Afganistan, Orta
Asya’nın güney bölgesinde, 35 milyon nüfuslu, Türkiye’den biraz küçük dağlık
bir ülke... Pakistan, İran, Türkmenistan, Tacikistan ve Çin ile çevrelenmiş; denizle
bağlantısı yok... Kuzeyde verimli topraklara sahip...
Afganistan’ın politik tarihi 18. yüzyıldaki
imparatorluklarla başlar... 19. yüzyılın sonlarına doğru Rusya İmparatorluğu
ile Britanya İmparatorluğunun egemenliği altında olan Hindistan arasındaki
büyük çatışmanın ‘tampon bölgesi’ olur...
1900’lü yıllarda monarşi
ile yönetilir, 1978’de sosyalist bir ülke olduktan sonra Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği’ne katılır...
Sovyet rejimine karşı ayaklanmalar sonucunda
1980’de Sovyet-Afgan savaşı çıkar... 1991 yılında SSCB’nin yıkılmasının
ardından kurulan Taliban örgütü 1996 yılında Afganistan’ın büyük bir bölümünü
ele geçirir...
2001’de Taliban
yönetimi Nato koalisyon güçlerinin müdahalesi ile yıkılır ve bir süre sonra
2004 yılında bugünkü “Afganistan İslam Cumhuriyeti” kurulur...
Çok kısa bir anlatımla Afganistan yakın
tarihi böyle... Ancak bu süreçteki bütün dünyayı ilgilendiren önemli bazı
detayları göz ardı etmemek gerekiyor:
Dünya ölçeğinde
cereyan eden tüm olaylar ekonomiktir... Parayı ‘bir avuç güç’ idare eder ve
dünyayı boyunduruğu altına alır... Para kokusunu aldığı her yerde, ona
ulaşabilmek için her türlü pisliği yapar... İnsanların acı çekmesi,
katledilmesi önemli değildir onlar için...
Biliyorsunuz; bugün dünyayı zehirleyen
uyuşturucu zilletinin ham maddesidir Afyon... Haşhaş denen bir bitkiden
üretilir... Bir zamanlar ülkemizde de yoğun olarak ilaç amaçlı iretiliyordu
haşhaş... Türkiye’nin yasadışı uyuşturucu kaynaklarından biri olarak suçlanması
nedeni ile 1971 yılında yasaklandı... Daha sonra 1974’te Ecevit Hükümeti
döneminde kısmi olarak kontrollü izin verildi haşhaş ekimine... Bugün, tıbbi
amaçlı dünya Afyon ihtiyacının yarısı Türkiye’de üretiliyor...
1980 yılına kadar
Afganistan’da da Afyon, dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi sadece
geleneksel yöntemlerin uygulandığı tedavi amaçlı üretiliyordu...
Sovyetler Birliğinin 1980’de Afganistana
girmesi ile birlikte; Afgan halkı, Afyon üretiminin ticari boyutunu öğrenir... Rivayete
göre; parayı idare eden bir avuç uluslararası güç; 6 yıl içerisinde, Afyon’dan
saflaştırılarak elde edilen dünya eroin üretiminin yüzde 40’ına, 2 yıl sonra da
yüzde 80’ine ulaştırır Afganistanı...
Ancak Taliban
örgütü, ülkenin yönetimini ele geçirdikten sonra Afyon tarlalarını yok eder; 3
bin tonun üzerindeki üretim miktarı, 2000 yılında 180 tonun altına kadar
düşer...
Bu rakamlar, dönemin ABD Başkanı Bush’a
iletilir... ‘Parayı idare eden bir avuç güç’ buna bir çözüm talep etmektedir...
Planlar hazırlanır...
Eski bir ‘Ekonomik
Tetikçi’ olan Amerikalı John Perkins; “9 Eylül 2001’de Afganistan’ın işgal
planları Başkan Bush’un masasındaydı” der, itiraflarında... 2 gün sonra ise
işgal için mazaret hazırdı...
New York’taki İkiz Kuleler’e yapılan
saldırılar sonucunda 3 bin kişi hayatını kaybeder... Başkan George Bush
saldırılardan Afganistan’da örgütlenmiş El-Kaide’yi sorumlu tutar...
El-Kaide’nin kapatılmasını ve terörist kamplarının yok edilmesini talep eder
Taliban’dan...
Talep kabul görmez
tabii ki... ABD ve Birleşmiş Milletler’e bağlı güçler Afganistan’ı bombalamaya başlar...
Ancak 10 yıl sonra, El-Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin yakalanıp öldürülür...
Bu süreçte ‘parayı idare eden bir avuç güç’
çok büyük işler (!) başarır Afganistanda... Afyon üretimi eski verimli dönemini
yaşar...
Bugün dünyayı
zehirleyen uyuşturucuların ana maddesi olan Afyon’un yüzde 90’ı Afganistanda
yasa dışı yetiştirilen haşhaş bitkisinden üretilmektedir ve bu üretimin tamamı
Amerika’nın kontrolü altındadır...
‘Parayı idare eden bir avuç güç’ün kontrolü
altındadır desek daha doğru olacak çünkü milliyeti, dini, ırkı, vicdanı yoktur
bunların...
Günün Sözü
Bir şeyi hakikaten yapmak
istiyorsan bir yolunu muhakkak bulursun, istemiyorsan bir mazaret bulursun.
Amerikalı girişimci
ve yazar Jim Rohn’un bu sözü çok açık ve net sanırım...