Beyaz Saray’ın internet sitesindeki bir habere göre ABD Başkanı Joe Biden,
Suriye hakkındaki ulusal acil durum halini bir yıl daha uzattı… Biden’ın,
Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’ye gönderdiği ve kararın gerekçesini
anlattığı mektupta açık bir şekilde Türkiye’yi suçlayarak, korkusunu açığa
çıkarmış oldu.
ABD’nin Apar
topar Afganistan’ı terk etmesinin ardından Suriye ve Irak’tan da çekileceği
söylemleri boşa çıkmış oldu böylece… Suriye hakkında ilan edilmiş ve 14 Ekim’de
bitecek olan acil durumun bir yıl daha uzatılması için verilen bu kararla
aslında ABD’yi yöneten mekanizmanın Pentagon olduğu bir kez daha teyit edilmiş
oluyor.
Hatırlayacaksınız; ABD’nin önceki başkanı Donald Trump, “DEAŞ’la mücadele
bitti, onu yendik” dedikten 1 saat sonra da Beyaz Saray, Suriye’den
çekileceklerini açıklıyordu, resmen… Hatta 1 saat sonra da, çekilme için
hazırlanmış olan takvim verilerek, 60 ile 100 gün içerisinde her şeyin
tamamlanacağı iddia ediliyordu… Ancak, takvimin yayınlanmasının üzerinden henüz
bir saat geçmeden, bu kez de Pentagon devreye girerek DEAŞ tehdidinin
sürdüğünü, bu yüzden Suriye’de çalışmaya devam edeceklerini açıklıyordu tüm
dünyaya.
Peki neydi bu DEAŞ tehdidi, neredeydi ve kime karşı idi?
Suriye’deki acil
durumun 1 yıl daha uzatılma kararının gerekçelerini şöyle açıklıyordu Biden,
Pelosi’ye gönderdiği mektupta… “Suriye’deki durum, özellikle de Türkiye
Hükümeti’nin Suriye’nin kuzey-doğusuna askeri taarruz düzenleme yönündeki
eylemleri; İŞİD’i yenilgiye uğratma çabasına zarar veriyor, sivilleri tehlikeye
atıyor, bunun ötesinde bölgede barış, güvenlik ve istikrarı zedeleme tehdidi
barındırıyor. ABD’nin ulusal güvenliği ve dış politikasına karşı alışılmadık ve
olağanüstü bir tehdit oluşturmayı sürdürüyor” diyordu Biden.
Buranın altını bir kez daha çizmekte yarar var; “ABD’nin ulusal güvenliği ve dış politikasına karşı alışılmadık ve olağanüstü bir tehdit oluşturmayı sürdürüyor”
diyor Biden, açık bir şekilde Türkiye’yi bunun sorumlusu olarak göstererek…
Peki, dünyanın öteki ucundaki bir ülkeye nasıl oluyor da Türkiye “ulusal
güvenlik tehdidi” oluşturabiliyordu?
Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın Putin’e ‘Malum Amerikalı’ diye bahsettiği Brett H. McGurk’ü boşuna
göndermemişti Biden, bölgeye… Daha önce Kuzey Irak’ta nasıl ki özerk bir Kürt
yönetimi kurdurmayı başarmışsa, Suriye’nin kuzeyinde de benzer bir yapılanmanın
geçekleşmesi için çalışacaktı McGurk.
PKK’yı, terör örgütleri listesine almış olan ABD, onun Suriye uzantısı olan
PYD’yi Irak’ın kuzeyi gibi siyasallaştırarak Türkiye’nin güneyinde uzun bir
tampon bölge oluşturma çabasındadır… Ve bunu kendi ulusal güvenliği için
yaptığına inandırmaya çalışıyor tüm dünyayı.
İşi bitmiş bir
DEAŞ’ı, yahut da İŞİD’i sembolik olarak canlandırıp, kim bilir belki de
besleyip; uydurma ve basit senaryolar düzerek, tehdidin devam ettiği yalanları
ile PYD ve onun silahlı örgütü YPG’ye açık destek veriyor ABD… Irakta olduğu
gibi, Suriye’nin kuzeyinde de bir Kürt siyasi otorite oluşturma planı aslında
ABD’nin değil, İsrail’in ulusal güvenliğini koruma amaçlıdır… İsrail’in Arz-ı
Mevud hayali doğrultusunda, sınırlarını genişletme planını gerçekleştirme
amaçlıdır… Zaten ABD’de oldukça etkin olan Siyonist lobiler yüzünden “İsrail
için iyi olan ABD için de iyidir, ABD için iyi olan İsrail için de iyidir”
politikası güdülmüyor mu?
Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Irak’ın kuzeyini teröristlerden
temizlemeye kararlıdır… Sincar ve Kandil’de büyük yol kat edilmiştir… ABD askerlerinin
yeni bir terörist eğitim kampına dönüştürdükleri Mahmur, hedeftedir şimdi…
Sivillere zarar gelmemesi için oldukça hassas seyreden bir süreç var, buna
rağmen terörle mücadelede Irak’ta ciddi bir mesafe kaydedilmiştir… Bunun
tamamlanmasının ardından TSK Suriye’ye yoğunlaşacaktır… Ne Pentagon ne de McGurk,
fazla sevinemeyeceklerdir, ne yazık ki!
Bir insanın en büyük hatası başkalarına gereğinden fazla değer vermek değil, kendine hak ettiğinden daha az değer vermektir.
Gabriel Garcia Marquez