Amerika Ne Yapmaya Çalışıyor? - ADEM AKÖL

Amerika Ne Yapmaya Çalışıyor?

ADEM AKÖL

Yazılarımı sürekli takip edenler bileceklerdir… Önceki ABD Başkanı Trump döneminde başlayıp, Biden döneminde hız kazanan yeni ABD stratejisinin ne olduğunu, yeri geldikçe örnekler vererek anlatmaya çalışmıştım.

Tarihçiler der ki: “Her 100 yılda bir, dünyadaki birçok ülkenin sınırları yeniden çizilir.” Hatta sadece sınırlar değişmez; güç dengeleri de değişir… Dünyayı yöneten güçler her defasında farklı ülkeler veya farklı isimler olur…

Geçtiğimiz 300 yıllık dünya tarihine bir bakalım… Birkaç yıllık yanılma payıyla 1720 ile 1820 tarihleri arasında dünya lideri Fransa değil miydi? Bugünkü ABD’nin doğu tarafında kalan yarıdan fazla toprağı; Kanada’nın tamamı; Afrika’nın kuzey-batısında kalan üçte birinden fazla toprağı; Karayipler; Hint Okyanusundaki Madagaskar adası; Orta Doğuda Suriye ve Libnan Fransa’nın sömürgesi değil miydiler?

1820 ile 1920 yılları arasında dünyayı sömüren en güçlü ekonomi Büyük Britanya değil miydi?

1920’den sonra SSCB ile birlikte ABD yönetmiyorlar mıydı dünyayı? Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991 yılından sonra, 2020 yılına kadar ABD bu görevi tek başına üstlense de, Trump ile başlayıp Biden ile devam eden süreçte, dünya liderliğine küresel sermaye oturmaya başlar…

Son 10 yılda gerileme gösteren Amerikan ekonomisi, 2020’nin başlarından itibaren bütün dünyayı tehdit eden Covid-19 salgınıyla birlikte, büyük bir çöküş içerisine girer.

Ekonomisini, bastığı karşılıksız parayla ayakta tutmaya çalışan Amerika; 2008 yılındaki krize kadar tedavüle sadece 1 trilyon dolar sürerken; bu tarihten sonra, Pandemi öncesine kadarki 8-9 yıllık dönemde 3,5 trilyon dolar basar… Pandeminin hemen sonrasındaki çok kısa bir dönemde ise 3 trilyon dolar basarak piyasaya süren ABD Merkez Bankası, rekor kırar…

Ancak basılan bu paraların büyük bir miktarı küresel şirketlere akar, nüfusun çoğunluğunu oluşturan sıradan vatandaş, nasiplenmez bundan… Yani bu dönemlerde küresel şirketler korkunç şekilde büyüyüp birer dev haline geliyorlar…

İşte ABD’nin 100 yıllık dünya hakimiyetinden sonraki, içinde bulunduğumuz yeni yüzyıl; artık küresel ekonominin devri olmaya başlamış bile…

Bu gerçeğin çok iyi farkında olan Amerikan yönetiminin, aldığı ani bir kararla apar topar Afganistan’dan çıkmasının sebebi budur… Irak ve Suriye’deki mevcudiyetini, terör örgütlerine bırakma sebebi de budur… Ukrayna krizini körükleme sebebi de… Ve şimdi de, bir Tayvan krizi yaratma arayışının sebebi de aynıdır.

Artık ipler, küresel sermayenin elindedir… Tüm dünyada üretilen, yıllık 85 trilyon dolarlık değerin dörtte birini oluşturan 21 trilyonluk üretimin sadece ABD sınırları içerisinde yapılmasına rağmen, bütün dünyada olduğu gibi enflasyon, Amerika’yı da yakıyor… Son 40 yılın en yüksek enflasyonu ile boğuşuyor Amerikan halkı… Üstelik 30 trilyon dolarla dünyanın en borçlu ülkesi haline geliyor ABD.

Şimdi gelelim yeni senaryoya… Küreselcilerin senaryosu “kontrollü krizdir.” Ülkeleri, gerçek bir savaşın eşiğinde tutarak yıpratırken; bir taraftan silah satıp parasal hacimlerini şişiriyor, diğer taraftan da ekonomik sıkıntı içerisine sürükledikleri insanlara para satarak daha da semiriyorlar.

ABD’nin; daha doğrusu küresel sermayenin tutsağındaki ABD’nin yeni stratejisi budur… Bir Ukrayna krizi çıkararak, bölgenin bütün ülkelerine silah satıyorlar… 50 Dolarlık petrolü 120 dolardan, doğal gazı ise 3-4 katına satıyorlar… Bunun dışında, akla gelen her şeyi, ama her şeyi en az yüzde 20 farkla pazarlıyorlar.

Şimdi de sıra geldi Asya Pasifik’e… Yaratılan Tayvan krizi etkisiyle, bölge ülkelerine de silah satıp; bölge ülkelerinde yaşayan insanları da soyup soğana çevirecekler.

Günü Sözü

Celladını, kurtarıcısı olarak gören bir toplum, kasabın bıçağını yalayan aptal danaya benzer.

Karl Marks