Orta Afrika’nın
doğusunda, Kızıl Deniz’e çok yakın, ancak Eritre ile ayrıldıktan sonra tamamen
karasal bir ülke durumuna gelen fakir ama 1.2 milyon kilometre karelik büyük
bir ülkedir Etiyopya... Bugün 115 milyon insanın yaşamaya çalıştığı Etiyopya
halkının yüzde 83’ü henüz elektrikle tanışmış değil.
Daha çok Habeşistan, yani ‘köleler ülkesi’
olarak bilinen Etiyopya; tarihte bilinen en eski medeniyetlerdendir...
Avrupa’nın sömürgeleştiremediği tek Afrika ülkesidir... Ancak 1960 ile 1990
yılları arasında, başına sarılan Eritre sorunu yüzünden, 30 yıl boyunca
çatışmalı ve gergin bir dönem geçirmiştir.
Dünyanın en
uzun nehri olan Nil, orta Afrika ülkelerinden beslenerek kuzeye doğru 6650
kilometre yol kat ettikten sonra, Mısır’daki Nil deltasından Akdeniz’e
dökülür... Güzergahı üzerindeki 11 ülkeye hayat verir Nil Nehri... Ama en çok
da Mısır nasibini alır bu nimetten.
Nil Nehri’nin yüzde 86’sı Etiyopya
topraklarından beslenmiş olmasına rağmen, halkı bu suyun sadece yüzde 3’ünü
kullanabilmektedir... İngilizlerin 1929 ve 1959’daki maharetleri sonucunda
yapılan anlaşmalar gereği, Nil suyunun yüzde 70’lere varan büyük bir miktarının
kullanımı Mısır’a, yüzde 25’lik kısmı ise Mısır’ın güney komşusu Sudan’a brakılmıştır.
Etiyopya, kendi
topraklarından beslenen Nil Nehri’nden daha fazla fayda sağlayabilmek için,
kuzey komşusu Sudan sınırının 40 kilometre güneyine büyük bir baraj ile HES
(Hidro Elektrik Santral) projesi hazırlar... Ve bunun müjdesini Arap Baharı’nın
başladığı günlerde verir halkına.
Afrika’nın en büyük, dünyanın 7. büyük
HES ve baraj inşaatına başlanır 2011 yılında... Büyük Rönesans Barajı diye
isimlendirilen ve 5 milyar dolara mal olacak proje için gerekli olan
finansmanın büyük kısmı, halka satılan devlet tahvillerinden; bir kısmı da Çin
bankalarından alınan kredilerle karşılanır... Yüksekliği 155 metre olan 1800
metre uzunluğundaki dev barajın yapımı hızla ilerliyor ve 2022 yılında
tamamlanması planlanıyor.
74 milyar metre
küp su tutacak olan baraj gölünden yılda 5.6 milyar Mega Watt elektrik
üretilecek ve neredeyse Etiyopya’nın tamamını karanlıktan kurtaracak... Ayrıca
komşularına yapacağı elektrik
ihracatından da yılda 1 milyar dolar kazanacak... Bunun yanında baraj gölünden
yapılacak sulama ile bir zamanlar Türkiye’deki GAP projesi gibi büyük bir
tarımsal girdi sağlayacak ülkeye.
Ancak Arap Baharı’nın yarattığı sorunlar
yüzünden projenin başlamasını engelleyemeyen Mısır, Sisi’nin yönetimi ele
geçirmesinden sonra inşaatı durdurmak için büyük bir uğraş içine girer... Uzun
süren müzakereler sonucunda 2015 yılında; Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında
bağlayıcı olmayan bir deklerasyon imzalanır... Buna göre üretilecek elektrikte
Mısır ve Sudan’a öncelik verilecek ve barajın dolumu sırasında her iki ülkenin
de hakları ön planda tutulacak.
Etiyopya, Büyük
Rönesans Barajı’ndan yılda 31 milyar metre küp su salmak istiyor... Halbuki
Mısır 40 milyar, Sudan ise 35 milyar talep ediyor... Üstelik, baraj gölünü 3
yılda doldurmayı planlayan Etiyopya’ya Mısır karşı çıkarak bu sürenin en az 7
yıla çıkarılmasını talep ediyor. Mısır, Sudan ve Etiyopya liderlerinin
geçtiğimiz yılın sonlarında ABD’de Trump nezaretinde yaptıkları bir müzakere
sonucunda baraj gölüne su verilmesi yönünde mutabık kalındı ancak dolum süresi
ve salınacak su miktarı konularında henüz anlaşma sağlanamadı.
Mısır su ihtiyacının yüzde 95’ini
Nil’den sağlıyor, Büyük Rönesans Barajı’nın devreye girmesi ile ülke büyük su
kaybına uğrayacak... Ayrıca su seviyesinin düşmesi sonucunda Mısır barajlarındaki
elektrik üretimi yüzde 20’lere varan miktarda azalacak... Barajın devreye
girmesi ile, daha ziyade Nil’e bağımlı Mısır ekonomisinin çıkmaza gireceği
öngörülüyor... Sudan ise, Mısır’a göre nisbeten daha rahat... Nil taşkınlarını
önlemek için inşa ettiği 3 barajı var ve Büyük Rönesans barajının da devreye
girmesi, bu taşkınları büyük ölçüde önlemiş olacak.
Mısır ile
Etiyopya arasındaki baraj krizi o kadar büyük ki; her iki ülke de, kendi
menfaatlerini korumak adına savaş çığırtkanlığı yapmaya başladı bile... Nil
Nehri’nde yaz aylarında su seviyesi daha fazla olduğu için, Etiyopya sezonu
kaçırmak istemiyor ve bir an önce baraj gölünü doldurarak ekonomisini
canlandırmanın çözümünü arıyor... Mısır ise, özellikle ekonomisinin sıkıntılı
olduğu bu dönemde felç olmamak için barajın dolumunu geciktirmeye çalışıyor.
Baraj geriliminin tırmanmış olması,
Libya’da Sirte ve Cufra’yı kırmızı çizgileri olarak deklere eden Sisi
yönetiminin ilgi yoğunluğunu, Libya’dan Etiyopya’ya kaydırmasına neden
olacaktır... Dolayısı ile, Libya sorununun çüzümü karşısında duran önemli
güçlerden birinin ekarte olması; Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve Türkiye’nin
elini güçlendirmiş olacaktır.
Doğayı böyle
tahrip etmeye devam etmemiz halinde önümüzdeki yüzyılda kaçınılmaz olacak olan
su savaşlarına bu günden başlamayıp; Mısır ve Etiyopya’nın kendi halkları
yararına olacak barışçıl, doğru çözümü bulmaları; öte yandan da, Libya’nın Doğu
ve Batı diye 2 parçaya; yahut da Doğu, Batı ve Güney diye 3 parçaya ayrılmadan,
üniter bir devlet oluşumu altında çözüme kavuşması en büyük temennimizdir. Bu
sadece ilgili ülke halkları için değil, tüm insanlık için şarttır.
Günün Sözü
Ben, iyi koşulların yarattığı birisi değilim. Ben, kararlarımın ürünüyüm.
Ünlü Amerikalı yazar ve iş adamı Stephen Richards Covey; başarının sırrının koşullar değil, verilen doğru kararların olduğuna vurgu yapıyor.