Tarih yaprakları 13 Eylül 2022’yi gösterdiğinde, İran’da 22 yaşında Mahsa Amini isimli bir Kürt kızının, sırf yüzüne dökülen bir tutam saçı kapatmadı gerekçesi ile ahlak polisleri tarafından yakalanarak hapse atıldıktan 3 gün sonra, uğradığı işkenceler yüzünden ölmesi bardağı taşıran son damla olmuştu… Tutuşma ısısına ulaşmış olan bir maddenin alev alması için gerekli olan bir kıvılcımdı sanki bu…
Ekonomik sıkıntılar ve rejimin baskısı altında, patlamaya hazır bir bombaya dönüşmüş olan halkın, sokaklara dökülmesi için yeterli olacaktı bu kıvılcım… Totaliter rejimin yarattığı ağırlığı, narin omuzlarında taşımak zorunda bırakılan kadınlar; protestoların başoyuncuları olarak meydanlarda boy gösterdi korkusuzca… Kaybedecek hiçbir şeyleri yoktu canlarından başka… Bunu da göze almışlardı zaten.
Amini’nin öldürülmesini protesto etmek amacıyla başörtülerini çıkararak, saçlarını keserler, cesurca… Dünya şampiyonasına katılan İranlı sporcular da kendi milli marşlarını okumayarak destek verirler protestoculara… Bazı kadınlar ise yolda yürüyen Mollaların sarıklarını düşürerek katılırlar protestolara.
Kısa bir süre sonra sönümleneceği tahmin edilir protestoların… Ancak devam ederek bütün ülkeye yayılır… Özellikle Masha Amini’nin öldürülmesinin 40. gününde onu anmak için 10 binler toplanır mezarı başında… Bugün aradan üç aya yaklaşan bir süre geçmiş olmasına rağmen ayni şiddetle devam ediyor gösteriler.
Tarih yaprakları 24 Kasım 2022’yi gösterdiğinde, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuzey batısında bulunan Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin merkezi Urumçi’de, Covid-19 izolasyonu altında olan bir apartman kompleksinde elektrik kontağından çıkan yangına; katı karantina şartları yüzünden itfaiye ekipleri geç müdahale edince, resmi rakamlara göre 10, görgü tanıklarına göre 44 kişi yanarak can verir… Bardağı taşıran son damla olur bu… Tutuşma ısısına ulaşmış olan bir maddenin alev alması için gerekli olan bir kıvılcım olur.
Ekonomik sıkıntılar ve rejimin baskısı altında patlamaya hazır bir bombaya dönüşmüş olan halkın, sokaklara dökülmesi için yeterli olacaktı bu kıvılcım… Çin orta ve işçi sınıfı üzerinde yoğunlaşan Totaliter rejimin baskıcı uygulamalarına, bir de Uygur Türklerini asimile etmek için başvurulan akıl almaz yöntemler, onları protestoların başoyuncusu yapar.
Sadece Urumçi değil, Shanghai, Pekin, Wuhan, Guangzhou ve Chengdu gibi büyük şehirlere de yayılır protestolar… Uygulanan katı kısıtlamaları, ellerinde salladıkları boş beyaz sayfalarla protesto ederler Hükümeti… Çin Komünist Partisi’nden hayat boyu liderlik yetkisi alan Xi Jinping’i istifaya çağırırlar.
Sessiz kalmayı tercih eder Jinping… “Konuşursa, olayların daha fazla alevlenmesine neden olabilir” diyor, Cambridge Üniversitesi’nden Çin politikaları uzmanı bir profesör… “Dolayısı ile hiçbir şey olmamış gibi, arkaya yaslanıp bekleme yolunu seçiyor…”
Ancak son günlerde büyük şehir merkezlerinden gelen görüntüler, “Hükümet sessizliğini bozuyor” yönünde yorumların yapılmasına neden oluyor… Gece karanlığında caddelerden akan kocaman tanklar ister istemez insanın aklına 1989 Nisanında Tiananmen meydanında yaşananları getiriyor…
Pekin’in meşhur Tiananmen Meydanı, 1989’un Nisan ayında insan hakları, anayasa ve ekonomik alanlarda reform talebiyle, haftalar süren gösterilere sahne olmuştu. Üniversite öğrencilerinin başını çektiği gösterilere, işçi ve aydın kesimden bir milyonun üzerinde kişi katılmış, “Bana, ya demokrasi ya da ölüm ver” yazılı pankartlar dikkat çekmişti.
Gösterilerin ilk günlerinde eylemlere müdahale etmeyen hükümet, 20 Mayıs’ta sıkıyönetim ilan ederek; taleplerin karşılanmasının mümkün olmadığını belirtmiş, geri adım atmak yerine sertleşerek protestocuların meydanlarda kalmasına yol açmıştı.
Protestoları yabancı güçlerin manipüle ettiği “devrim karşıtı isyan” olarak nitelendiren Pekin yönetimi, 4 Haziran 1989 sabahı Tiananmen Meydanı’ndaki kalabalığı dağıtması için 200 bin asker görevlendirmişti. Çoğunluğu öğrenci 10 binin üzerinde insan, gerçek mermilerle vurularak ve tank paletleri altında çiğnenerek feci şekilde can vermişti.
Çin Komünist Partisi, toplumunu küresel güç olmaya hazırlıyor… 2025 yılında yapay zeka teknolojisinde birinci sıraya oturmayı, 2050 yılında da dünyanın 1 numaralı askeri gücü olmayı hedeflemiş… Ancak uzun yıllar uyguladığı tek çocuk politikası neticesinde, azalma eğilimi gösteren nüfusunu, yeniden artıya geçirmesi gerekecektir. Bugünkü açığını paralı asker kiralayarak kapatmaya çalışan Çin’in 1 numaralı askeri güç hedefine ulaşabilmesi için, katı kurallar uygulama pahasına, vatandaşını yakın kontrol altında tutarak küresel salgın yüzünden kırılmasını önlemeye çalışmaktadır.
Ancak, amacı ne olursa olsun hiçbir Totaliter rejimin ebedi ayakta kalması mümkün değildir… Ne Stalin, ne Hitler, ne Mao ne de Mussolini bunu başaramamıştır… Dolayısıyla Jinping veya Hamaney gibi liderlerin de bunu başarabileceği düşünülemez.
Günün Sözü
Kendi gücünden şüphe edersen, şüphene güç katarsın.
Leo Buscaglia