Ağzıyla Kuş Tutmak - ADEM AKÖL

Ağzıyla Kuş Tutmak

ADEM AKÖL

Bileceksiniz, oldukça sık kullandığımız “ağzıyla kuş tutmak” diye güzel bir deyiş vardır Türkçemizde. Bu deyişin ilginç bir hikayesi de anlatılır, kuşaktan kuşağa…

Osmanlı Devleti’nin çok güçlü olduğu zamanlarmış. Fransız elçi acilen padişahın huzuruna çıkmak istemiş. Ama tabii koskoca Cihan Hükümdarının karşısına çıkmak öyle kolay mı? Kapıdaki ağa onu huzura çıkarmamış. Elçi allem etmiş, kallem etmiş; ama bir türlü içeri kabul edilmemiş. Israrından vazgeçme­yince de ağa iyice hiddetlenmiş.

“Yahu sen ne laf anlamaz adamsın!” demiş. “Padişahımız bugün çok sinirli, seni görmek isteyeceğini hiç sanmıyorum. Az önce bir Frenk hokkabaz geldi, görmeliydin neler yaptı. Külahından tavşanlar çıkardı. Kor olmuş demir çubukları “cosss” diye ağzında söndürdü de, gıkı çıkmadı. On adım ileriden attığı ipliği, iğne­nin deliğine geçirdi. Daha da yetmedi. En son havaya bir kuş uçurdu. Sonra da bir zıpladı, hop diye kuşu ağzıyla tuttu. Adam hepimizin ağzı­nı açık bıraktı ama sultanımız onu bile huzu­rundan kovdu. Anlayacağın bugün ağzınla kuş tutsan da nafile! Ama daha büyük bir hünerin varsa sultanımıza arz edeyim.”

Boşuna kullanmıyoruz bu deyişi yüz yıllardır… Her dönemde vardır, tam anlamıyla ‘ağzıyla kuş tutan’ insanlar… Geniş kitleler tarafından takdir edilmelerine rağmen, sinsi emelleri olan bazı aklı-evvellere yaranamazlar bir türlü…

Böyle bir olaya şahit olduk birkaç gün önce, 85 milyon insan hep birlikte… Şu ‘çoklu masa’ toplantılarına katılarak gündemde kalmaya çalışan isimlerden biri, önce bir radyo programında; ertesi sabah da emperyalizmin ülkemizde kurdurttuğu “Tilki” isimli televizyon kanalında “Narenciye” soyadlı kişinin halefi olan zatın programında, ürettikleriyle dünya savaş stratejilerini allak bullak eden Baykar’ı işaret ederek aynen şöyle diyor…

“Devletin hemen hemen bütün imkanları neredeyse tek şirkete aktarılıyor; rekabetten korkmasınlar. İşlerini iyi yapıyorlarsa, maliyetleri uygunsa hiç korkmasınlar; Ama buralarda zayıflıklar varsa, kendilerinden daha iyi bu işi yapacak firmalar işimizi elimizden alır diye düşünüyorlarsa, o zaman ondan korksunlar.”

Ayda mı yaşıyor bu zat? Yok yok, ayda değil… Hatta Türkiye’de yaşamadığı da kesin… O başka bir yerde; emperyalist emellerin kucağında yaşıyor… O “Beyaz Saray ve ABD Kongresi, SİHA ihracatıyla Türkiye’nin yol açtığı istikrarsızlığa karşı yaptırımları devreye sokmalıdır” diyen emperyalizmin sözcüsü Michael Rubin’in kucağında yaşıyor…

Onun “Türk hava araçları, Afrika’dan Kafkasya’ya, Hindistan-Keşmir’den Libya’ya kadar güvenliği baltalarken ABD Kongresi Erdoğan stratejisinin suç ortağı olan Baykar ve diğer Türk firmalarına yönelik yaptırımları devreye sokmalıdır” diyen ABD’nin “Think Tank” kuruluşlarının beslemesi Michael Rubin’den ne farkı var ki?

Neymiş? Baykar’ın beyni olan Selçuk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı olmasının ayrıcalıklarından yararlanıyormuş!

Bilmiyor ki Baykar, Selçuk Bayraktar damat olmadan tam 12 yıl önce başlamış, bugün meyvelerin toplandığı çalışmalara… Hem de Devletten tek bir kuruş destek almadan, hatta Devlet mekanizmasının tüm engellerine rağmen…

Varını yoğunu bu işe adamış Baykar… 5-6 Kişiyle başladığı bu uzun ve meşakkatli yolda gün 24 saat çalışarak yürümüş… Bu gün, pırıl pırıl yaş ortalaması 27 olan 3500 kişilik dünyanın korkulu rüyası haline gelen bir beyin ordusu oluşturmuş…

… Ve bu ordu, dünyaya kafa tutan Bayraktar Mini’leri, TB2’leri, Akıncı’ları, Diha’ları, TB3’leri, Kızılelmaları üretmiş, hiçbir destek almadan… Sadece bilgi, beceri, sağlam beyin ama en önemlisi vatan aşkının yarattığı azim ve inançla…

Bir zamanlar paramızla dahi satın alamadığımız; almış olsak bile istediğimiz yerde istediğimiz zaman kullanamadıklarımızı üretiyor Baykar, Baykar gibi onlarca firma ve onların arkasındaki binlerce sanayi kuruluşu.

Güney sınırlarımızın ötesinde, Karabağ’da, Libya’da, Ukrayna’da destanlar yaratan TB2’leri, 27 ülke iş olsun diye satın almıyor… Bir o kadar ülke de bunlara sahip olabilmek için boş yere sırada beklemiyor… Ülkemizi, top yekün bir kaşık suda boğmak arzusunda olan bazı ülke bakanları bile, iş olsun diye yakından incelemiyor üretilenleri! Ortada büyük bir başarı olduğunu onlar bile kabul ediyor.

Hangi görüşten olursa olsun Türkiye’nin çok büyük bir kısmı destekliyor ve sahip çıkıyor bu yapılanlara… Bundan rahatsız olanlar sadece PKK, FETÖ ve onların destekçileridir… Düşman dahi olsa, ülkemizde Baykar gibi kuruluşların ürettiklerini, dünya hayret ve takdirle izlerken, kendi içimizden gelen bu hazımsızlık niye?

Amaç, ülkemizde hayata geçirilen başarılı projelerin itibarsızlaştırılması değil de nedir? 62 Yıl önce 120 mühendisin canla başla çalışarak üretmeyi başardığı Devrim arabaları da sırf unutulan benzin yüzünden itibarsızlaştırılıp, çöpe atılmadı mı?

Bu gün de aynisi yapılmaya çalışılmıyor mu? En taze örneklerine şahit olduğumuz TOGG ve Baykar… Bunun yanında insanımızın itibar etmediği daha nice örnekler…

Emperyalizmin pençesinden kurtulmak kolay olmuyor maalesef… Ama çok az kaldı… Her geçen gün biraz daha törpülüyoruz onları… Ağzıyla kuş tutan vatansever sayımız arttıkça, o pençelerden muhakkak kurtulacağız!

Günün Sözü

İstikbal göklerdedir.

Mustafa kemal ATATÜRK