Ankara Deklarasyonu - ADEM AKÖL

Ankara Deklarasyonu

ADEM AKÖL

Geçtiğimiz Mart ayı sonunda Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin Ankara ziyareti sırasında, medyada fazla yer almayan ancak oldukça stratejik önem taşıyan bir anlaşma imzalandı. İki ülke arasında “Kuru Kanal” diye adlandırılan 1200 kilometre uzunluğunda, 22 milyar dolarlık demiryolu ve karayolu yapım anlaşması idi imzalanan.

Türkiye’nin küresel lojistikteki etkisini artıracak; Hint okyanusundan Basra Körfezine uzanan denizyolu taşımacılığının, Irak ve Türkiye üzerinden Akdeniz ülkeleri ile kara Avrupa’sına uzanacak, Süveyş Kanalı’na alternatif ‘kuru’ bir kanal projesi bu…

“Kuru Kanal” fikri ilk olarak II. Dünya harbi sonrasında gündeme gelir… Proje kapsamında, Basra Körfezi’nin kuzey ucunda, Irak’ın körfeze açıldığı noktada büyük bir liman inşa ederek Pasifik ve Hint Okyanusu ülkelerinden gemilerle gelecek olan mallar, kara ve demiryoluyla Irak ve Türkiye üzerinden Akdeniz, Avrupa ve Kafkasya’ya aktarılacaktı.

Ancak o dönemde Irak’ın İngiliz Mandasından sıyrılıp bir süre krallıkla yönetilmesiyle yaşanan huzursuzluklar ve ardından 1958 kanlı darbe sonucunda Cumhuriyetin ilan edilme süreci, projenin 30 yıl askıya alınmasına neden olur.

Nihayet 1978 yılında Baas Rejimi altında, devasa yatırımları hayata geçiren Saddam Hüseyin’in, fiili olarak Ülkeyi yönetmeye başlaması ile proje ciddi olarak yeniden gündeme gelir… Bu sefer de Irak-İran savaşı engel olur çalışmaların başlatılmasına… Ardından Körfez Savaşları ve 2003 yılında ABD ile müttefiklerinin Irak’ı işgal etmeleri yüzünden bir türlü başlanamaz projeye.

Irak Krallığı dönemindeki dinsel ve etnik huzursuzluk, kanlı darbeler, savaşlar, emperyalizmin ülkeyi işgal etmesi ve ardından yeniden dinsel ve etnik çatışmalar yüzünden unutulur proje.

Toz-duman nispeten durulunca, 2013 yılında ihaleye çıkılır… ABD firmalarının çok iddialı olarak katıldığı ihaleyi, Güney Koreli Daewoo firması kazanır…

Guiness Rekorlar Kitabına giren 15 kilometrelik, dünyanın en uzun dalgakıranı tamamlanır, kısa bir süre içerisinde. 54 kilometre karelik alana yayılacak olan “The Grand Faw Port” projesi kapsamında dünyanın en büyük tonajlı gemilerinin yanaşabileceği 125 rıhtım, devasa konteyner alanları, elektrik santralleri, deniz suyunu arıtan tesisler, rafineri tesisleri ve petrokimya gibi birçok tesisi de bünyesinde barındırıyor bu dev yatırım.

İşin yüzde 40’ını tamamlayan Daewoo; müdürünün esrarengiz bir şekilde Basra kentinde asılı bulunmasından sonra Çin firmaları da sahneye çıkar… İpekyolu ağının güney kanadı için iyi bir fırsat yakalayan Çin, dört elle sarılır projeye… Hatta konumunu sağlamlaştırabilmek için, Irak hükümetine karşılıksız 1000 okul hediye etme sözü de verir.

İlk etabı 2025 yılında faaliyete girecek olan projenin, 2029 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor.

İşte iki ülke arasında imzalanan Ankara Deklarasyonu böyle devasa bir projenin ürünüdür. Ülkemiz, bölgede çok ciddi stratejik bir güç kazanma fırsatı yakalamış olur… Batılı ülkeler bu hattan yararlanabilmek için Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak zorunda kalacaklar çünkü

Daha önemlisi, ticarette hiçbir riski sevmeyen ekonomiler; Suriye’nin kuzeyinde olduğu gibi, Irak’ın kuzeyine de yuvalanmış olan PKK örgütlerine prim vermeyerek yok olmasına neden olacak.

Geçtiğimiz günlerde PKK’lıları taşıyan helikopterin düşmesiyle ayyuka çıkan ABD-PKK ilişkisi, bilinen bir gerçeğin boyutunun ne kadar büyük olduğunu gözler önüne sermiştir

Erbil merkezli Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni elinde bulunduran Barzani, helikopterin kendilerine ait olmadığını söylerken, Süleymaniye’yi yöneten İran yanlısı muhalif Talabani ise sessiz kalmayı tercih etmiştir.

Bir zamanlar, Türkiye’nin PKK’lıları teslim etmeleri talebine karşılık “size değil bir PKK’lı, bir Kürt kedisi bile teslim etmeyiz” diyen Talabani’nin torunlarının, giderek PKK’nın PYD’sine kucak açtığı apaçık ortadadır.

Artık ABD, açık açık PYD’yi desteklediğini söylemekten çekinmiyor… Gerekçesi de sayısı ancak 3-5’i geçmeyen İŞİD militanlarını yok etmekmiş…

Görünen odur ki, seçim sonrasında sonuç ne olursa olsun; ABD, Türkiye’yi PYD’nin PKK olmadığını kabul ettirmeye zorlayacak.

Bu açıdan bakıldığında Türkiye ile Irak arasında imzalanan Ankara Deklarasyonu’nun ne kadar önemli olduğunu görmek mümkün… ABD’nin hiç hoşuna gitmese de, Irak petrolünün yüzde 45’ini satın alan, üstelik “The Grand Faw Port” projesi ile iyi bir ‘İpek Yolu’ yakalayan Çin’in ticari bir anlayışla bölgede oluşturacağı canlılık ve otorite, PKK ile uzantılarına geçit vermeyecektir.

 

Günün Sözü

Nerede ticaret varsa, orada insanlar yumuşak huylu olurlar.