Geçtiğimiz Pazar günü başlayıp 3 gün süren; dünyanın en zengin 7 ekonomisine sahip ülkelerin liderlerinin de katıldığı G7 toplantıları yer aldı Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nde.
1970’li yılların enerji krizi, resesyon ve yüksek enflasyon gibi sorunların görüşülebilmesi için başlayan G7 konferansları her yıl düzenli olarak; ABD, Kanada, Japonya, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya’nın katılımıyla gerçekleşerek ekonomik politikalar masaya yatırılır.
1986 yılından itibaren, üye ülkelerin liderleri de katılmaya başlar toplantılara… 1997’de Rusya’nın da katılmasıyla G7, G8 olarak anılmaya başlar… Ancak 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesi sebebiyle Rusya toplantılara çağrılmayarak yeniden G7 olarak yola devam edilir.
Dünya nüfusunun sadece yüzde 10’nunu oluşturan bu 7 ülke, küresel servetin yüzde 50’sine (420 trilyon dolar) sahiptir… G7 ülkeleri küresel GSMH’nın yaklaşık yüzde 40’ina denk gelen 45 trilyon dolarlık üretim yapmasına rağmen, toplamda 62 trilyon dolarlık dış borçla, listenin ilk sıralarında yer alır.
Bu yıl; “Sürdürülebilir Dünya”, “ Ekonomik İstikrar ve Dönüşüm”, “Sağlıklı Yaşam”, “Daha İyi Bir Geleceğe Yatırım” ve “Çok Taraflılık” başlıkları altında 5 ana konu yer alır konferansta…
Ancak G7 Liderler Zirvesi’nin en önemli 2 konusu Rusya ve Çin’di şüphesiz… Ukrayna krizi sonrasında uygulanmaya başlanan Rusya’ya yönelik yaptırımlar görüşülür zirvede… Mevcut yaptırımlara ilave olarak Rusya’dan altın ithalatının da durdurulması konusunda kararlılık dile getirilir.
Doğal gazdan sonra 16 milyar dolarla Rusya’nın 2. büyük ihracat kalemini oluşturan altının, kuyumculuk sektörü yanı sıra; elektrikten, uzay ve havacılığa; inşaattan, yiyecek ve içecek sektörüne kadar birçok kullanım alanı mevcuttur.
Ancak, Çin ve Avustralya’dan sonra dünyada en çok altın çıkaran 3. ülke konumunda olan Rusya’ya uygulanacak bu yeni yaptırımın, diğerleri gibi Rusya’dan çok, sanayileşmiş ülkelere zarar vereceği konuşulmaktadır.
Öte yandan “Modern İpekyolu Projesi” olarak adlandırılan ve toplamda 10 trilyon dolar yatırım yapması planlanan Çin’in “Kuşak ve Yol Projesi” alternatifi olarak, düşük ve orta gelirli ülkelere yönelik yeni bir altyapı çalışmasının başlatılması kararı alınır... Buna göre 2017 yılına kadar 600 milyar dolarlık hibe ve yatırım öngörülüyor… Bu miktarın 300 milyarını AB, 200 milyarını ABD ve 100 milyarını da Kanada ile Japonya karşılayacak.
Zirvenin gerçekleşmesinin hemen ardından G7 liderleri NATO zirvesi için İspanya’nın başkenti Madrid’in yolunu tutar… G7 Liderler Zirvesi, 29 Haziranda başlayıp 30 Hazirana kadar sürecek olan NATO zirvesinin bir nevi ön çalışması olur.
NATO Zirvesinin en önemli konuları G7’de olduğu gibi Rusya ve Çin… Ancak bu iki ülkenin yanına Türkiye de ekleniyor…
Burada da Ukrayna’ya yardımlar, Rusya’ya yaptırımlar ve Çin’in genişlemesi karşılığında alınacak önlemler konuşulacak.
Öte yandan NATO zirvesinin en önemli konularının başında şüphesiz ki Finlandiya ve İsveç’in üyelik başvurusu karşısında kesin tavır alan Türkiye’nin ikna edilmesi var.
Ancak Türkiye bu konuda başından beri kararlılığını sürdürüyor… Bölgede NATO için vazgeçilmez bir güç haline gelen Türkiye’ye büyük ihtimalle birtakım tavizler verilerek NATO’nun planlanan bu genişleme sürecindeki en büyük engelin kaldırılması yönüne gidilecektir… Nitekim son günlerde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg sık sık Türkiye’nin haklılığını dile getirmektedir.
NATO görüşmeleri başlamadan, Türkiye, İsveç, Finlandiya liderleri ve Stoltenberg’in katılımıyla dün Madrit’te gerçekleşen 4’lü zirveden çıkan sonucun detayları henüz açıklanmadan yorum yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum… Stoltenberg’in basın toplantısına bakarak Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya üyeliklerine yeşil ışık yaktığı anlaşılmaktadır… Ancak Türkiye önceki kararlılığını devam ettirerek 4’lü zirvede “laf yerine somut adım” atılmışsa, bize düşen tüm ülke olarak bunu desteklemek olacaktır.
Bugün başlayan NATO zirvesinde ise; Rusya’nın zayıflatılmasının ardından, Çin’e karşı da yeni bir strateji belirlenecektir… Buna göre Pasifik ülkelerini de tarafına çekerek Çin’in kontrol altında tutulması hedeflenmektedir.
Özellikle ABD için NATO’nun bu kadar önemli hale geldiği bir dönemde, kan kaybedecek kararlar üretilmesi ve bu anlamda Türkiye’nin gözden çıkarılması beklenmemelidir… Zirve öncesinde Yunanistan’ın çıkardığı feryatlara dahi kulak verilmeyecektir… Şurası bir gerçek ki bugün ve yarın, Türkiye’nin geleceği için önemli bir dönüm noktası olacaktır.
Günün Sözü
Neye inandığımız veya ne düşündüğümüzle sonuca varmak çok zayıf bir ihtimaldir. Sonuca ulaşabilmenin tek yolu sadece ne yaptığımızla mümkün olur.
John Ruskin