Batıyı Kaygılandıran Buluşma - ADEM AKÖL

Batıyı Kaygılandıran Buluşma

ADEM AKÖL

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) 2019 yılındaki Barış Pınarı Harekatı sonrasında ABD ve Rusya ile yapılan mutabakatla, sınırlarımızın güneyindeki 30 kilometrelik şeridin tamamen teröristlerden temizleneceği yönünde verilen sözler, ne yazık ki aradan geçen bunca zamana rağmen bir türlü yerine getirilmedi.

Bunun üzerine geçtiğimiz Mayıs ayındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında “Türkiye’nin milli ihtiyaçları gereği, terör örgütlerine dönük operasyonlara devam edilecek” kararı üretilmişti.

Bu kararın alındığı o tarihten başlayarak gözler, TSK’nın Suriye’nin kuzeyine gireceği zamana odaklandı…

Ancak amacına Mehmetçik kanı dökülmeden ulaşmayı hedeflemiş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı; bunu gerçekleştirebilmek için önce Madrit’te düzenlenen NATO Zirvesinde ABD Başkanı Biden, daha sonra da Tahran’da İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir araya gelmesine rağmen olumlu sonuç alamadı.

Bunun üzerine Erdoğan, ümidini yitirmeden barışçıl bir çözüm arayışı için yeniden Putin’le görüşme kararı alır… Çünkü olası bir operasyonun ana hedefi olan Münbiç ve Tel Rıfat, Fırat’ın batısında bulunuyor ve bu bölgenin hava kontrolü tamamen Rusya’nın elindedir…

Sivil hedeflere zarar vermemek ve operasyon maliyetlerini düşürmek için TSK’nın hava taarruzlarına ihtiyaç duyması, bir nevi Kremlin’in desteğini gerektiriyor… İsrail, bu bölgedeki İran yanlısı güçleri rahat bir şekilde uçaklarını gönderip bombalayabiliyorken, Türkiye’nin hava saldırısı yapmasına izin verilmiyor.

Geçtiğimiz Cuma günü Soçi’de yapılan toplantının içeriği her iki ülke açısından da büyük önem taşıyordu… Görüşme sonrasında basın toplantısı yapılmamasına rağmen, basına dağıtılan ortak yazılı açıklamada alınan kararlar Batıyı oldukça rahatsız etmiş görünüyor.

Ancak Batının rahatsızlığı, Suriye konusundan ziyade Türkiye ile Rusya arasında yapılan ticari anlaşmalardır… Özellikle enerji ve ekonomik işbirliğini güçlendirme doğrultusunda atılan adımlar, yaptırım uygulayarak Rusya’yı yıpratmaya çalışan Batıyı kaygılandırmıştır.

Kesintisiz olarak, Rus doğal gazının bir süre önce inşaatı tamamlanarak devreye alınmış olan Türk Akımı hattı üzerinden Avrupa’ya aktarılması ve ödemelerin kısmen Ruble üzerinden yapılması kararı; Rusya’ya uygulanmak istenen yaptırımların etkisizleştirilmesine neden olacak.

Nitekim Financial Times gazetesinde yer alan bir haberde, Batılı başkentlerin Ankara ile Moskova arasında gittikçe gelişen ekonomik işbirliğinden endişe duymaya başladığı ve Rusya'nın yaptırımlardan kaçınmasına yardımcı olması halinde Türkiye'nin cezalandırıcı önlemlerle karşı karşıya kalabileceği belirtildi.

Karşılıklı çıkar ilişkilerinin ağır bastığı bir dünyada, dış ticaretinin yarıdan fazlasını Avrupa ve ABD ile yapan Türkiye’ye karşı bu doğrultuda cezalandırıcı bir önlem alınabilmesi teknik olarak o kadar kolay olmasa gerek.

Batının bir diğer rahatsızlığı da; Rusya Merkez Bankasının 2017 yılında kurduğu ve Ukrayna krizinden sonra uygulanan yaptırımlar nedeniyle geliştirdiği, ABD merkezli Visa ve Master-Card’a alternatif MİR isimli ulusal ödeme sistemidir… Bugün Türkiye’de 5 bankanın kabul ettiği bu sistemle Türkiye’deki Rus turistler, rahatlıkla ödemelerini yapabilmektedirler.

Geçtiğimiz Cuma günü Soçi’de bir araya gelen Erdoğan ve Putin, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması için ilgili bakanlıklarına kesin talimat verdikleri; Türkiye’nin toplam enerji ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak olan Akkuyu Nükleer Güç santralinin de önümüzdeki yıl muhakkak devreye alınması için gerekli çalışmaların hızlandırılacağı kararını aldılar… Akkuyu konusunda, Rus tarafının Türk firmalarını dışlayıcı tutumuna, lehimize bir çözüm getirildiğine de inanmak istiyorum.

Bütün bunlar güzel, ancak yayınlanan ortak bildiride "Liderler, Suriye'de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede, dayanışma ve eş güdüm içinde hareket etme kararlılıklarını teyit etmişlerdir" ifadesi, Putin’in hava sahasını açmamakta ısrar ettiğini göstermektedir.

Putin, sorunun Şam rejimi ile işbirliği içerisinde çözülmesinden yana olduğunu bir kez daha teyit etmiştir… Erdoğan’ın da Soçi dönüşünde gazetecilerin bir sorusu üzerine ifade ettiği gibi zaten uzun bir süredir iki ülkenin istihbarat teşkilatlarının birlikte çalışıyor olmasına rağmen, sorun devam etmektedir.

Putin’in Türk uçaklarına Suriye hava sahasını açma kararını verip vermediğini net olarak bilemeyiz… Ancak, belki biraz zor olacak ama TSK, topçu atışlarıyla da terör yuvalarını teker teker yok edebilecek maharete sahiptir.

Günün Sözü

Başarısızlık, hayal kırıklığı yaşamanıza neden olabilir… Ancak denemezseniz, yenilgiyi kabul etmiş olursunuz.

Beverly Sills