İlan

Harekat - ADEM AKÖL

Harekat

ADEM AKÖL

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 1 Aralık 2022 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu; terörizmle mücadele, Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırması, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına gözlemci statüsünde kabul edilmesi ve Bosna-Hersek ile Kosova’da meydana gelen son gelişmeleri değerlendirdi.

Yayınlanan bildiride, terörizm konusu ile ilgili şu ifadeler yer aldı: “Yüce milletimizin ve eşsiz ülkemizin savunmasını ve güvenliğini sağlamak maksadıyla BM şartının 51. maddesi kapsamında güney sınırlarımız boyunca icra edilen operasyonların tek hedefi terör örgütleridir… Bölgemizde; sınırlarımızı, şehirlerimizi, vatandaşlarımızı ve güvenlik güçlerimizi hedef alan hiçbir terör örgütünün varlığına ve etkinliğine müsaade edilmeyecek, bunun için gereken her adım kararlılıkla atılacaktır.”

Daha önceki yazılarımda da, yeri geldikçe sık sık belirtmiş olmama rağmen bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum… BM’nin 51. maddesinde aynen şunlar yazıyor… “İş bu anlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler Üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde; Güvenlik Meclisi, milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası için lüzumlu tedbirleri alıncaya kadar, tabii olan münferit veya müşterek meşru müdafaa hakkına halel getirmez. Bu meşru müdafaa hakkını kullanarak üyelerin aldığı tedbirler, derhal Güvenlik Meclisine bildirilir ve Meclisin, iş bu anlaşmaya dayanarak milletlerarası barış ve güvenliğin muhafaza veya iadesi için lüzumlu göreceği şekilde her an harekat etmek yetki ve ödevine hiçbir veçhile tesir etmez.”

BM’nin 51. maddesi o kadar açık ve net ki… “BM’ye üye herhangi bir devlet silahlı saldırıya uğrarsa; BM Güvenlik Meclisi gerekli tedbirleri alıncaya kadar, saldırıya uğrayan devlet meşru müdafaada bulunabilir.” Bu kadar net ve açık…

Kırk yıla yakın bir süredir terörizmin saldırıları karşısında çok maddi ve manevi bedeller ödemiş olan Türkiye halkı, ne yazıktır ki BM’ye sesini duyurabilmiş değil… Kırk yıla yakın bir süredir sürekli olarak Türkiye’nin maruz kaldığı terörist saldırıları durdurabilmek için Birleşmiş Milletler, 51. maddenin öngördüğü tedbirleri almış değil.

Türkiye’nin 2019 yılında güney sınırlarımız boyunca 30 kilometrelik teröristlerden arındırılmış bir güvenlik şeridi oluşturabilmek için yaptığı mutabakatlara aradan 3 yıl geçmiş olmasına rağmen ne Rusya ne de ABD uymuş değildir… Tam tersi, her iki ülke de PKK’nın türevleri olan Suriye’deki diğer terör örgütlerini besleyerek, kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda taşeron güçler olarak kullanmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde başlatılan Pençe Kılıç Hava Harekatı’nı pekiştirmek ve köklü temizlik yapmak için, teröristlerin sivil halkla karışarak iyice yuvalandıkları Tel Rifat, Münbiç ve Ayn El Arab bölgelerine TSK’nın kara harekatı başlatmasını, günlerdir engellemeye çalışıyor Rusya ve ABD.

ABD yıllardır beslediği, eğitip ellerine silah verdiği PKK uzantısı örgütlerin varlığını dünyaya ‘DEAŞ ile mücadele’ kisvesi altında kabul ettirmeye çalışırken, Rusya da Türkiye’yi Şam rejimi ile yakınlaştırarak, PKK’yı rejimle birleştirmenin yollarını arıyor.

Suriye Hükümeti’nin daveti üzerine bölgeye gelmiş olan Rusya, hazır Tartus gibi bir limanla Akdeniz’e giriş yapmışken; mevcut havaalanlarını kendi üssü gibi kullanırken ve buralardaki varlığını, bölgedeki terör örgütlerini kullanarak sürdürürken, niye PKK’nın yok olmasına göz yumsun?

Diğer taraftan ise ABD, Rusya’nın Suriye’ye iyice yerleşme çabaları sürerken, onu tek başına bırakarak bölgeye tamamen hakim olmasına göz yumar mı? Üstelik Suriye petrollerinin kaymağını yemek dururken…

Bu yüzden değil midir ki yıllardır dünya, PKK’nın Türkiye’ye karşı yaptığı eylemlere ses çıkarmıyor?

Bu yüzden değil midir ki Polonya topraklarına sadece 1 füze düşmesiyle NATO ayağa kalkarken, yıllardır bize karşı yapılan saldırılara sessiz kalıyor?

Harekatı yapıp etrafı tertemiz etmek TSK için çok kolay… Hiçbir güç, onun karşısında durma cesareti gösteremez… Ancak, emri vermek zor…

Bu o kadar karmaşık ve zor bir denklem ki! Sonucun getiri ve götürülerini çok iyi hesaplamak lazım… Getiri hanesine yazılacakların çok net olmasına rağmen; götürü hanesine yazılacakları, ince diplomasi ustalıkları ile azaltmak gerekecektir.

Her şeye rağmen, bu denklemi çözüp artık PKK’yı tarihin çöplüğünde bırakmaktan başka çaremiz kalmadığı da bir başka gerçek…

 

Günün Sözü

Durmadığın Sürece, süratin fazla bir önemi yok, muhakkak hedefe ulaşırsın.

Konfüçyüs