“İklim cehennemine giden otoyoldayız ve ayağımız hala gaz pedalında” diyor Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Mısır’da düzenlenen İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansında…
Küresel ısınma ve artan etkileri karşısında insanlığın “işbirliği yapması gerektiğinin” altını çizen BM Genel Sekreteri, bunun yapılmaması durumunda insanlığın “yok olacağı” uyarısında bulundu.
Meteorolojik kayıtların tutulmaya başlandığı geçtiğimiz asırdan bu yana geçen süre içerisinde ortalama 14 derece santigrat civarında seyreden yeryüzü sıcaklığı neredeyse 1 derece artarak günümüzde 14,8 dereceye yükselmiş bulunuyor… Yapılan hesaplamalara göre önlem alınmaması durumunda 2030 yılında yeryüzü sıcaklığının 2 derece artışla 16 dereceye çıkacağı öngörülmektedir.
Sadece 1 derecelik bir ısı artışının günümüzde mevsimleri değiştirdiğini, dünyamızı gittikçe kuraklaştırdığını, milyonlarca yıldır orada duran buzulları bile erittiğini ne yazık ki çaresiz olarak gözlemliyoruz… Halbuki bilim insanları tarafından yapılan hesaplamalar; yeryüzü sıcaklığının 2 derecenin üzerinde artış göstermesi durumunda felaketlerin başlayacağını göstermiştir.
Buna göre dünyamızı saracak olan sıcak hava dalgaları, kuraklığa ve yer yer sellerin oluşmasına neden olacak… Deniz suyu ısınarak daha asidik olacağı için denizaltı eko sistemi zarar görecek ve birçok canlı türü yok olacak… Buzullar eriyeceği için denizlerdeki su seviyesi yükselerek, birçok kara parçası su altında kalacak… İnsanlar ve diğer canlılar için susuzluk, kıtlık ve salgın hastalıklar baş gösterecek… Su savaşları çıkacak, insanlar su ve gıdaya erişebilmek için başka yerlere göç etmek zorunda kalacak.
Sera etkisi yaparak dünyamızın ısınmasına yol açan; karbon-dioksit, metan, azot oksit ve florlu gazlardır… En fazla sera gazı, fosil yakıtlar tarafından üretilmektedir; fabrika bacalarından, taşıt egzozlarından, konutların bacalarından, orman yangınlarından çıkan duman, adeta dünyanın sonunu hazırlıyor… Tüm canlıların, özellikle de büyük baş hayvanların çıkardığı metan gazı da dünyanın sonu için önemli bir katkı sağlamaktadır.
Atmosfere en fazla sera gazı gönderenler sanayileri güçlü olan ülkelerdir… Bunlar sırası ile Çin, ABD, AB, Hindistan, Rusya, Japonya, Almanya ve diğerleridir… 1976 yılında New York’ta toplanan dünya ülkeleri temsilcileri, küresel ısınmanın önüne geçebilmek için sera gazı emisyonlarını azaltma yönünde fikir birliğine varırlar… ‘Paris İklim Anlaşması’ olarak tarihe geçen bu anlaşmaya göre, küresel ısınma artışını 2 santigrat derecenin altında tutabilmek için her ülke gerekli önlemleri almayı kabul eder.
“Paris İklim Anlaşması” çerçevesinde belirlenen hedeflere ulaşabilmek için ülkeler tarafından hazırlanan plan, eylem ve sonuçların düzenli olarak her 5 yılda bir BM’ye sunulması karara bağlanmıştı; 1994 yılında yürürlüğe giren çerçeve sözleşmesine göre… İlk raporların 2015 yılında sunulmasının ardından, ikinci raporlar da 2020 yılında BM’ye teslim edilmişti…
Ne yazık ki, üçüncü 5 yıllık eylem sonuçlarının sunulacağı 2025 yılı gelmeden, 24 Şubatta başlayan Ukrayna krizi bütün çalışmaları altüst eder… Savaşın tetiklediği enerji krizini aşabilmek için birçok Avrupa ülkesi, kapattığı kömürle çalışan enerji santrallerini tekrar devreye sokma zorunda kalırken; bazıları da kurtuluşu kilit vurduğu nükleer santrallerde bulur.
Ancak yerle bir edilen kentlerin hazin görüntüleri, evinden koparılan milyonların çektiği çile; öldürülen on binlerce masum yakınının feryatları ve tüm dünya halklarının yaşamak zorunda kaldığı ekonomik sıkıntılar bir yana; insanoğlu çok önemli dersler çıkarır Rusya-Ukrayna savaşından…
“Başkalarına bağımlı olmadan kendi kendine yeterli olabilmek” diye özetleyebileceğimiz dersin en hassas maddesi; yenilenebilir enerji kaynaklarına ulaşabilmek için yapılan çalışmalara çok daha fazla önem verilmesi gereğinin anlaşılmış olmasıdır…
Kim bilir, bunca yıkım ve hüzne rağmen Rusya-Ukrayna savaşı; belki de dünyamızı ve tabii ki tüm insanlığı yok olmaktan kurtaracak bir vesiledir.
Günün Sözü
İklim değişikliği, bugün karşı karşıya olduğumuz en ciddi sorun; terörizm tehdidinden bile daha ciddi.
David King