Rusya askerlerinin Ukrayna’ya girdiği 24 Şubat gününden başlayarak, sergilediği tarafsız ve dik duruş nedeniyle dünyanın dikkatlerini üzerine çeken Türkiye’nin bu tutumu; bir anlamda da barışa ne kadar çok hizmet ettiğinin bir göstergesi haline geldi.
ABD’nin yalakalığını yapan birçok ülke; istemeye, istemeye kendi halklarının çıkarlarını çiğneme pahasına Rusya’nın karşısında katıksız bir tavır sergilerken; Rusya’nın yalakalığını yapan az sayıda ülke ise, bir ülkenin mahvoluşunu izleye izleye Rusya’nın bu saldırgan tutumuna destek çıktı.
Türkiye ise sadece kendi öz çıkarlarını ön planda tutarak, Rusya’nın saldırgan tutumunu kınarken; Rus halkını zor durumda bırakacak yaptırımların hiç birini uygulamadı… Öte yandan Ukrayna halkına tırlar dolusu yaşamsal malzeme sevk ederken, savaşı körükleyici tek bir mermi dahi göndermedi.
Tam tersi, başından beri savaşın sonlandırılması için Rusya Lideri Putin ile Ukrayna Lideri Zelenski’yi ayni masada buluşturmanın yollarını aradı… Kısmen başardı da… Büyük bir diplomatik kabiliyet sayesinde, 11-13 Mart’ta düzenlenen Antalya Diplomasi Forum’u arifesinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitri Kuleba’yı bir araya getirtti.
Ancak, “Antalya’dan hiçbir sonuç çıkmadı” diyerek, savaşan 2 ülkenin Dışişleri Bakanlarının yaptığı toplantıyı hafife alanlar; aradan 2 hafta geçmeden, ne kadar büyük bir yanılgı içerisinde olduklarını anlayacaklardı…
Belarus-Ukrayna sınırında 3 kez yüz yüze görüşen müzakere heyetleri, elle tutulur bir sonuç elde edemeyince; görüşmeleri iş ola, telekonferans yöntemiyle devam ettirdiler bir süre daha… Ama masanın diğer tarafında oturan kişinin yüz mimiklerini görmeden, soluk alışını duymadan, karşı tarafa verdiği elektriği hissetmeden nasıl yapıcı bir müzakere olabilirdi ki bu?
Somut bir sonuç çıkmamış olsa da, tam olarak tadına varılan gerçekçi müzakerenin; Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun gözetiminde, Antalya’da yapılan olduğunu çoktan anlamıştı her iki taraf da… Tarafsız Türkiye’de yapılan müzakerenin üzerine hiçbir ülkenin gölgesinin düşmediğini ve bundan sonrası için de düşmeyeceğini kendi gözleriyle görme fırsatını yakalamıştı her iki ülke de.
Ve her iki tarafın da verdiği akılcı karar sonucunda, bundan sonraki yüz yüze görüşmelerin 29-30 Mart tarihlerinde Türkiye’de yapılacağı açıklandı… Böyle bir sonucun çıkmasında, Türk Dışişlerinin diplomatik başarısının yanı sıra; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat sergilediği uğraşın etkisinin çok büyük olduğunu vurgulamak lazım.
Türkiye’nin, Ukrayna’nın garantörlüğünü üstlenmeye hazır olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iki tarafa da; savaşın kendi aralarında olmadığını, her iki tarafın da boşu boşuna yıprandığını detaylı bir şekilde anlatması, Batının gerçek yüzünün daha iyi algılanmasını sağlamış oldu. Erdoğan’ın birkaç gün önce Putin’le yaptığı telefon görüşmesi sonucunda, müzakerelerin İstanbul’da devam etmesi konusunda mutabık kalındı.
Ancak ne yazık ki, teknik heyetlerin daha önce yaptıkları toplantılarda 6 başlık altında özetledikleri müzakere maddelerinden 4’ü üzerinde konuşulabileceği, diğer 2 maddenin ise Rusya’nın kesin kırmızıçizgisi içerisinde olduğu ifade ediliyor.
Öte yandan NATO üyeliği konusunda ısrarcı olmaktan vaz geçen Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Türkiye’de yapılacak görüşmelerde egemenlik ve toprak bütünlüğü konusunda ısrarcı olmaya devam edeceklerini söyledi.
Anlaşılan odur ki, bugünden yarına kalıcı bir barışa imza atılamayacağı kesindir… Ancak kesin olan başka bir şey daha var… Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasının hemen öncesinde bağımsızlıklarını tanıdığı Donetsk ve Luhanks bölgelerinde yapılması planlanan plebisit sonucunda büyük ihtimalle bu iki bölge de aynen Kırım gibi Rusya’ya bağlanacaktır.
Öte yandan Rusya Mariopol kentindeki hakimiyetini sağlamlaştırarak Azak Denizi’ni bir Rus denizine dönüştürmek, Karadeniz kıyısındaki Herson kasabasını da Kırım’ın su ihtiyacını karşılamak için elinde tutmak isteyecektir.
Uzun ve çetin bir müzakere süreci içerisine giriliyor olduğu kesindir… Ancak savaşın bir an önce sona erip hem Ukrayna ile Rus ve hem de dünya halklarının emperyalizm cenderesi altında daha fazla ezilmesinin önüne geçmek gerekmektedir.
Günün Sözü
Başarı final değil, başarısızlık ise dünyanın sonu değil… Önemli olan, devam edebilecek cesarete sahip olmaktır.
Winston Churchill