Bu yıl 7.si
düzenlenen Adana Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı ardında yorgunluk ancak
güzel hikayeler bırakarak sona erdi...
Uluslararasılaştırma gayreti ile ilerlenen
yolda, her yıl bir öncekine oranla daha fazla katılımcının dikkatini çekiyor
Portakal Çiçeği Karnavalı... Tam olarak yurt dışından, Türkiye’nin diğer
şehirlerinden ve Adana içinden etkinliklere katılım sayısını hesaplamak pek de
kolay olmasa gerek... Karnavalın organizasyon komitesi, bir sonraki yılın
programının daha sağlıklı yapılabilmesi için; birtakım teknikler kullanarak çok
kaba da olsa bu rakamları hesaplaması gerekmektedir...
Karnavalın
düzenlendiği sokaklarda gördüğümüz insan yoğunluğuna bakarak bu sayının
rahatlıkla yüzbinlerle ifade edilebileceğini söyliyebiliriz... Toplamda bir kaç
milyon insana, farklı bir atmosfer ve
farklı bir coşku yaşattı karnaval, 3 gün boyunca...
Portakal Çiçeği karnavalı ile çok iyi bir
ivme yakaladı Adana... Bu fırsatı değerlendirip, geçmiş yıllarda yapılanlardan
dersler çıkararak önümüzdeki yılların karnavallarına yurt dışından daha fazla
sayıda ziyaretçi çekebilmenin yollarını bulmalıyız...
Önce şunu
belirtmem gerekiyor ki festivalin ismi süper; Portakal Çiçeği... Bunu dünyaya
daha iyi anlatabilmek için İngilizce karşılığı olan ‘Orange Blossom Fest’ veya
genelleştirerek ‘Citrus Blossom Fest’ isimleri de kullanılabilir belki...
Karnavalın ismine Portakal Çiçeği dediğimize
göre; ana temanın narenciye ve ürünlerinin olması gerekmektedir... Kostüm ve
süslemelerde kullanılan turuncu rengin tonu çok iyi seçilmiş... Ancak etkinliklerde,
satış tezgâhlarında ve özellikle de kortejde bunun daha yoğun ve daha belirgin
olması gerekmektedir... Çok büyük boyutlarda portakal çiçeği ve narenciye
ürünlerinin heykellerine muhakkak yer verilmelidir kortejde...
Daha önceki
bir yazımızda belirttiğimiz gibi Büyükşehir binasının bitişiğinde düzenlenmesi
planlanan meydana Adana’nın simgesi olabilecek devasa boyutta portakal çiçeği
heykeli tasarlanmalıdır...
Özellikle akşam saatlerinde satış tezgâhlarının
kurulduğu yollarda yürümenin imkânsızlaştığı ve vatandaşın sorun yaşayarak
yeteri kadar eğlenemediği gerçeği dikkate alınmalıdır... Bu yerlerdeki insan
yoğunluğunu azaltabilmek için, trafiğin kapatıldığı yollara ilave olarak;
muhakkak Gazipaşa’nın da sadece yayalar tarafından kullanılmasının önlemlerini
almak gerekmektedir...
İnsan seli
içerisinde anne-babasının elinden kurtulup kalabalık arasında kaybolan
çocukların annelerinin feryatlarına kulak verip bu yoğunluğu azaltarak,
ailelerin daha rahat dolaşıp mutlu olabileceği ortama dönüştürülmesi
kaçınılmazdır...
Adana insanı yılda birkaç gün bile olsa
böyle etkinlikler yaşamaya susamıştır... Bunu karnavala katılan herkesin
yüzünden okumak mümkündür...
Yollarda
kurulan tezgâhlara biraz daha fazla profesyonelce düzen getirilmelidir; Tezgâhların
geçit vermeyecek şekilde birbirlerine yanaştırılması yerine, mesela her 50
metrede kaldırım ile asfalt arasındaki geçişi sağlayacak boşluklar
brakılmalıdır...
Böyle bir insan yoğunluğunun yaşandığı
yerlerde muhakkak etrafa çöp atılacaktır ama belirli aralarla asfalt ortasına
turuncuya boyanmış büyük çöp bidonları koymak bunu azaltacaktır... Özellikle
etrafa saçılan boş bira ve su şişeleri hem yürümeyi zorlaştırmakta hem de bize
yakışmamaktadır...
İnsan
yoğunluğunun yaşandığı böyle zamanlarda zaten oksijen bakımından fakirleşen
havayı bir de sucuk veya kebap pişiren tezgâhların etrafa yaydığı kontrolsüz
dumanı birkaç metrelik baca zorunluluğu ile daha yukarılara atmak
gerekecektir...
Karnaval organizasyon komitesini bir hususta
daha eleştirmek isterim: Düzenlenen etkinliğin ismi “Adana Portakal Çiçeği
Karnavalı” yani yaşadığımız kentin karnavalı... Hal böyle iken, bu kentin
medyasından yardım almadan, bu kentin yerel medyasını dikkate almadan yapılan
çalışmalar kendini inkâr etmek demektir... Kentimizin sesi olan ciddi
gazeteleri görmezlikten gelerek ‘Karnaval Gazetesi’ çıkarılmasına hiç ama hiç
anlam veremedim ve de yakıştıramadım...
Günün Sözü
Hayal kurmak;
herşeyden önce, bir tür planlama yapmaktır.
1960’lardaki
feminist hareketin lideri ünlü gazeteci ve aktivist Gloria Marie Steinem’in
söylediği gibi; hayal kurmak, yapmak istediğimizi planlamak değilmidir?.. Yeter
ki, onu gerçekleştirebilmek için gerekli girişimlerde bulunalım.