Bugün biraz siyasi konulardan uzaklaşarak, 30 yıldır Amerika’da sürdürülmekte olan bir bilimsel çalışmaya bu sütunlarda yer vermek istedim.
İnsanoğlunun, var oluşundan bu yana enerjiye hep ihtiyacı olmuştur. Aslına bakarsanız ihtiyaç sebebi 10 binlerce yıl önce de ayni idi, bugün de aynıdır… Mağarada yaşarken, enerjiye iki nedenle ihtiyaç duyuyordu insanoğlu… Isınmak ve karnını doyurmak için. Ateşi bunun için kullanıyordu…
Bugün de temel olarak durum ayni değil midir? Yaşadığımız ortamları, dolayısıyla vücudumuzu, farklı yöntemlerle de olsa ısıtmak ve bir şekilde beslenmemiz için gerekli olan materyalleri üretip, mutfağımızda hazırlayana kadar hep enerjiye ihtiyacımız vardır.
10 Binlerce yıl önce ihtiyacımız olan enerjiyi sadece odun ateşinden sağlıyorken, bugün buna onlarca çeşit yakıt daha ilave ettik… Kömür, petrol, su, gaz, güneş, nükleer…
Savaşların birçoğu da, sırf bu yüzden çıkmadı mı? Temelinde hep enerjiye hakim olma arzusu yatmıyor mu? Uzay araştırmaları bile, evrenimizi çözme sevdasından öte, farklı enerji kaynaklarına ulaşma güdüsü değil midir bu araştırmaları tetikleyen?
Gelinen son aşamada güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerjilerin yanı sıra, hidrojen ve nükleer gibi enerjiler de insan hayatında önemli yer tutmaya başladı.
Takip edebildiniz mi bilmiyorum ama geçtiğimiz gün Amerika’nın “Ulusal Ateşleme Tesisinde” 30 yıldır yürütülen bir çalışmanın çok iyi bir aşamaya geldiğini “Büyük Buluş” olarak duyurdu bilim insanları dünyaya.
“Nükleer Füzyon” isimli bu çalışmadaki “Nükleer” sözcüğüne takılıp da, “yine insanlığın başına problem açacaklar” diye düşünmeyin… Bildiğimiz nükleer enerji santrallerinde uygulanan yöntemin tam tersidir “Nükleer Füzyon” teknolojisi.
Füzyon, iki hafif atom çekirdeğin birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşmasına denir. İki çekirdek birleşirken ortaya bir enerji çıkıyor ki, bilim insanları bu enerjiyi ekonomik yöntemlerle elde edip insanlığın kullanımına sunmak için uğraşıyor.
Bu buluşun temelinde, bilim insanlarının güneşteki enerjinin kaynağını merak edip araştırmaya başlamaları var… Güneşteki enerji de nükleer füzyon sayesinde oluşmaktadır çünkü.
Nükleer enerji santrallerinde kullanılan yönteme ise “Füzyon” değil, “Fisyon” deniyor… Fisyon, bir atom çekirdeğinin parçalanmasına verilen isimdir… Uranyum ve plütonyum gibi ağır çekirdekler nükleer santrallerde bölünerek ortaya çıkan enerji, elektrik enerjisine çevriliyor.
Hiroşima ve Nagasaki’yi yerle bir eden atom bombası aslında bir “Fisyon” bombası olduğu için insanoğlu 1945’ten bu yana “nükleer” sözcüğüne karşı hep alerji duymuştur. Daha sonra Çernobil’deki nükleer santralde 1986 yılında meydana gelen patlama sonucunda oluşan maddi manevi kayıpların yanı sıra yaşanan travma ise hala atlatılmış değil.
İnsanlığı yok etmeye yönelik kullanım riski ve kaza risklerine karşın; Fisyon teknolojisi sayesinde diğer enerji kaynakları ile mukayese edildiğinde, 1 milyon kat daha fazla enerji elde ediliyor… Tabii bir de bu yöntem sonucunda oluşan nükleer atıkların 10 yıllarca toprağın derinliklerinde muhafaza edilmesi de gerekmektedir.
Füzyon yöntemi ile elde edilen enerji ise Fisyon yöntemi le elde edilenden 3-4 kat daha fazladır… Üstelik atık yok, patlama riski de yok… İnsanlığı yok etmek için kullanılabilir mi? Sorusu ise “vicdanlar düzelmediği sürece, her şey olabilir” şeklinde yanıtlanabilir.
Füzyon yöntemi ile ekonomik boyutta enerji elde edebilme çalışmalarının önünde daha uzun yılların olduğu da bir başka gerçek… Çünkü yıllardır bilim insanları bu yöntemle enerji elde edebilmek için çok daha fazlasını harcamak zorunda kaldılar. Yani geçtiğimiz günlere kadar harcanan 1 birim enerjinin en fazla yüzde 70 kadarı üretilebilmişti.
Amerika’nın “Ulusal Ateşleme Tesisinde” geçtiğimiz gün “Büyük Buluş” olarak yapılan duyurudaki başarı oranı ise ilk kez, verilen enerjinin 1,5 katına çıkmış… Ancak bu oran oldukça düşük sayılıyor… Sistemin verimli olarak çalışabilmesi için en azından verilen enerjinin 10 katının elde edilebilmesi gerektiğini söylüyor bilim insanları…
Daha yürüyecek uzun bir yol olmasına rağmen, füzyon yöntemine şimdiden geleceğin temiz ve ekonomik enerjisi olarak bakabiliriz… Kim bilir, belki de o zaman enerji savaşlarını tarihin derinliklerine gömmüş oluruz.
Günün Sözü
Dünyada her şey için, medeniyet için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.
Mustafa Kemal ATATÜRK