Adana Lezzet
Festivali kapsamında Belemedik’e bir tren yolculuğu düzenledi Valilik,
geçtiğimiz Cuma günü...
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; süper
bir fikir bu... Ankara çıkışlı ‘Şark Ekspresi’ yolculuğu gibi birşey sanki...
Bu yolculuğa; haberini işittiğimden beri katılmak istemişimdir hep... Doğa
içerisinde; nostaljik bir seyahat, aşırı ilgimi çeker çünkü... Günün birinde ‘Şark
Ekspresi’ yolculuğu bize de nasip olur, inşallah..!
Onun
öncesinde Belemedik yolculuğu nasip oldu... Bunun için Adana Valiliğine sonsuz
teşekkürler...
Biliyorsunuz, Belemedik Torosların
eteğinde; Pozantı ilçesine bağlı küçük bir yerleşim alanıdır... Uzun yıllar;
ekmeğini kuruyan ağaçlardan çıkaran ‘tahtacıların’ yerleşim köyü oldu
Belemedik...
Orta
Doğu’daki petrolün kokusunu alan Avrupalı’lar, yirminci yüzyıla girerken;
Osmanlı’ları ikna ederek, Berlin’den Hicaz ve Bağdat’a kadar giden büyük
demiryolu projesi için kolları sıvarlar...
1900’lü yılların başında, demiryolu
projesinin en zor bölümü olan Toros dağlarının geçişi için, projeyi üstlenen
Alman Philipp Holzmann firması Belemedik’te bir şantiye kurar... 5 bin
civarında Alman kalifiye eleman ve binlerce Türk işçisi çalıştırılır; proje
kapsamındaki Varda Köprüsü ve 22 tünelin inşaatını tamamlayabilmek için...
Rivayete göre
‘Belemedik’ ismi o yıllarda konulmuş bölgeye... Almanlar, tünellerin inşaatını
yapmak için hep iki uçtan başlayıp ortada buluşuyorlarmış... Tünelin birinde
buluşma, 5 metrelik bir sapma ile gerçekleşebilmiş ancak... Kendi şiveleri ile
özeleştiri yapmış Almanlar, “belemedik” diye, yani “bilemedik” demişler... O
tarihten sonra Belemedik diye anılmaya başlamış bölge.
Adana Valiliği’nin organizasyonu ile
TCDD 4 vagon tahsis etmiş bu etkinlik için... 200’ü aşkın yerli ve yabancı
katılımcı, sabah 08:45’te Belemedik’e hareket etti Adana Garı’ndan...
Toroslar’ın
eşsiz doğası içerisinde bir-buçuk saatlik bir yolculuğun ardından; Pozantı
Belediyesi’nin yeni inşa ettiği tesislerinde, güzel bir kahvaltı bekliyordu
bizleri... Adana’nın nemli ve sıcak havasından sonra, kuru ve serin bir hava
eşliğinde yapıldı kahvaltı...
Alman demiryolculardan günümüze kadar
ayakta kalabilen, şantiye yerleşim kalıntıları gezildi daha sonra...
Sevindiricidir ki; Pozantı Belediyesi bu kalıntıları orijinaline sadık kalarak
restore edip, bölgeye özellikle Almanya’dan turist çekmenin planlarını
yapıyormuş... Hatta, bize tahsis edilene benzer, Adana-Belemedik arasına turistik tren servislerinin konulması bile
düşünülüyormuş...
Dönüşte Varda
Köprüsü’nde yarım saatlik bir mola verildi... 120 yıl öncenin imkansızlıkları
içerisinde inşa edilen Varda Köprüsü’nün ihtişamı, tam karşısındaki Orman Genel
Müdürlüğü tesislerinde çaylar yudumlanırken seyredildi...
Belemedik’e tren yolculuğu bu amaçla;
ilk kez düzenleniyor olmasına rağmen, oldukça başarılı geçtiğini itiraf
etmeliyim... Ancak, esas amacın sadece kahvaltı yapmak olmaması gerektiğinin
bilincine vararak; gelecek yıllarda bunu geliştirip, çevreyi tanıtıcı
unsurların ilavesi ile, etkinliğe daha fazla katkı koyulması gerekliliğine
inanıyorum...
Belemedik ve
Varda Köprüsü’nün tarihi hikayesinin; güzel bir anlatımla hem Türkçe, hem de
İngilizce yol boyu katılımcılara aktarılması, festivallerin misyonlarının bir
parçası olduğunu düşünüyorum...
Adana dönüş yolunda mesleği rehberlik
olan bir katılımcı, bu eksikliği gidermek için; Belemedik’in tarihini güzel bir
ses tonu ile anlatmaya çalışmış ancak bu kez de vagonlardaki ses sisteminin
yetersizliği, anlatılanların iyi duyulmasını engellemiştir...
Yapılan her
iş, bir sonrakinin daha başarılı olabilmesi için iyi bir deneyimdir... Yeter ki
o deneyimdeki atlanmış detayları farkedip bir sonrakinde kullanabilelim...
Günün
Sözü
Gözlerimizin yakaladığı
çok şey vardır, ancak sadece kalbimizin yakaladıklarını takip eder.
Bir
Kızılderili sözü bu; ne kadar doğru, nekadar etkileyici... Kalbimize dokunmayan
hiçbirşey umurumuzda değildir çünkü...