Biden, Ukrayna’yı Ateşe Attı - ADEM AKÖL

Biden, Ukrayna’yı Ateşe Attı

ADEM AKÖL

Rus askerlerinin Ukrayna’ya girmeye başladığı 24 Şubat öncesindeki gerilim sürecinde ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in söylediklerini hatırlıyorsunuzdur muhakkak.

Biden, görevinin ilk yılını değerlendirdiği 20 Ocak’taki konuşmasında “Rusya, Batı’yı ABD’yi ve NATO’yu ciddi anlamda test edecek, bence Ukrayna’ya girecek” diyordu… “Bence Ukrayna’ya girecek” diyerek, bir nevi davet çıkarıyordu Rusya’ya… Sonra da, sınıra yığılan askeri birliklerin Ukrayna topraklarına herhangi bir şekilde geçmesinin işgal anlamına geleceğini ve bu durumda Rusya’nın ağır bedel ödeyeceğini vurgulayarak, tahrik ediyordu Putin’i.

Biden, daha sonraki konuşmalarında sık sık ayni davetkar ve tahrik içerikli sözlerini hep devam ettirir… 7 Şubat’ta verdiği bir demeçte “Rusya Ukrayna’yı işgal ederse, NATO karşılık vermeye hazırdır” diyerek ayni zamanda Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’ye de, korkulmaması gerektiğini, çünkü Ukrayna’nın NATO koruması altında olduğu mesajını veriyordu.

Rus lider Putin ise, bu sözler ve dünya basınında istilacı tutumunu ön plana çıkaran yorumlar karşılığında verdiği cevaplarda; Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etme gibi bir niyeti olmadığını, sadece “güvence” talebinde bulunduklarını hep yineleyip durdu.

Son olarak, Rus birliklerinin Ukrayna topraklarına girmeye başlamasından sadece 5 gün önce “Putin Ukrayna’yı işgal etmeye ve başkent Kiev’i hedef almaya karar verdi, işgal önümüzdeki günlerde başlayacak” diyen Biden, ‘hadi daha ne bekliyorsunuz, girin Ukrayna’ya’ demek istiyordu aslında…

Her ne kadar da Amerikan basınında bu tespit, CIA’nın bir istihbarat başarısı olarak lanse edilse de; işgal kararının verilmesinin Biden’ın tahrik ve tehditleri sonucunda, Putin’in “boş boş havlayan köpek ısırmaz” yanılgısı içerisine düşmesine neden olur.

Peki, nedir Putin ile Biden’ın muratları?

Putin’in NATO tehdidine karşı sınırlarını güvence altına almak istemesi bahanesi ile 22 Şubat’ta yapmış olduğu konuşmasında da açık bir şekilde kabul ettiği, Slav nüfusun yoğun olduğu bölgelerdeki yönetimlerin kendi kontrolü altında olmasını hedeflemektedir… Bunu başarması durumunda ancak, Rusya’daki pozisyonunu perçinleyebilecektir… Üstelik bunu sağlaması ile oluşacak istikrar sonucunda; savunma harcamalarını kısarak, halkının yaşam standardını yükseltmeyi hedeflemektedir.

Biden’ın işi ise çok daha zor… Çin’le baş edemeyen; başarısız bir Pandemi süreci yürüten; Afganistan’da yenilgiye uğrayan; sıfırdan yüzde 8’lere çıkan enflasyonla baş edemeyen; ha bire karşılıksız para basan; uzun yıllardan sonra faiz artırmayı planlayan; başarısız bir yönetim sergilemiş olması, hızla kan kaybetmesine yol açmıştır.

Önümüzdeki birkaç ay içerisinde Biden’ın Amerikan kamuoyunu rahatlatıp oy potansiyelini artırması gerekmektedir… Çünkü bu yılın 8 Kasım’ında Birleşik Devletler Kongresini oluşturan 100 üyeli Senatonun üçte birinin yenileneceği ve 435 üyeli Temsilciler Meclisinin ise tamamının değişeceği seçimler yer alacaktır… Yapılan kamuoyu yoklamaları; eski Başkan Trump’ın liderlik ettiği Cumhuriyetçiler, açık ara ile Biden’ın Demokrat Partisi’nden önde olduğunu göstermektedir.

Kasım’daki seçimlerde oylarını artırabilmek için Biden’ın elindeki en büyük fırsat, Ukrayna sorunudur… Ukrayna’yı kamuoyunu tatmin edebilecek bir formülle çözebilirse hem Temsilciler Meclisinde, hem de Senatoda üstünlük sağlama şansını elde edebilecektir… Aksi halde Amerika büyük bir kaosa sürüklenecek ve ülkenin çöküşü hızlanacaktır.

Amerikan kamuoyunu tatmin edebilecek sonuç ise Putin’in burnunun sürtüldüğünü görmektir… O yüzdendir ki tüm Batı ve yandaş devletler hep birlikte Rusya’ya yaptırım üzerine yaptırım kararları alıyorlar… Halbuki söz konusu, ülkelerin ticari çıkarları olunca; bu yaptırımların ne kadarının çalıştırıldığı yahut da başka formüllerle delinmediği hiç de bilinmeyecektir.

Duymuşsunuzdur, Antalya Diplomasi Formunun hemen öncesinde büyük bir diplomatik başarı sergileyen Türkiye; Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanlarını, Mevlut Çavuşoğlu nezaretinde ayni masada buluşturur…

Hatırlayacaksınız, Cumhurbaşkanı Erdoğan Covit olduğu zaman; bütün dünya liderleri arayıp geçmiş olsun dileklerini iletirken ABD Başkanı Biden, buna tenezzül bile etmemişti… Ancak her ne hikmetse Lavrov ile Kuleba’nın Antalya’da görüşecekleri gün, Biden Erdoğan’ı telefonla arama gereğini duyar… Ne konuştuklarını bilemeyiz, ancak Ukrayna işgalinin devam etmesinden yana olan Biden; Erdoğan’dan bu çabalarını, uzun bir sürece yayma talebinde bulunmuş olamaz mı? Savaşın birkaç ay daha devam etmesi işine gelecektir çünkü!

Günün Sözü

Celladını, kurtarıcısı olarak gören bir toplum, kasabın bıçağını yalayan aptal danaya benzer.

Karl Marx