Kahramanmaraş’ta 8 katlı bir bina; çevresindeki binalar yerle bir olmuş, adeta moloz yığınına dönmüşler… O ise dimdik ayakta duruyor, depreme meydan okuyan bir eda ile…
Hem Pazarcık, hem de Elbistan merkezli depremler sırasında beşik gibi sallanmış; sallanmakla kalmamış, sarsıntının ritmine ayak uydurarak dans etmiş adeta… Ama yıkılmamış, duvarlarında tek bir çatlak dahi oluşmamış.
Hatay’da yüksek katlı başka bir bina, zemin katında bir züccaciye dükkanı… Çevredeki manzara II. Dünya savaşı sonrasındaki görüntüleri andırıyor… Bu bina da beşik gibi sallanmış ama yıkılmamış.
Yıkılmadığı bir yana, zemin katta bulunan züccaciyenin raflarındaki düzen dahi bozulmamış… Tabak, kaşık, çatal ve bıçaklar teşhir edildikleri şekilde aynen duruyor, milim yer değiştirmemişler.
Hayret etmemek elde değil… Anlam veremiyor insan, sorguluyor ister istemez; yaratanın bir hikmeti mi bu diye… Evet, yaratanın bir hikmeti… Yarattığı kullardan bazılarının dürüstlüğü desek daha doğru olur sanırım.
Kahramanmaraş’ta dans edip de yıkılmayan binanın müteahhidine ulaşmaya çalışıyor bir televizyon muhabiri… Röportaj vermek istemiyor önce, reklam olur diye…
Varsın reklam olsun; reklam olsun ki dürüstlük önderlik etsin tüm insanlara…
Sonunda ikna ediliyor müteahhit ve çıkıyor canlı yayına…
“Ben özel bir şey yapmadım ki” diyor… “Ben sihirbaz da değilim, kurallar ne diyorsa onu yaptım sadece…”
“Bu kentte 300 bina yaptım ama hiçbiri de yıkılmadı, binalarımda oturanların burnu bile kanamadı” diyor.
Konuşmasından anlaşıldığına göre müteahhit bu işin okulunda okumamış, teknik olarak bildiği fazla bir şey de yok… Ama dürüst, helal süt emmiş, adam gibi adam birisi…
Bir binayı ayakta tutabilecek en önemli birkaç kuralı belleyip, inşaat aşamasında onun kontrolünü yapmış sadece… Para hırsına yenilip çalmamış, umursamaz olmamış…
“Betonun gücünü oluşturan şey; içerisine koyduğunuz demirin kalitesi ve dökümü yaptıktan sonra uygulayacağınız bakımdır” diyor Hataylı müteahhit.
“Biz, kaliteli demirin nerede satıldığını biliyoruz, inşaatlarımızın ihtiyacını gidip oradan alıyor ve projede ne yazıyorsa onu yapıyoruz” diyor.
“Devlet kurallarını koymuş zaten, projeler ona göre yapılıyor ve bunu denetliyor…”
Sonra moloz yığınına dönüşmüş bir binada arta kalanlardan bir avuç alıp gösteriyor… “Bakın bu binanın betonu kum olmuş, küle dönüşmüş adeta, en kalitesiz bir betonun dahi böyle olmaması lazım” diyor…
Ve niye böyle olduğunu izah etmeye çalışıyor, kendi tecrübelerine dayanarak ve bu işin eğitimini alanlardan öğrendiği kadarıyla…
“Dökümden sonra en az 7 gün süreyle mukavemet kazanması için sürekli olarak betonu sulayacaksın… Sulamazsan, en ufak bir sarsıntıda bile beton küle dönüşerek bu hale gelir” diyor.
Şimdi de gelelim bu işin bilimsel tarafına… Müteahhidin söyledikleri yanlış değil, hepsi de doğru ama eksik… Adam bu işin eğitimini almamış olmasına rağmen; öğrenmeye çalışmış, elini vicdanına koymuş ve kaliteli yapı üretmek için çırpınmış… Başarılı da olmuş.
Yapı kalitesi, 3 aşamada oluşur… Bir nevi toplam kalite yönetimidir bu… Aşamalardan herhangi birisindeki zafiyet; yapıyı değersizleştirir, doğmadan ölmesine yol açar.
Birinci aşama olarak binanın oturacağı alanda zemin etüdü yapılması gerekmektedir. Buradan elde edilecek sonuçlara göre, yani zeminin taşıma kapasitesine göre binanın temel sistemi belirlenir.
İkinci aşama projelendirme aşamasıdır. Ülkemizde sürekli olarak geliştirilerek yenilenen kriterler kullanılarak betonarme tasarımı yapılır. Burada betonarme elemanların; yani kolon, kiriş, perde, döşeme gibi eleman kesitlerinin belirlenmesinde en büyük etken deprem yükleridir. Ülkemizde deprem yönetmeliği 1998 yılında hazırlanmış olup, 1999 depreminden sonra hızla yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik daha sonraki yıllarda sürekli olarak güncellenmektedir.
Her ne kadar da günümüzde betonarme tasarımlar bilgisayar programları kullanılarak yapılıyor olsa da; burada mühendisin programa doğru bilgileri girmesi ve mühendislik nosyonunu kullanarak doğru değerlendirme yapabilecek kapasitede olması, çok önemlidir.
Üçüncü aşama ise yapım aşamasıdır. Binanın üretileceği aşama olduğu için, bu sürecin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Siz istediğiniz kadar kurallara uygun bir proje hazırlayın; yapım sürecindeki hatalar yapının mukavemetini düşürecektir. Dolayısıyla yapım aşamasındaki denetim çok önemlidir.
İnşaat sürecinde yapının mukavemetini etkileyen yüzlerce faktör vardır. Bunlar içerisinde en önemlisi demir ve betonun kalitesidir. Beton kalitesini etkileyen onlarca faktör içerisinde ise en önemli olanlar; çimento oranı, agreganın kalitesi ile gradasyonu, betonun akışkanlığı ve dökümden sonra betona uygulanan kürdür.
Her ne kadar da bu kriterler vatandaşa anlaşılmaz gibi gelse de, uygulanması oldukça basit kurallardır… Yeter ki Kahramanmaraş’taki müteahhit gibi bilinçli, öğrenmeye açık, vicdanlı olalım ve işimizi severek yapalım…
Yoksa 6 Şubatta olduğu gibi nesillerin yok olmasına, kentlerin haritadan silinmesine ve yıllar boyu sürecek toplumsal travmaya neden oluruz.
Bu işin parasal boyutunu ise hiç konuşmak istemiyorum… Üstelik “Türkiye Yüzyılı” olarak dünya dengelerini değiştirecek bir ivme yakalamışken…
Günün Sözü
Dünyanın sana bir hayat borçlu olduğunu söyleyemezsin. Dünya sana hiçbir şey borçlu değildir… O senden çok önce buradaydı.
Mark Twain