Birinci Dünya
Harbi’nin ikinci yılında, 25 Nisan 1915’te Gelibolu yarımadasına çıkarma yapan
8500 Avustralya’lı ve 3000 Yeni Zelanda’lı askerden oluşan Anzak ordusunu
duymayanımız yoktur... Osmanlı ordusu karşısında büyük bir yenilgiye uğramasına
rağmen Türkler tarafından ağırlanan Anzak’lar... Bugün bile Türkiye, Avustralya
ve Yeni Zelanda’da görkemli törenlerle yadedilen Anzaklar...
Yeni Zelanda; Güney Yarımküre’de
Avustralya’nın 1500 kilometre güney-doğusunda iki büyük ve birçok küçük adadan
oluşan bir ülke... Türkiye’den 17 bin kilometre uzaklıkta, Türkiyenin üçte bir
büyüklüğünde, 5 milyon nüfuslu, dünyanın en yaşanılır en müreffeh ülkelerinden
birisi...
Pasifik’in cenneti
olarak nitelenen Yeni Zelanda, dünyanın en bol oksijenli ülkesi olarak da
bilinir...
Yaklaşık 1000 yıl önce Yeni Zelanda’ya
yerleşen ve bugün, ülkenin yerlileri olarak kabul edilen Maoriler’den 800 yıl
sonra İngilizler de gelmeye başlar bu cennet adalara...
Yeterli bir nüfusa
ulaşan İngilizler, çok geçmeden 1952 yılında özerkliklerini ilan ederler...
1900’lü yılların başlarında sömürge altındaki uluslar yavaş yavaş İngiliz
İmparatorluğundan kopmaya başlayınca kurulan Milletler Topluluğu’nun (Common
Wealth Countries) bir üyesi olur Yeni Zelanda...
Çok renkli bir nüfus yapısına sahiptir,
dünyanın birçok ülkesinden insan barındırır topraklarında... 100 civarında
farklı lisan konuşulur... İnsan hakları ve sosyal ilerleme bakımından dünyada
ilk sıralarda yerini alan Yeni Zelanda’da Birleşmiş Milletler rakamlarına göre
1000’in üzerinde de Türk yaşamaktadır...
Avustralya’da
doğmuş, Yeni Zelanda’da büyümüş yeni yetme bir Anzak torunu kana buluyor ülkeyi
geçtiğimiz Cuma günü...
Ayni anda ülkedeki iki farklı camide ibadet
yapan Müslüman’lara açılan ateş sonucu 49 kişi katledilir, aralarında 3 de
Türk’ün bulunduğu 39 kişi yaralanır...
Adam kafasına
koyduğu kamera ile katliamı canlı olarak yayınlar tüm dünyaya... Saldırıdan
önce 74 sayfalık bir de manifesto yayınlar twitter hesabından...
Meğer 2 yıldır planlıyorlarmış bu saldırıyı;
Müslümanlara yönelik saldırılar devam edecekmiş... Müslümanların Avrupa
ülkelerine gitmelerini istemiyorlarmış... İstanbul tekrar Hristiyan şehri
olacakmış... Hatta başınız belaya girsin istemiyorsanız boğazın batı yakasına
geçmeyin diyorlar Türklere... Özellikle Cumhurbaşkanı’mız Erdoğan da hedef
alınıyor manifestoda...
Saldırılarda
kullanılan şarjörler üzerindeki bazı yazılar dikkat çekiyor... “Viyana 1683” ve
“Miloş Obiliç...” Viyana kuşatması ile Osmanlı İmparatorluğu’nun uğradığı ağır
yenilgi ve Kosova savaşında Sultan Murad’ı şehit eden Sırp’ın ismi vurgulanıyor
özellikle...
Adam manyakmış... Bilgisayar oyunlarının
etkisi altında kalmışmış... Son yıllarda artan ‘islamofobi’ etkisi ile yapılmışmış
katliam...
Adam hiç de manyak
değil; kafası çalışan, ne yaptığını çok iyi bilen, çok iyi planlama yapma veya
uygulama kapasitesine sahip birisi...
Hiç de bilgisayar oyunlarının etkisi altında
kalınmamış; bilgisayar oyunlarının etkisi anlık şeyler, 2 yıl boyunca planlama
yapılmaz bunun için... Hele hele kalkıp da 74 sayfalık bir manifesto
hazırlanmaz...
Bu heriflerin İslam
karşıtı olduklarını da zannetmiyorum ben... Yaşadıkları ülkede aldıkları eğitim
ve kültür buna cevaz vermez çünkü... Böyle olaylar yaşanmaz ülkelerinde...
Doğru, son yıllarda bir ‘islamofobi’ etkisi
var... Ama bu uluslararası finans güçlerinin yazdığı senaryonun baş aktörü
olarak belirlediği bir kimliktir ‘islamofobi...’
Uluslararası finans
güçleri, tamamı refah içinde olan bir dünya istemez... Bir kısmında yüksek
refah olacak; ürettiği lüks tüketim mallarını satacak, uyuşturucu ile
gençlerini zehirleyecek... Bir kısmında huzursuzluk olacak; silah satacak,
yeraltı zenginliklerini sömürecek... Bir kısmına huzursuzluk sinyalleri vererek
oluşan gayri stabil ortamdan yararlanarak bir ülkeyi bile satın alabilecek
hacimde spekülatörlük yapacak...
İşte Anzak’ların yeni yetme, hadsiz, beyin
ile kalp arasındaki irtibattan yoksun bu torunları da uluslararası finans
güçlerinin yazdığı senaryonun; birkaç kuruşa tav olan, kendini bilmez
figüranlarından sadece birkaçı...
Viyana 1683 ve
Miloş Obiliç’i biliyorlar da; 18 Mart Çanakkale Zaferi gibi nice destanlar
yazmış bir milletin bu tür oyunlara karşı dik duracak iradeye sahip olduğunu
unutuyorlar galiba...
Günün Sözü
Yapmak istediğinizi hemen
şimdi yapın... Yarınların sayısı süratle azalmaktadır.
Dünyadan erken
ayrılan ünlü aktör ve filim yapımcısı Michael Landon; erken öleceğini
bilirmişçesine söylediği bu söze herkesin itibar etmesi gerekmektedir... Kaç adet
yarınımızın kaldığını kim bilebilir ki?..