Günün Sözü
İnançlarınız
düşünceniz, düşünceniz sözünüz, sözünüz hareketleriniz, hareketleriniz
alışkanlıklarınız, alışkanlıklarınız değerleriniz, değerleriniz kaderiniz olur.
Hindistan’ın ünlü bağımsızlık lideri Mahatma Gandi, zeka ve cesareti ile
milyonlarca insanın hayatını etkilemiştir... İster rasyonel ister irrasyonel
olsun, her şey inançla başlar diyor Gandi... İnançlarımızı güçlendirip,
gerçekten yaşamak istediğimiz hayatı oluşturabilecek düşüncelere sevk olalım...
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü...
1857 yılının 8 Mart günü
New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan, çoğunluğu kadın 40 bin işçi, 16
saatlik çalışma süresinin 10 saate indirilmesi ve ücretlerde artış yapılması
talebiyle greve gitti... Kadınların örgütlediği eylemi durdurmak isteyen polis,
binlerce işçiyi fabrikaya kilitledi... Çıkan yangında içeriye kilitlenen
kadınlardan 129’u yanarak yaşamını yitirdi...
1910 yılında 17 ülkeden 100 kadının katılımıyla, kadın eşitliği ve kadın
istismarının konuşulduğu Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı düzenlendi
Danimarka’da...
19 Mart 1911’de Avusturya,
Danimarka, Almanya ve İsviçre’de 1 milyon insan seçme seçilme hakkı ve iş talebiyle sokaklara
döküldü, cinsiyet ayırımcılığı protesto edildi...
08 Mart 1917’de Petrograd’ta, kadın tekstil işçilerinin düzenlediği
eylemin de etkisi ile ayni yılın Ekim ayında yapılan devrimle Çarlık Rusya
yıkılıp yerine Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) kurulur...
Kadınlar seçme seçilme hakkına sahip olur ve 8 Mart tüm sosyalist ülkelerde
resmi tatil ilan edilir...
Türkiye’de 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü; ulu önder Atatürk’ün “dünyada hiçbir milletin kadını, milletini
kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez”
sözünden cesaret alarak ilk kez 1921
yılında kutlanır...
Birleşmiş Milletler Örgütü 1975 yılında 8 Mart’ı dünya kadınlar günü
olarak kabul etmesinin ardından bugün bazı ülkelerde kutlamalar, bazı ülkelerde
ise protestolar yapılıyor... 8 Mart bazı ülkelerde resmi tatil ilan edilmesine
rağmen hala birçok ülkede günün hiçbir anlamı yok...
Ve
kadınlar,
Bizim kadınlarımız:
Korkunç ve mübarek elleri,
İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
Anamız, avradımız, yarimiz
Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
Ve soframızdaki yeri
Öküzümüzden sonra gelen
Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis
yattığımız
Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
Ve karasabana koşulan
Ve ağıllarda
Işıltısında yere saplı bıçakların
Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim
olan
Kadınlar,
Bizim kadınlarımız...
Böyle
anlatmıştı Nazım Hikmet kadınlarımızı... Kadınlarımızla ilgili çelişkiyi en iyi
anlatan şiirdir belki de...
O günlerden bugüne büyük bir ilerleme
kaydetmiş olmamıza rağmen kadın eşitliğinde hala arzu edilen seviyeye
geldiğimiz söylenemez Türkiye’de...
Önemli
kadın politikacılar, başbakanlar; başarılı kadın iş insanları, CEO’lar
yetiştirmiş olmamıza rağmen hala kızlarını okula göndermemekte direnen babalar
var Türkiyede...
Otobüste direksiyon sallayan; inşaatta
harç karan; taksicilik yapan; kasaplık yapan; örs üzerinde çekiçle demir döven
kadınlarımız olmasına rağmen hala “sen kadınsın, yapamazsın” diyen işletme
sahipleri var...
Eşine,
sevdiğine “sen benim birtanemsin, sen benim çiçeğimsin” diye iltifat yapanlar
olmasına rağmen hala kadınını horlayıp döven erkekler var Türkiye’de...
Kendi kızını erkek sinekten bile sakınan
babalar olmasına rağmen, başkasının kızını taciz etmekten dahi utanmayan
babalar var...
Öğrencisini
taciz eden öğretmenler...
Kendi öz kızını eve kapatıp, yıllarca
taciz eden babalar...
İş
arkadaşını taciz edenler...
Kadına olmadık hakaretler yağdıran,
aşağılayan, farklı bir yaratık muamelesi yapan,
onları yumruklayan erkekler (?) var günümüzde...
Kadın
haklarını, kadın eşitliğini anlatmanın, bir farkındalık yaratmanın vesilesidir
8 Mart belki de...
Ancak bunu tek bir kadının dahi zarar
görmeyeceği günü yakalayana kadar sürekli yapmamız gerekmiyor mu?..