Kainatta her şey dengeler üzerine kurulmuştur… Güneş sistemimiz, bir denge içerisinde hareket eder, dünyamız da öyle… Dünyamızda bulunan her şey de öyle, canlılar da dahildir buna.
Bir fizik kuralıdır denge… İster statik yani durağan, ister dinamik yani hareketli olsun; hep bir denge vardır yaşamımızda.
Bir cismin dengede olması için iki şart vardır… Birincisi, cismin üzerine uygulanan net kuvvetin, yani farklı yönlerden gelen kuvvetlerin, vektörel toplamının sıfır olması… İkincisi, cismin üzerine uygulanan net momentin, yani dönme eğiliminin sıfır olması… Eğer, net kuvvet ya da net moment sıfır değilse, bir cisim dengede olamaz.
Bir tahterevallinin iki ucuna hassas bir şekilde eşit ağırlıklar koyarsanız; zemine paralel, yani dengede durur… Bir uçtaki ağırlığı azaltır yahut da diğer uca doğru yaklaştırırsanız, denge bozularak ağır olan tarafa doğru bir hareket başlar.
Yaşam da öyledir… Böcekler, kuşlar, bitkiler, hayvanlar, insanlar hep bir denge içerisinde yaşarlar bu dünyada… Böceklerin bir türünü azaltmaya kalkarsanız, diğer bazı böceklerin popülasyonunu etkilersiniz; bazı kuşları aç bırakabilirsiniz; bazı bitkilerin, hayvanların hatta insanların ölümüne yol açabilirsiniz.
İnsanlar arasındaki ilişkiler de böyledir… Fiziksel bakımdan güçlü birisinden dayak yemek istemiyorsanız, en az onun kadar kuvvetli olmanız gerekmektedir… Kültürlü birisinin karşısında söz söyleyebilmeniz için, sizdeki bilginin de yeterli olması; zengin birisinin yanında ezilmemeniz için sizin cebinizin de dolu olması şarttır.
Uluslararası ilişkilerdeki durum da aynıdır… Güçlü olanlar, zayıf olanları hep ezmiş, hep sömürmüştür tarih boyunca… Güç dengesini oluşturabilen medeniyetler yahut ülkeler, varlıklarını sürdürebilmişlerdir.
“Güçler dengesi” uluslararası ilişkilerde hayati bir teoridir… Devletler güvenliklerini; başkalarının onları kontrol altına alamayacakları kadar güçlenmeleri halinde sağlayabilirler… Bu durum kültürel, siyasi, teknoloji, askeri ve ekonomi olarak özetlenebilir…
Kültürünüz zayıfsa, başka kültürlerin etki alanına girersiniz… Siyasi kabiliyetiniz yetersizse, başkaları sizi mat edebilir… Teknolojik gelişimi yakalayamamışsanız büyüyemezsiniz, gelişmiş teknolojilere muhtaç olursunuz… Askeri gücünüz yoksa başkalarının boyunduruğu altına girmekten kurtulamazsınız… Ekonominiz yerlerde sürünüyorsa, bunlardan hiçbirini yapamazsınız, kurda kuşa yem olursunuz…
Tarihsel süreç içerisinde kültür, siyasi, teknolojik, askeri ve ekonomik güçlerin tümüne birden sahip olmayı başaran devletler “süper güç” sıfatıyla dünyanın büyük kısmına hep hakim olmuşlardır.
“Güçler dengesi” oluşturabilmek için gerekli olan 5 unsurun birinde yahut da bir kaçında zayıf olan ülkeler bir araya gelip bunu sağlamaya çalışırlar… Üst üste birleştirilen güçler, öyle bir denge oluştururlar ki, teker teker yok olmaktan kurtulurlar.
Türkiye’nin uzun mücadelesi sonucunda geçtiğimiz Temmuz ayında başlayan, dünyayı açlıktan kurtaran tahıl koridoru, Rusya tarafından askıya alınmıştı 10 gün önce… İngiltere desteğiyle Ukrayna’nın Rusya’ya ait sivil gemilere yaptığı saldırılar gerekçe gösterilmişti Putin tarafından…
Koridoru açmamak için kesin kararlıydı Putin… Çaresiz kalmıştı tüm dünya; “Açlık Kapıda” diye manşetler atılmıştı bilindik Batılı gazetelerde… Dünyanın dengesinin bozulmasına ramak kalmıştı…
Sonra, küresel güç olma yolunda emin adımlarla ilerleyen bir ülkenin girişimleri ve onun liderinin bir telefonuyla, koridorun yeniden açılması yönünde ikna edilir Putin… Bütün dünya şaşar kalır bu işe…
Şaşacak bir şey yok… Bu bir güç meselesi… Yeterli gücünüz olmasa, başarabilir miydiniz bunu? Sözünüzü dinlettirebilir miydiniz? İkna edebilir miydiniz karşı tarafı? Karşı taraf size güvenebilir miydi?
Artık Türkiye, dünyanın bozulmuş olan dengelerini düzenleyici bir ülke değil de nedir? Hala kendimize olan bu güvensizlik nedir? Niye hala gücümüzün farkında değiliz? Fizik kurallarını bile niye hala hafife alıyoruz? Kainatta her şey dengeler üzerine kurulmuştur, birilerinin muhakkak bu dengeyi sağlaması lazımdır… İşte Türkiye, bunu yapıyor…
Günün Sözü
Hayat bisiklet gibidir, dengeyi kaybetmemek için ilerlemek gerekir.
Albert Einstein