ABD-ÇİN Ticaret Savaşları’mı, yoksa yeni bir ‘Süper Güç’ belirleme
savaşı mı?..
İkisi de hemen hemen ayni
şeyi çağrıştırıyor olmasına rağmen aralarında basit gibi görünen, aslında çok
önemli bir nüans farkı vardır...
Birisi; sanayisi için gerekli olan petrole rahat ulaşabilmek ve ürettiği
malları satabilmek için yeni pazarlar
oluşturma peşinde koşarken, diğeri; dünyayı egemenliği altına alarak nasıl
sömürürümün peşinde koşuyor...
350 milyonluk ABD’de çok
farklı bir nüfus yapısı vardır; Alman, İrlanda’lı, İngiliz, Meksika’lı, İskoç,
İtalyan, Fransız, Çin’li, Yahudi ve diğerleri... Zenciler ve Kızılderili’ler...
Bukadar farklı insan topluluğunu bir arada tutmak o kadar kolay
değildir; ya ortak değerler oluşturacaksınız, ya da ekonomik refah
sağlayacaksınız...
Önceleri zenci düşmanlığı
ile vatandaşlarını bir arada tutmayı deneyen ABD, 1990 yılında dağılana kadar
da Sovyet düşmanlığı ile başardı bunu... Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra,
terör bahanesi altında İslam karşıtlığı ve Çin’le yapılan düellolar imdada
yetişti... Diğer taraftan da ülkesinin refah seviyesini yukarılarda tutabilmek
için dünyayı sömürdü durdu...
1980’lere gelene kadar Mao rejiminin etkisi altında kapalı bir toplumdu
Çin... Uluslararası finans gücünün lideri Rothschild ailesi Amerika’ya söz
dinletemez olunca 1980’ler itibarı ile yavaş yavaş Çin’e kaymaya başladı...
Amacı Amerika’yı süper güç koltuğundan indirip Çin’i oturtmak... İşte tam da bu
nedenle Rothschild ailesi Çin’in Huawei’sini bir dünya haberleşme devi haline getirir...
Çin, ticaretinin önemli
bir kısmını deniz yolu ile yapıyordu... Amerika, Somali’li korsanları devreye
sokup Çin gemilerini yağmalattırdı... Başka bir çözüm bulunmalıydı...
Bunun üzerine karasal ticareti geliştirmek için İpek Yolu projesini
devreye koyar Çin... Amerika bunu da engellemeye çalışır...İpek Yolu’nun çıkış
kapısı olan Afganistan’ı işgal eder... Amacı hem Karadan ticareti engellemek
hem de uyuşturucu üretimine iyi bir ortam hazırlamaktı...
Sonra Iraka girer, İran’a
ambargo uygular... İran ve Irak da İpek Yolu izerinde çünkü... Türkiye’nin
başına da YPG belasını sarar... Türkiye, İpek Yolu’nun Avrupa’ya açılan kapısıdır
çünkü...
Suudi Arabistan’da Prens Salman’ı iktidara getirir ABD... Ancak sonradan
Rothschild ailesi ile yakın ilişki içinde olan Çin, Pakistan ve Hindistana
doğru yakınlaşmalar başlar... Amerika’nın hoşuna gitmez bu... Kanayan yara
Keşmir’i kullanarak Pakistan ve Hindistan’ı savaşın eşiğine getirir...
ABD ambargoları altında
zorlanan Venezuela ile petrol antlaşması yapar Çin... Halkına kan kusturur ABD,
Maduro’yu devirmek için her yolu dener...
Huawei’nin kurcusunun kızını kaçırttırır CIA ajanlarına, Çin mallarına
ilave gümrük uygular...
Ancak Çin, bütün bu yapılanların
altında hiç kalmayacaktı...
Amerika’lı William Edward Boeing, 1916 yılında Washington’da bir
havacılık şirketi kurar... Askeri ve sivil uçak üretiminde bir numara olur kısa
bir süre sonra... Bugün 190 ülkede 500’den fazla havayolu şirketi Boeing’in
ürettiği uçakları kullanıyor...
Boeing’in en son ürettiği 737
Max serisi çok iddialı... Klasmanındaki diğer uçaklara göre menzili 1000
kilometre daha fazla; karbon-dioksit emisyonu yüzde 14 daha az; yüzde 40 daha
az gürültülü; yakıt tasarrufu daha yüksek; koltuk başına yüzde 8 daha
tasarruflu; daha konforlu ve daha güvenli...
Ancak gelin görün ki 30 Ekim 2018’de Endonezya Havayolları’na ait bir
Boeing 737 Max uçağı düşer ve 189 yolcu ölür... Dört ay sonra, 10 Mart 2019
tarihinde ise bu kez Etiyopya Havayollarına ait bir Boeing 737 Max düşer ve 157
yolcu ve mürettebat ölür...
Çin bu uçaklara hava
sahasını kapatır, arkasından 50 ülke daha... Bir gecede 80 milyar dolar
kaybeder Boeing, borsada...
Boeing, piyasaya yeni sürdüğü Max serisi için 500 milyar dolarlık
sipariş almıştı ve gelecekteki gelirinin yüzde 75’ini bu uçaklara bağlamıştı...
Fransa, Almanya ve İspanya
ortaklığında kurulmuş bir şirket olan dünyanın diğer büyük uçak üreticisi olan
Airbus’a yarar bu iş...
Arka arkaya yaşanan iki trajediden sonra, “yazılımları tekrar gözden
geçireceğiz” diye açıklama yapar Boeing yetkilileri...
Bukadar yüksek teknoloji
ve güvenlik içeren bir uçağın arka arkaya tam da ticaret savaşlarının kızıştığı
bir zamanda, üstelik Endonezya ve Etiyopya gibi doğal afetler ve açlıkla
boğuşan iki zavallı ülkede düşmesi, düşündürücü değil mi?..
Çin’in karşılık vermediğini düşünmek saflık olmazmı?..
Günün Sözü
Hayat;
bumerang oyununa benzer... Düşüncelerimiz, eylemlerimiz ve sözlerimiz; er veya
geç, şaşırtıcı bir doğrulukla bize geri döner.
Sadece Amerikalı ünlü sanatçı Florence Shinn’in tesbiti değil bu
cümle... Buna benzer birçok söz işitmişizdir hayatımızda... Ne kadar gerçek
değilmi?..