Kıtanın kuzey ucunda, Afrika ülkelerinin içerisinde yüzölçümü en büyük
olan ülkedir Cezayir... Türkiye’nin 3 katı toprağa sahip olmasına rağmen sadece
42 milyon insanı barındırır...
Kuzeyinde Akdeniz,
kuzey-doğusunda Tunus, doğusunda Libya, güney-doğusunda Nijer, güney-batısında
Moritanya ve Mali, batısında Fas ve Sahara Çölü...
İslam-Arap ve Berberi ülkesidir... Arapça, Berberice ve Fransızca
konuşulur...
Afrika kıtasının en zengin
ülkelerinden birisidir Cezayir... Zengin demir, uranyum ve çinko yataklarından
iyi gelir elde eder... Akdeniz kıyılarındaki verimli topraklarda tarım
yapılır... Bakla üretiminde dünya birincisidir...
En önemli geliri şüphesiz petrol ve doğal gazdır... Bu yatakların yüzde
80’i ulusal şirketi Sonatrach tarafından işletilir, yüzde 20’si ise uluslararası
şirketlerin elindedir... OPEC üyesidir...
Hatırlayacaksınız,
geçtiğimiz ayda resmen start verilen Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi’nin ilk
yatırımcısıdır ayni zamanda Sonatrach...
1516 yılında Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçen Cezayir tam 314
yıl sorunsuz bir tarih yazar... Osmanlı’nın zayıflaması ile 1830 yılında
Fransız’lar tarafından işgal edilip kolonileştirilir... Cezayir halkını
hristiyanlaştırılmak için baskı ve zulüm uygulanır... Bu süreçte 1.5 milyon
Cezayir’li öldürülür sebebin ne olduğunu bile anlayamadan... Dünyanın gözü
önünde cereyan eden bu büyük soykırıma ses çıkarılmaz... Ve Cezayir Paris’ten
gönderilen bir genel vali tarafından yönetilmeye başlanır, ulusal dil sadece
Fransızca olur...
Ardından Avrupa’lı göçmen
akınına uğrar Cezayir... Fransa’dan gelen göçmenlere yerli kabilelerin
ellerinden alınan topraklar verilir... Yıl 1900’lere gelindiğinde 1 milyon
civarında Fransız vatandaşı 2.5 milyon hektar araziye sahip olur Cezayir’de...
1945 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile yapılan
kutlamalarda Cezayir bayrağının açılmasına hiddetlenen Fransız askerleri halka
şiddet uygulamaya başlar ve 45 bin kişi katledilir... Bunun üzerine
Fransız’lara karşı büyük bir direniş başlar... Bu direniş 1954 yılında silahlı
bağımsızlık savaşına dönüşür...
Bağımsızlık için verilen
mücadele nihayet etkisini gösterir ve Fransa ülkede referandum yapılmasına razı
olur... Referandum sonucu çıkan yüzde 91’lik olumlu kararla 5 Temmuz 1962 günü
Cezayir bağımsızlığını ilan eder...
Bağımsızlığını kazanır kazanmasına da, Fransa Cezayir’den elini ayağını
çekmez... Nisbeten zayıflamış olsa bile ülke üzerindeki etkinliği devam eder...
Bunu hem sosyal hayatta hem de devlet kademelerinde açıkça görmek mümkün... Hem
Cezayir’deki doğal zenginlikleri hem de Sahra altı ülkeleri kontrol edebilmenin
tek yolu bu Fransa için...
Sorunlar bitmez
Cezayir’de... Dönem dönem ayaklanmalar yaşanır... Başkaldırılar kanlı
bastırılabilinir ancak...
1999 yılında Abdülaziz Buteflika Cumhurbaşkanı seçilir... Ülke genelinde
dev yatırımlara imza atar... Başlarda işler iyi gider ancak petrol fiyatlarının
düşmesi ile geliri azalan ülke insanı zora düşer... Ekonomik sıkıntı ve
işsizlik başgösterir...
Cumhurbaşkanı Buteflika
2013 yılında felç geçirerek sağlık durumu bozulunca ülke ekonomisi daha kötüye
gider...İşsizlik oranı yüzde 13’e tırmanır... Bu oran gençlerde yüzde 26’yı
bulur... Diplomalı gençlerin yüzde 18’i iş bulamaz olur...
Abdülaziz Buteflika Bugün 81 yaşında; kısmi felçli, tekerlekli
sandalyeye mahkum ve hayatı İsviçre hastanelerinde geçiyor... Geçtiğimiz 18
Nisan’da yapılması planlanan seçimlerde tekrar adaylığını açıklaması Cezayir
halkını çileden çıkarır...
2011 Arap Baharı’ndan bu
yana yaşanan en büyük protestolara sahne olur ülke... Sadece Cezayir’de değil,
4 milyon Cezayir’linin yaşadığı Fransa’da da protestolar düzenlenir...
Buteflika adaylığını çekmek zorunda kalır... Görev süresinin dolacağı 28
Nisan’dan önce de istifa edeceğini açıklar...
Ancak tansiyon düşmez... ABD “Cezayir’deki gösteri hakkını destekliyoruz”
der... Fransa ise; Buteflika’nın ülke yönetimindeki kontrolü kaybetmesinden
elde ettiği kazanımları yitirmek istememesine rağmen protestoları destekler
görünür...
Uluslararası finans
güçlerinin; bir ülkenin zenginliklerini paylaşım savaşına daha tanık oluyoruz
Afrika kıtasının kuzey ucunda, Avrupa’nın hemen güney yanında...
Günün Sözü
Hayal kurmak; herşeyden önce, bir tür planlama yapmaktır.
1960’lardaki feminist hareketin lideri ünlü gazeteci ve aktivist Gloria Marie Steinem’in söylediği gibi; hayal kurmak, yapmak istediğimizi planlamak değilmidir?.. Yeter ki, onu gerçekleştirebilmek için gerekli girişimlerde bulunalım.