“Yurtta sulh, cihanda sulh” diyordu Gazi Mustafa Kemal Atatürk... Savaşı en
acı yanlarıyla deneyimleyen birisi olarak.
“Göze göz, bütün
dünyayı yok eder” tesbiti ile çatışma sonucunun hep yokoluş getirdiğini
vurgular Hindistan bağımsızlık hareketinin siyasi ve ruhani lideri Mahatma
Gandi.
“İnsan, savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine, barış gibi
inandığı bir dava uğruna ölse daha iyi değil midir..? Savaş için hiç direnmeden
verdiğimiz kurbanları, barış için de vermeye hazır olmalıyız” diyerek, gerçek
mücadelenin barış tesis etmek için verilmesi gerekliliğine vurgu yapar, gelmiş
geçmiş en önemli bilim insanı Albert Einstein.
İngiliz
sömürgeciliğinden 1776 yılında George
Washington liderliğinde bağımsızlığını kazanan Amerika; diğer kıtalara açılmak,
denizaşırı ticaretini geliştirmek için Akdeniz’e gönderdiği gemilere Cezayirli
korsanlar el koyuyordu... Bundan kurtulmanın yollarını arayan Amerika, 6 gemilik bir donanma kurar ve Akdeniz’e
gönderir... O tarihten sonra Akdeniz’de dolaşan Amerikan savaş gemileri 6. filo
ismi ile anılmaya başlanır.
2000’li yılların başlarında Doğu Akdeniz’de zengin hidrokarbon yatakları olduğunun
tahmin edilmesi ile; Amerika’nın yanısıra, bölge ülkeleri de Akdeniz’de savaş
gemisi bulundurmaya başlar... Bugün, bölgede 12 ülkeden 60 civarında savaş
gemisi dolaşmaktadır.
Doğu Akdeniz’de
toplamda 3 trilyon dolarlık doğal rezerv olduğu hesaplanınca, bu kaynakların
kendi sularında olmayan ülkelerin de iştahını kabartır... Başta Amerika olmak
üzere, Fransa, İtalya ve Yunanistan da pay koparmak için bir şekilde devreye
girerler.
Bu gün Doğu Akdeniz’de; Türkiye’den TPAO, Amerikan Exxon Mobil ve Nobel,
Fransız Total, İtalyan Eni, İngiliz-Hollanda ortaklığı ile Shell, İsrail Delek
ve Avner, Katar Petroleum ile Güney Koreli Kogas gibi dev enerji şirketleri
çalışma yürütüyor.
Ancak 1982
tarihinde hazırlanıp 1994’te yürürlüğe giren, Birleşmiş Milletler Deniz
Hukuku’na göre düzenlenmesi gereken Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarındaki
ülkeler arası anlaşmazlık hala devam ediyor... Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi’ni (GKRY) de yanına alarak oluşturduğu MEB alanları ile, Doğu
Akdeniz’in büyük bir kısmında söz hakkı elde etmek isterken; ABD, Mısır,
İsrail, Lübnan ve özellikle de Fransa onlara destek çıkmaktadır.
Doğu Akdeniz’deki birçok parselde sondaj çalışması yapan şirketi, Total
kanalı ile payını artırmaya çalışan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un;
Türklere ve özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı hamaset dolu tutumu
neticesinde, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’e, Türkiye’ye karşı
Yunanistan’ı desteklemek için savaş gemilerini bölgeye göndermeyi teklif eder.
Daha önce de, Güney
Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa’nın 2007 yılında yaptıkları ‘Savunma ve
İşbirliği Anlaşması’ çerçevesinde 2017 yılında Fransızlara adadaki askeri
üsleri süresiz kullanma hakkı verilmişti... Fransa ayrıca öteden beri Kıbrıs’ın
güneyinde bir deniz üssü kurmak istiyor.
Türkiye’nin KKTC ile anlaşma yaparak Kıbrıs’ın güney-doğusunda, GKRY’nin
parsellediği alanlarda araştırma yapmaya başlaması 7 Ekim 2014 tarihli BM
gözetimindeki Kıbrıs barış görüşmeleri Nikos Anastasiadis tarafından tek yanlı
olarak askıya alınmıştı.
Geçtiğimiz
günlerde ise Güney Kıbrıs hükümet sözcüsü, MEB ilan ettikleri 13 blokun 7’sinde
sondaj çalışması yapma lisansına sahip İtalyan Eni ve Fransız Total
şirketlerinden Türkiye’nin teknik veri çaldığını iddia ederek, bu bilgiler
ışığında Türk sondaj gemilerinin doğru noktalara gittikleri ifadesinde bulunur.
Birkaç gün önce ise Avrupa Parlamentosu’nda ırkçı bir Yunan milletvekili
Brüksel’de düzenlenen Genel Kurul’da Türk bayrağını yırtma cüreti gösterir.
Doğu Akdeniz’e
kıyısı olan tüm bölge ülkeleri, BM Deniz Hukuku çerçevesinde anlaşmaya oturup MEB sınırlarını kesin çizgilerle
belirlemek yerine, ötekinin hakkını gasp etmeye çalışmaları hiçbir ülkeye fayda
sağlamayacaktır...
Bilinmelidir ki, doğadaki nimetler; üzerinde barınan her canlının hakkıdır,
sadece güçlü olanın değil.
Günün Sözü
Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.
Yaşar Kemal