bunlardan en az beşini seçmek zorundadır. CAATSA yaptırımları; yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumlarla ihale ya da sözleşme yapılmaması, ihracat ruhsatı verilmemesi, kredi verilmemesi, ABD Merkez Bankası üzerinden herhangi bir işlem izni verilmemesi, ödeme ya da kredi transferlerinin yasaklanması ve ABD’ye giriş yasağı gibi maddeler içeriyor.

Yapılan satış sözleşmesi gereği ABD’nin Türkiye’ye F35’leri vermekten vaz geçmesi, bunun üzerine Türkiye’nin Rusya’dan S400 hava savunma sistemi satın almış olması ile konuşulmaya başlanır CAATSA yaptırımları… “Siz bir NATO üyesi olarak S400’leri sisteminize entegre ederseniz, size yaptırım uygularız” diyor Amerika, yıkılmadan önce NATO’nun tek düşmanı olarak gördüğü SSCB’nin devamına Rusya’yı koyarak.

Türkiye, ABD yaptırımlarına en zayıf döneminde iken bile ‘eyvallah’ etmemiş bir ülke… 1964 yılında Kıbrıs Türklerine karşı sürdürülen zulme son vermek için yapılmak istenen müdahaleye dönemin ABD Başkanı Johnson’un meşhur “ABD silahlarını bu amaçla kullanamazsınız” mektubu ve 1974 Mutlu Barış Harekatı sonrasında 3 yıl süreyle uygulanan ambargo dahi, pes ettirmemişti Türkiye’yi.

Her geçen gün, gücüne güç katan Türkiye’nin bölgedeki önemini Rusya bile kabullenmişken ve AB de kabul etmeye çalışırken; ABD’nin bunu görmezden gelmesi mümkün değildir… Şu an, Trump’ın masasındaki dosyada CAATSA yaptırımları kapsamında Türkiye’ye yönelik ne olursa olsun; ABD kendi çıkarları doğrultusunda ne Karadeniz’de, ne Orta Doğu’da ne de Doğu Akdeniz ‘de Türkiye’siz adım atamayacağını çok iyi bilmektedir.

Üstelik itibarsızlaşmış bir duruma gelen Çin’in yerine, dünyanın yeni sanayi üssü olma yolunda hızlı adımlar atan bir Türkiye’yi, küreselcilerin görevlendirdiği Biden’ın gözden çıkarması mümkün müdür?

Günün Sözü

Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.

Mustafa Kemal ATATÜRK