İran’da 22 Yaşında Mahsa Amini isimli bir Kürt kızının 13 Eylül 2022 günü sırf yüzüne dökülen bir tutam saçı kapatmadı gerekçesi ile ahlak polisi tarafından yakalanarak hapse atıldıktan sonra yapılan işkence yüzünden 3 gün sonra ölmesi, bardağı taşıran son damla olur…
Sokaklara dökülür halk… Kadınlar, Amini’nin öldürülmesini protesto etmek için başörtülerini çıkararak, saçlarını keser… Dünya şampiyonasına katılan İranlı sporcular da kendi milli marşlarını okumayarak destek verirler protestoculara… Bazı kadınlar, yolda yürüyen Mollaların sarıklarını düşürerek paylaşırlar görüntüleri sosyal medyada.
Kısa bir süre sonra sönümleneceği tahmin edilen protestolar devam ederek, bütün ülkeye yayılır… Özellikle Masha Amini’nin öldürülmesinin 40. gününde onu anmak için 10 binler toplanır mezarı başında.
Amini'nin ölümü sonrasında başlayan gösterilerde güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 470'e, tutuklu sayısı da 18 bine yükselir; 21 tutuklu için idam talep edildiği, hakkında idam kararı verilen tutuklu sayısının ise 5'e çıktığı açıklanır… En çok can kaybının, Sünnilerin yoğun olduğu eyaletlerde yaşandığı belirtilir.
Bir süre etrafa zarar vermeden, bir düzen içerisinde sistemli olarak yapılan protestolar, 1979 İslam devriminin Ruhani lideri Ayetullah Humeyni’nin, Humeyn Kentindeki müze haline getirilmiş evi ve Kum Kentindeki Şii Molla okulunun, ayni anda ateşe verilerek yakılmasıyla İran’daki gösteriler başka bir boyut kazanır.
Protestoların kaynağı olarak görülen üniversite öğrencileri üzerindeki baskılar arttırılır… Bunun üzerine ülke genelindeki öğrenci birlikleri taleplerini içeren bir bildiri yayınlayarak 5,6 ve 7 Aralık tarihlerinde 3 gün derslere girmeme kararı alır… Bu eyleme, polisin engellemesine rağmen, esnaf da kepenk indirerek destek verir.
Yayınlanan bildiride, “Tutuklu tüm öğrencilerin serbest bırakılması, üniversite alanında polis ve güvenlik güçlerinin öğrencilere müdahalesine son verilmesi, Disiplin Kurulunda alınan tüm kararların iptal edilmesi, öğrencilerin üniversitede toplantı yapma hakkının güvence altına alınması ve üniversite bahçesinden öğrencilerin gözaltına alınarak götürülmesi gibi olaylarda sorumluların belirlenip cezalandırılması” talep edilir.
Tahran’ın en büyük üniversitelerinden birinde ise 62 öğretim üyesi imzasıyla rektöre bir mektup gönderilerek “bazı öğrenciler hakkında alınan üniversiteye giriş yasağının kaldırılması, öğrencilerden hiçbir şekilde taahhütname alınmaması, verilen disiplin cezalarının iptali ve Disiplin Kurulu dosyalarının kapatılması” gibi öğrencileri destekleyen taleplerde bulunulur.
Üniversite Öğrenci Günü münasebetiyle Tahran Üniversitesi’nde öğrencilere hitap eden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ülke yönetimine yönelik protestolara kulak verilmesi gerektiğini söyleyerek, “protesto yapıcı, isyan yıkıcıdır” saptamasında bulunur… Ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise dikkat çeken bir açıklama yaparak “Ülkenin kültürel yapısında devrim yapmak gerekiyor” ifadelerini kullanır.
Öte yandan gün geçtikçe alevlenen olayları yatıştırabilmek için İran Genel Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri eleştirilerin odağındaki “Ahlak Polisi” biriminin kapatıldığını duyurur, ancak İran devlet medyası, ahlak polisinin kaldırıldığı iddialarını reddeder. Bir gazetecinin konu ile ilgili olarak yönelttiği soruya Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın verdiği yanıt ise çok manidardır… “Demokrasi ve Özgürlükler zemininde her şey yolunda gitmektedir.”
Her şey yolunda gidiyorsa, gözaltına alınan genç kızlar, hatta genç erkeklere yapılan cinsel saldırılar da ne oluyor? Daha geçtiğimiz günlerde Tebriz’de tutuklu bulunan 17 yaşındaki bir Türk kızı, maruz kaldığı cinsel saldırı sonucunda bunu hazmedemeyerek intihar etmedi mi?
İş çığırından çıktı artık… Başlarda ahlak polisine karşı masumane bir protesto olarak başlayan kısmi gösteriler, artık İran halkının kararlı bir başkaldırısına dönüşmüştür. Ve bu başkaldırı karşısında ne emniyet ne de güvenlik güçleri yeterli olamamaktadır.
Artık İran halkı, rejimde bazı basit reform hareketleri yapılması yahut da Hamaney’in dediği gibi sadece kültürel yapıda bir devrim değil; köklü bir değişiklik istiyor… Artık halk, yeniden yapılanmış yeni bir Cumhuriyet istiyor… Kısacası artık halk, siyasi bir devrim istiyor… Ancak bütün sorunlarını çözmüş demokratik bir İran rejimi, Batı dünyasının işine gelecek mi? İşte orası hiç belli değil…
Günün Sözü
Özgürlüğün de, eşitliğin de dayanak noktası, ulusal egemenliktir.
Mustafa Kemal ATATÜRK