Dünya haritasında gösterilen Güney Kutup Dairesi, Oğlak Dönencesi, Yengeç Dönencesi ve Ekvator Çizgisi ile birlikte beş büyük enlemi oluşturur Kuzey Kutup Dairesi. Kuzey Kutup Dairesi’nin üstünde kalan alan, Arktik bölgesi veya Arktika olarak tanımlanır.
Arktika, toplam 27 milyon kilometre karelik bir alana yayılır. Büyük bir bölümü buzullarla kaplı olan bölgenin üçte biri, yani 9 milyon kilometre karesi kara, geri kalanı ise denizdir.
Dünyanın paylaşılamayan, üzerinde kesin bir egemenlik kurulamamış bir bölgedir Arktika. Uluslararası hukuk tarafından henüz statüsü düzenlenmemiştir. Halen 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin kurallarına tabidir.
Özel bir anlaşma ile statüsü netleştirilmemiş olan bölge, bu belirsizlik yüzünden zaman zaman gerilimlerin kaynağı olmaktadır. Özellikle küresel ısınmanın yol açtığı buzulların erimesi ile ortaya çıkan yeni ve zengin enerji kaynakları, sadece sınır ülkelerinin değil, tüm dünyanın iştahını kabartmaktadır. Bunun yanı sıra buzulların erimesi, bazı ülkelere ulaşım yönünden üstünlükler sağlayacaktır.
Arktika’ya sınırı olan ülkeler; Alaska eyaleti sayesinde ABD, Grönland sayesinde Danimarka, hiçbir yerleşimin olmadığı küçük adalar sayesinde İzlanda, Finlandiya, İsveç, Norveç, Kanada ve Rusya’dır.
Bu ülkelerden ABD, Danimarka, Finlandiya, İsveç, Norveç, Kanada ve Rusya 1996 yılında bir araya gelerek, Arktik Konseyi adı altında yerli halkın karşılaştığı sorunları ele alan üst düzey, hükümetler arası bir forum oluşturdular. Ancak Arktik Konseyi’nin en son yaptığı toplantıya Rusya alınmadı.
Rusya Arktik bölgesinin kendi anakarasının doğal uzantısı olduğunu iddia ediyor. Bölgenin en güçlü ülkesidir Rusya. Arktika sularında güçlü bir donanması var. ABD’nin bölgede hiçbir gücü olmamasına karşın, Arktik Okyanusunda İsveç’in de güçlü bir donanması vardır.
Yıllardır etliye, sütlüye karışmayan, tarafsızlık politikalarını büyük bir başarı ile sürdüren İsveç ve Finlandiya; Ukrayna krizi ile büyük bir çıkmazın içerisine doğru çekilmeye çalışılmaktadır.
Bu iki ülke, Rus tehdidine maruz kalacağı gerekçesi öne sürülerek NATO’ya üye yapılmak istenmektedir. Böyle bir riskin, yok denecek kadar az olmasına rağmen İsveç ve Finlandiya’nın Arktik bölgesine olan hakimiyetleri, onların NATO için önemini artırmaktadır.
Bölgede yeni keşfedilmeye başlanan zengin kaynaklara ve ekonomik deniz ulaşım yollarına Rusya’nın tek başına hakim olmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Bu yüzden İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri, özellikle ABD için büyük önem taşımaktadır.
ABD, İsveç ve Finlandiya’yı bir an önce NATO’ya aldırıp onlara Arktika’da Rusya’nın yayılmacılığını durduracak görevler vermeyi planlamaktadır.
Geçtiğimiz günlerde İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un “Türkiye’nin talep ettiği bazı isimleri vermek istemiyoruz” sözlerinin ardından başkent Stockholm’de gerçekleştirilen bir PKK eyleminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kuklasının bir binanın önündeki direğe ayaklarından asılmasını ve bu anın görüntüsünün sosyal medyada paylaşılmasını, tam bir U-dönüşü yaparak şiddetle kınama yolunu seçti.
Söylediklerinin yanlış anlaşıldığını iddia eden Kristersson, “demokratik seçimle göreve gelmiş bir liderle bu şekilde alay edilmesi çok ciddi bir gelişmedir” diyerek, İsveç’in NATO üyeliği için yaptığı başvurunun sabote edilmek istendiğini söyledi.
İsveç, büyük bir çıkmazın tam ortasına itilmiştir… Bir taraftan ABD’nin zorlamasıyla NATO’ya girebilmek için Türkiye ile yaptığı protokol şartlarını yerine getirmeye çalışırken, diğer taraftan da PKK’nın tehditleri ile yüzleşiyor… PKK ülkede yaptığı eylemlerle açık açık İsveç’e “ayağını denk al” diyor…
Ulf Kristersson bu tehditlerden aşırı rahatsız olmuş olacak ki, geçtiğimiz gün bir televizyonda yaptığı açıklamada; İsveç Başbakanı Olof Palme’nin 1986 yılında silahlı bir saldırı sonucunda; Dışişleri Bakanı Anna Lindh’in ise 2003 yılında, bıçaklı bir saldırı sonucunda hayatlarını kaybetmelerini hatırlatma gereğini duydu.
Öte yandan Türkiye’nin de, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini onaylaması için büyük bir baskı altında olduğu da başka bir gerçek… Önümüzdeki süreçte İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerinin bir an önce onaylanması için Türkiye’nin üzerine daha fazla gelinecek… “Oyun-bozanlık yapmayın, onaylayın üyelikleri” diyecekler…
NATO, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliklerine ‘oldu-bitti’ gözü ile bakıyor… Bunun içindir ki hem Türkiye hem de İsveç, içine itildikleri cendereden en az zararla kurtulmanın yollarını arıyor… Türkiye olarak çok kritik bir sürecin içerisinde olmamıza rağmen, karar ne olursa olsun sonucun muhakkak ülkemize hayırlı olacağına inanıyorum… Yeter ki hesap-kitabı çok iyi yapıp, fırsatları çok iyi değerlendirelim.
Günün Sözü
Kendi gücünden şüphe edersen, şüphene güç katarsın.
Leo Buscaglia